DOLAR 8,4705
EURO 10,2921
ALTIN 502,04
BIST 1.441
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 25°C
Gök Gürültülü
Ankara
25°C
Gök Gürültülü
Pts 24°C
Sal 29°C
Çar 28°C
Per 29°C

ÇOK ACIDI MI BABA?

18.06.2017
14
A+
A-

Siz evinizin önünde, üniformalı birkaç asker görseniz ne hissedersiniz? Veya bir ambulans, bir askeri araç… Gerçekten ne hissedersiniz? 

 

 

Biz asker aileleri, hele ki baba görevdeyse. Mesela El-Bab’da, Şırnak’ta, Bingöl’de, Tunceli’de… O fakir evlerimizin önüne, askeri araç gelmesin, üniformalı hiç kimse kapımızı çalması diye dualar ederiz. Çünkü acı haber getirir onlar. Ve haber getirenin işi çok zor ve aslında bir o kadar da kolaydır… Çünkü gelen üniformalı, kara haberi vermeden… Haber bekleyen anlar ne olduğunu. Gelen üniformalının kendisidir haber. Ama gelen de kahrolur. Ölmüş kadar kahrolur. Kendi eşi, evlatları gelir gözünün önüne. Ağıtlar, saçını başını yolanlar, feryatlar… yüzyıl gibi gelen birkaç gün…

 

 

Nereden mi biliyorum? O haberin geldiği evlerde bulundum, o haberi getirenlerin yanında da… Gasilhanede cenazelerini de yıkadığım oldu. Sayısını bilmediğim kadar hem de. Kefeni de bağladım. Mezar çukurunda kefenin bağını da açtım. Yüzünü kıbleye çevirip, topraktan yastık da yaptım… Yüzünü kıbleye çevirirken, tebessüm eden şehit kardeşimi de gördüm… Yalan söylediğim de oldu… Bazı ailelere; “şehit cenazesi tabutla gömülür, bu adettir” dedik. Aileler son bir kez yüzünü görmek istediğinde ise, imamı da yalanımıza ortak ettim. “Şehit cenazesinin bedenini görmek caiz değildir” dedirttik imama… Çünkü, tabutta parçalar halinde koymuştuk, cennet yolcumuzu… 

 

 

Bir şehit babasının dedikleri kulaklarımdan hiç gitmiyor. 

 

Cenaze saati geldiği halde, ortada cenaze yoktu. Yetişememişti. Uçaktan alınacak ve 200 kilometre yolu kara yoluyla gelecekti. Bölgenin milletvekilini ve bakanı aradım. Durumu anlattım. Helikopter sağlandı ve bilgi verildi. Şehit babasını da milletvekili ile görüştürdüm. Dili sürçtü ve vekile şunları söyledi: “Sağolun vekilim. Helikopter sağlanmış. İnşallah cenazemiz sağ salim zamanında burada olacakmış…” 

 

 

Bir cenazenin sağ salim gelmesine sevinen ve şükreden vakur ve metanetli bir milletiz. Şükür ki VATAN SAĞOLSUN deyince, ürperen bir milletiz…  Çok şükür ki; Böyle olmasıyla da gurur duyan bir milletiz… 

 

 

 

* * *

 

 

 

Ya Miraç kızımız… O’nun daha kabre konulmamış şehit babası Piyade Uzman Çavuş Emin Güngör’e hitaben yazdığı mektup… Kim ağlamadan okuyabilir ki. Okurken Kim kahrolmaz ki, kimin akına kendi evlatları gelmez ki? Düşünsenize… “Doya doya son kez öpmek istiyorum yüzünü. Yarın göreceğim o güzel yüzünü. Yüzünde bir şey yokmuş, öyle diyorlar. Çok canın yandı mı baba, çok acıdı mı” diyor babasına… Şimdi düşünün, hayal edin… Miraç kızımızın durumunu. 

 

 

Benim babamın cenazesinde, yüzünü öpmek için kefenini araladığımda, mışıl mışıl uyur gibiydi, gülümsüyor gibiydi… Öptüm ama… Sımsıcak değildi. Hala babamın yanaklarının o soğukluğu dudaklarımdadır. 

 

 

 

* * *

 

 

Hiçbir acı nasırlaştırmıyor yüreğimi. Her yara taze, her çocuğun feryadı kulaklarımda. “Esef Amca hani babam gelecekti. Hani mutlu olacaktık” diyen şehit evladı da oldu. Bir şey diyemediğim, yutkunduğum… Hangisini anlatayım, hangisinin acısı daha az. Ya Rabbimiz sabır versin hepimize… Önce ailelere… 

 

Kusuruma bakmayın, yazacak daha çok ama çok şey var ama. Burada bitirmeliyim diye düşünüyorum. Çünkü ne yazarsam yazayım artık anlamı olmayacak… 

 

 

VATAN SAĞOLSUN diyerek, Miraç kızımızın mektubunu okumanızı rica ediyorum.

 

 

 

 

ÇOK ACIDI MI BABA?

 

 

Dayanamıyorum baba, inan dayanamıyorum. Çok hayalimiz vardı, ne güzel hayallerimiz vardı. Hani hep derdin ya, bi asker olda göğsümü gere gere benim kızım asker diyeyim. Bide arada teğmen Miraç diye seslenirdin nasıl gaza gelirdim anlatamam. Kim beni destekleyecek bu kadar. Sanki herşey bi kabustan ibaret senin o uçaktan inişin, askerlerin seni taşıması, göğsümde yazan Şehit Emin Güngör yazısı.

 

 

Niye bu kadar erken, isyan etmek istemiyorum ama ülke de bu kadar şerefsiz varken niye sen. Benim artık koşulsuz şartsız güvenebilceğim bi erkek yok hayatımda. Ya da kapı gibi babam var bana bişey olmaz diyemiycem. O kadar çok istiyorum ki son kez sarılmak, doya doya öpmek, o güzel yüzünü son kez görmek istiyorum. Yarın görücem yüzünde bişey yokmuş öyle diyorlar. Baba çok mu yandı canın, çok mu can çekiştin. Ben dün açmıycağını bildiğim telefonunu aradım, görmüyeceğini bildiğim bir sürü mesaj attım.

 

 

Hala şaka gibi geliyor sanki yine arıycam yeni paylaştığım fotoğrafa laf edeceksin, yaptığım makyaja, giydiğim kıyafete huysuzlanıcaksın. Yine telefonla çok oynamama kızıcaksın. Baba umarım kalbini kıran bi söz söylememişimdir. Seni çok seviyorum biliyorsun demi çok seviyoruz. Sen bizi hep izliyorsun onu da biliyorum. O kağıdı mezarına mı bıraksam yoksa bende mi kalsa bilmiyorum. Hayalim gelince boynuna atlayıp vermekti. Olmadı. Ve hakkını yiyenlerin vicdanını rahatlatmak için yapmacık üzüntüleri ayrı bi olay. Bunun öbür dünyası var baba üzme kendini. 

 

Dün gece çok çığlık attım gökyüzüne belki sesim sana ulaşır diye. 
 

 

Biricik kızın.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.