ERDOĞAN HANGİ PAŞAYA ‘KES LAN’ DEDİ?
AKP tabanında bir efsane olarak anlatılan olayı ODA TV’den Asiye GÜLDOĞAN kaleme aldı. GÜLDOĞAN yazısında, hükümet ile askerin arasını açmak isteyen cemaatin yaptıklarını kısaca değerlendiriyor.
***
İŞTE O YAZI
Erdoğan kime “kes lan” diye bağırdı
Erdoğan’ın paşalara haddini bildirdiği ,AKP’nin tabanında “bir efsane” şeklinde anlatılıyordu. Bunlardan en meşhuru da Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur’a “Kes lan paşa!” diye ayar vermesiydi.
Aslında “Milli Görüş geleneğinden” gelen Erdoğan ve arkadaşlarından oluşan “çekirdek kadro”, 28 Şubat’taki tavırları yüzünden Fethullah Gülen ve cemaatine hiç de sıcak bakmıyordu. Zaten Gülen ve cemaati, AKP’nin kuruluşunda yanında olmamış, olmak isteyen cemaat mensuplarını engellemiş, seçimde de AKP’ye değil ANAP’a oy vermişlerdi.
Cemaat mensupları o dönemde Belediye Başkanı olan Erdoğan’ın halk tarafından ilgi gördüğü, parti kurarsa büyük şansı olduğu dile getirdiğinde, Gülen Erdoğan’ın “başarılı olamayacağını”, askerin “Erdoğan’ı Erbakan’dan daha tehlikeli gördüğünü” söylüyordu. Kendisi de Erdoğan’ı radikal ve dik kafalı olarak görüyor, “Erbakan’ın devlet terbiyesi vardır, Erdoğan’da o da yoktur” diyor, “Erbakan’dan beter maceracı” olduğunu ifade diyordu. Hem Erbakan, hem de asker Erdoğan’a geçit vermezdi.
“28 Şubat Cemaate dokunmuyor, Erbakan’a karşı korunuyor” derken askerler ve medya bir süre sonra Cemaat’in üzerine hışım gibi geldi. Gülen, “Ecevit’in yardımıyla” ABD’ye gönderilince, kılpayı kurtuldu.
Ecevit’in “gerekirse hükümeti bozma” tehdidi yüzünden asker Cemaat mensuplarının üstüne gidemedi. Olay sadece medyanın Gülen ve Cemaat hakkındaki saldırısıyla kaldı.
Erdoğan’ı şiir okumaktan hapse atıldığında, siyasi rakipleri kadar Gülen ve cemaati de rahatladı. “Gerekirse Erbakan’a geçit verirler ama Erdoğan’a fırsat vermezler” diyen Gülen haklı çıkmış görünüyordu. Erdoğan’dan ve partisinden uzak durulması gerektiğini söyledi.
Gazeteci ve Yazarlar Vakfı’ndan Latif Erdoğan’ın Erdoğan’ı hapiste ziyaret ettiği haberi Gülen’i çok kızdırdı. Bir zamanlar en yakınında olan, hayatını yazan Latif Erdoğan artık Gülen’in gözünde bitmişti.
Ancak AKP tek başına iktidara gelmişti, Gülen şaşkındı. Cemaat mensuplarından bazıları tarafından “keşke destekleseydik” hayıflanmaları olunca “Tek başına da iktidara gelseler başarılı olamazlar, başlarına balyoz gibi inecekler” diyordu Gülen.
Daha o zamandan Cemaat, AKP ile asker arasında bir şeyler olsun diye elinden geleni yapmaya başladı. Kimseler artık “Fethullahçılarla ilgilenmezken, Cemaat her şeyi yapacak” ama “kimse Cemaatin bir şeyler yaptığını bilmeyecekti”.
KİMSELERİN ANLAMADIĞI CEMAAT HAMLELERİ
Krizler, seçimler, Ak partinin iktidar olması gerçekten de, “Fethullahçılar olayını” çok arka plana atmıştı. Bu durum Cemaat’in kadrolaşmasının “gözden ırak” hızlanmasına da zemin hazırlıyordu. AKP devleti “anlayıncaya ve tanıyıncaya” kadar, “Fethullahçı” kadrolar yerlerini alacaktı.
Gülen cemaatinin dışında bütün cemaatler AKP için seferber olmuşlardı. “Fıtratı icabı Erdoğan’ın askerlerle karşı karşıya gelmesinin kaçınılmaz olduğunu” ısrarla söyleyen Gülen, bu durumu lehlerine görüyordu. “Hükümet asker korkusunu yaşayacak”, askerler de kendileriyle uğraşmayıp hazmedemedikleri “Erdoğan’la uğraşmış” olacaklardı.
Nitekim bu konuda Cemaat ilk hamlesini yapmakta gecikmedi.
Askerlerin hükümete verdiği ilk brifingdeki konular medyada yer alıverdi. Cemaat’e mensup yaverler, brifingdeki konuşmaları gereken yerlere, onlar da medyaya ulaştırdı. Bu işin içinde Cemaat’in olduğunu akıllarına dahi getirmeyen iki taraf şaşkındı. Başbakan Abdullah Gül Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’e telefon açıp, bunun nasıl olduğunu soruyordu. Özkök Paşa da duruma hayret etmiş, soruşturma açacağını söylemişti.
“KES LAN PAŞA!”
Daha sonra Erdoğan Başbakan olunca, MGK toplantılarında hükümet üyeleriyle, askeri üyeler arasında sürtüşmeler yaşandığı, Erdoğan’ın paşalara haddini bildirdiği dile getiriyor, bu olaylar AKP’nin tabanında “bir efsane” şeklinde anlatılıyordu. Bunlardan en meşhuru da Başbakan Erdoğan’ın Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur’a “Kes lan paşa!” diye ayar vermesiydi.
O zamandan beri anlatılanlara ve yazılanlara göre: Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur’un katıldığı son Milli Güvenlik Kurulu Toplantısı’nda Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından Eruygur’a söz verildi. Herkes, Şener Eruygur’un selamlama ve veda konuşması yapacağını beklerken Şener Eruygur, cebinden çıkardığı kağıdı okumaya başladı.
“İktidarın, gericilere, yobazlara” nasıl iltimas geçtiği… Cemaatlere nasıl kol kanat gerdiği… İrticanın bu hükümet zamanında nasıl kök saldığı” gibi sözler dökülünce, Başbakan Erdoğan:
“Kes lan!” diye bağırdı öfkeyle. Yüzü kıpkırmızıydı.
“Kes lan!” sözü üzerine bir anda ortalık buz kesti ve toplantı sona erdi.
Erdoğan’ın “askeri vesayete böyle meydan okuduğu” söylentileri hükümete yakın medyada, özellikle liberal yazarlar tarafından sıkça dile getiriliyordu.
Her şey çok güzeldi, Türkiye çağ atlıyordu, ekonomik başarılar elde ediliyordu havası yaşanırken nedense ikide bir “Erdoğan ile askerlerin atıştığı, askerlerin Erdoğan’ı sevmediği, Erdoğan’ın da onlara haddini bildirdiği” hep gündeme geliyordu.
Erdoğan 2006 yılında yine bir Paşa ile atışmıştı. Sonradan Cemaat’in yanında yer alacak Liberal yazarlara göre, 2006 yılı Yüksek Askeri Şûrâ toplantısında Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Faruk Cömert Milli Eğitim Bakanlığı’ndaki irticai faaliyetler konusunu gündeme getirmişti. Başbakan Erdoğan dinlerken tek tek not alıyordu.
ERDOĞAN O KOMUTANIN NE DİYECEĞİNİ BİLİYORDU
Konuşma bitince, gergin bir havada, “Bunlar Hava Kuvvetleri’nin görevi değil” diye konuşmaya başladı. Buz gibi bir hava esti. “Ama aynı zamanda söyledikleriniz de doğru değil. Göreviniz olmamasına rağmen yine de tek tek cevap vereceğim” diyerek Cömert’in gündeme getirdiği iddialara karşılık verdi. Başbakan’ın bu çıkışı üzerine kimse söz alamadı.
Şûrâ toplantısından sonra Faruk Cömert, aracına bindikten sonra, “Ben konuyu açacaktım, diğer komutanlar da dalacaktı. Ama hepsi beni sattı” diye hayıflandı. Sonradan anlaşıldı ki, satanların çoğu Cemaatçiydi. Erdoğan da, Cömert’in ne diyeceğini önceden biliyordu, ona göre hazırlanmıştı.
“ERDOĞAN İLE ASKERİ BİRBİRİNE DÜŞÜR, MEVZİ KAZAN” TAKTİĞİ
Çok geçmeden Şemdinli Olayları patlak verdi. Olaylar ve savcı Ferhat Sarıkaya’nın Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Büyükanıt’ın davaya dahil etmesi “provokatif” ve ilginçti, Sonradan anlaşıldı ki, Van’ın yeni atanan başsavcı vekili cemaatçi İbrahim Özer Şemdinli olayı hakkında fezleke ile gelen soruşturmayı yine cemaatçi savcı Ferhat Sarıkaya’ya verdi. Sarıkaya yine cemaatçi KOM Müdürü Mustafa Uçkan ile bilgi toplama konusunda görüştü.
Van’da 3. Ağır Ceza Mahkemesi başkanı İlhan Kaya da Cemaat’in önde gelenlerindendi ve Şemdinli’deki olayla ilgili soruşturma konusunda savcı Sarıkaya’yı yönlendirmeye başladı. Özellikle Yaşar Büyükanıt’ı soruşturmaya dahil etmesini istedi. Büyükanıt’ın Genelkurmay Başkanı olacağı kesin gibiydi.
İlhan Kaya, “Yaşar Büyükanıt’ın askeri bir darbe yapacağını, bunun engellenmesinin çok önemli olduğunu” ifade ediyordu. “TSK’daki cemaat yapılanması” için de, “TSK ile Hükümet krizi çıkması” açısından da Büyükanıt’ın bu soruşturmaya dahil edilmesi gerekiyordu.
“Örgüt kurmak, sahte belge düzenlemek ve görevi kötüye kullanmak” iddialarıyla Yaşar Büyükanıt hakkında Genelkurmay tarafından soruşturma açılmasının istenmesi Türkiye’yi sarsacak bir hareketti.
Bir süre sonra Savcı Ferhat Sarıkaya’ya görevden alınacaktı. Ancak o “vazifesini yerine getirmiş”, kendini feda ederek Cemaat’in yolunu açmıştı. Hem “Hükümet-Asker çatışmasını diri tutmuş”, hem de Türkiye bunu tartışırken, “Cemaat subayları TSK’da mevzi kazanmaya” devam etmişti.
Ferhat Sarıkaya görevden alınarak hem “mağdur”, hem de bazılarının gözünde “kahraman” olmuştu. Ama asıl mükafatı Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi başkanı İlhan Kaya ona verdi. Hoca Efendi’nin, “Böyle bir kahraman çıkmış, kendisine ve ailesine ölünceye kadar bakılacak, bu da size bir vasiyetimdir” dediğini söyledi.
Bir süre sonra Cumhuriyet gazetesine patlamayan bomba saldırısı, ardından da Danıştay saldırısı oldu. Her ikisini de yapanların Allahüekber diye bağıran gericiler olduğu söylendi. Saldırıyı azmettirenlerin Ergenekoncular olduğu iddia edildi.
YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ…