Dolar 30,9842
Euro 33,6180
Altın 2.015,39
BİST 9.347,17
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 12°C
Açık
Ankara
12°C
Açık
Cum 14°C
Cts 15°C
Paz 14°C
Pts 14°C

TABUR HAREKAT SUBAYI: O YÜZBAŞININ SÜREKLİ YASA DIŞI İŞLERİ VARDI EVİNDEKİ EŞYALARI SATIP…

Necip Hablemitoğlu suikastı davasında tanık olarak dinlenen dönemin cinayet büro polisi “Cinayette kullanılan fişeği 2002’de Türkiye’de bulmak mümkün değil” dedi.

TABUR HAREKAT SUBAYI: O YÜZBAŞININ SÜREKLİ YASA DIŞI İŞLERİ VARDI EVİNDEKİ EŞYALARI SATIP…
30 Kasım 2023 15:07
493

KAYNAK : YENİÇAĞ / AJANSLAR

Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu’nun öldürülmesine ilişkin davada tanık olarak ifade veren ve suikast sırasında cinayet büroda görev yapan polis memuru, “Cinayette kullanılan fişeği 2002’de Türkiye’de bulmak mümkün değil. O dönemde bu mermi sadece ABD’de kullanılıyordu. Bu merminin Türkiye’ye girmesi için tek bir ihtimal vardı o da ABD’de atış teknikleri ile ilgili olan bir eğitim vardı ve o dönem bu eğitime giden emniyette çok kişi vardı. Özellikle emniyetteki FETÖ’cüler bu mermiyi kullanma adeti oluşturdu” diye konuştu.

DHA’nın haberine göre, akademisyen Necip Hablemitoğlu’nun Ankara’da 18 Aralık 2002’de evinin önünde silahlı saldırıda öldürülmesine ilişkin davada, tutuksuz 10 sanığın yargılanmasına devam edildi.

Ankara 28’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, sanıklar Levent Göktaş, Aydın Köstem, Mehmet Narin, Fikret Emek, Ahmet Tarkan Mumcuoğlu katılırken eski istihbaratçı Enver Altaylı ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlandı.

‘BOZKIR’IN SÖYLEDİKLERİNİ TERÖRLE MÜCADELE ŞUBESİNE ANLATTIM’

Duruşmada tanık olarak dinlenen polis memuru T.T., MİT operasyonuyla Ukrayna’dan getirilen ve tahliye edildikten sonra yine firari durumda olan görevinden ihraç edilen eski asker Nuri Gökhan Bozkır’ı tanıdığını belirtti.

2006 yılında çete operasyonu nedeniyle Bozkır ile beraber yargılandıklarını söyleyen T.T., “FETÖ davasına müdahil oldum. Hakkımızda beraat kararı verildi. Bozkır da FETÖ ile ilgili çok şey bildiğini sürekli söylerdi. Bozkır, Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda görevlendirildiğini ve FETÖ’nün içine sızarak rapor hazırladığını anlattı” dedi.

“Bozkır’ın bir dediği bir dediğini tutmuyordu” diyen T.T., “Bozkır, Zihni Çakır’a, Hablemitoğlu suikastının Özel Kuvvetler Komutanlığı tarafından işlendiğini düşündüğünü söyledi. Sonra delil toplayacağını söyleyerek ortadan kayboldu. Beni Zihni Çakır ile tanıştıran da Bozkır’dır. Bozkır’ın anlattıklarını terör şubeye anlattım, araştırıldı ve bizi yanlış yönlendirmeye çalıştığını, anlattıklarının doğru olmadığını anladık” ifadelerini kullandı.

2014 yılından sonra Bozkır’ı hiç görmediğini belirten T.T., “Olayın olduğu tarihte ben cinayet bürodaydım. Cinayette kullanılan fişeği 2002’de Türkiye’de bulmak mümkün değil. Bunun amacı kişiyi direkt öldürmek, o dönemde bu mermi sadece ABD’de kullanılıyordu. Bu merminin Türkiye’ye girmesi için tek bir ihtimal vardı o da ABD’de atış teknikleri ile ilgili olan bir eğitim vardı ve o dönem bu eğitime giden emniyette çok kişi vardı. Özellikle emniyetteki FETÖ’cüler bu mermiyi kullanma adeti oluşturdu. O dönem bu cinayet bana nasip olsaydı bu olayı ben çözerdim diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.

TABUR HAREKAT SUBAYI: BOZKIR’IN SÜREKLİ YASA DIŞI İŞLERİ VARDI

Tanık olarak dinlenen tabur harekat subayı A.B., 1989 yılında kara harp okulundan mezun olduğunu, 2017 yılında Özel Kuvvetler Komutanlığı’ndan emekli olduğunu söyledi.

Nuri Gökhan Bozkır’ın kanun dışı işleri olduğu ve hakkında işlem yapılması için yazılar yazdığını belirten A.B., şöyle devam etti:

“Sanıkları Özel Kuvvetler’den tanıyorum birlikte çalıştık. Görev dışında Levent Göktaş albayımla görüşürdük. Cinayetle ilgili hiçbir şey konuşulmadı. Hablemitoğlu’na arkadaşlarımın saygısı ve sevgisi vardı. Nuri Gökhan Bozkır’ın 3-4 tane vukuatı vardı. Kendisi hakkında hukuki işlemler yapılması için yazılar yazdım. Özel Kuvvetler’in vukuat ile anılmasını istemedim. Bozkır’ın disiplin sorunu vardı. Evdeki eşyaları satıp sonra polisi çağırıp evime hırsız girdi diye tutanak tutturmuş. Bozkır’ın sürekli yasa dışı işleri vardı. Yine başka birinden para alıp işe sokacağını iddia etmiş. Bozkır, 31 Aralık yılbaşı akşamı Özel Kuvvetler’e dışarıdan misafirini getirmiş, nöbetçi amirin emir vermesine rağmen gizli olarak misafirlerini gazinoya sokmuş. Normalde Özel Kuvvetler’e kimse giremez sadece Özel Kuvvetler Komutanı birini içeri alabilir.”

‘GÖKTAŞ’LA UKRAYNA’YA GİDİP BOZKIR’I BULDUK’

Emekli Albay Levent Göktaş’la 2017’de Ukrayna’ya gidip Bozkır’ı bulduklarını ifade eden A.B., “Bozkır’ın bu dosya ile ilgili iddialarını tek başına ortaya koyduğunu düşünmüyorum. Bana ‘Bu senaryoyu yazdırdılar’ demişti. Özel Kuvvetler’de ettiğimiz bir yemin vardır burada öğrendiğimiz hiçbir şeyi vatanımıza karşı kullanamayız biz. Ukrayna’ya Levent Göktaş albayım ile 2017’nin sonuna doğru gittim. Ukrayna’da Bozkır’a bunun hesabını sordum, bu mektup ile silah arkadaşlarını nasıl satarsın böyle bir şey nasıl iddia edersin dedim. O da bana ‘Komutanım bana yazdırdılar’ dedi. Çok ısrar etmeme rağmen bu mektubu ona kimin yazdırdığını söylemedi” dedi.

ESKİ ÖZEL KUVVETLER KOMUTANI: KANUNSUZ HİÇBİR ŞEY YAPMAYIZ

Tanık emekli Tümgeneral S.E., 2002-2003 yıllarında Özel Kuvvetler Komutanı olarak görev yaptığını belirterek şunları söyledi:

“TSK’nın Anayasa’da görevi neyse onu yapar Özel Kuvvetler. Kanunsuz hiçbir şey yapamaz. Hiçbir grup böyle bir suikast yapamaz, imkansız, bütün emir komuta bizdeydi. Hablemitoğlu öldürüldükten sonra da cinayete dair hiçbir şekilde konuşulmadı. Nuri Gökhan Bozkır’ın ifadelerinin hepsi belirsiz ifadeler. Kurs eğitimi boyunca takip eğitimi yapılır sadece o da gerekli yerlerden izin alınır. Yurt dışı görevlendirmeleri de Özel Kuvvetler Komutanı tarafından belirlenir. Özel Kuvvetler’deki kişilerin bu olaya dahil olmayacağını değerlendiriyorum.”

Enver Altaylı sağlık sorunları nedeniyle duruşmadan ayrılmak istediğini ve bundan sonraki duruşmalardan da vareste tutulma yönündeki talebi mahkeme tarafından kabul edildi. Avukat ve tanık beyanlarının ardından duruşmaya yarın devam edilmek üzere ara verildi. 

Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu suikastına ilişkin görülen davada tanık ifadeleri ile yeni ayrıntılar ortaya çıktı. Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuksuz sanıklar Aydın Köstem, Levent Göktaş, Ahmet Tarkan Mumcuoğlu, Fikret Emek ve Mehmet Narin ile taraf avukatları katıldı. Başka suçtan tutuklu sanık Enver Altaylı ise tutuklu bulunduğu cezaevinden SEGBİS sistemiyle duruşmaya bağlandı.

Aydınlık’ta yer alan habere göre, duruşmada, olay sırasında ve halen ABD Büyükelçiliğinde güvenlik görevlisi olan kişiler tanık olarak dinlendi. Hablemitoğlu’nun evinin bulunduğu sokaktaki ABD Büyükelçiliği lojmanı önü, elçilikte çalışan görevlilerin nöbet yeriydi. Görevlilerin, cinayetten bir gün önce araç içerisinde iki kişi gördükleri ancak bildirmedikleri ortaya çıktı.

“HABLEMİTOĞLU’NU HİÇ GÖRMEDİK”
Tanıklardan Z.K., 1999’dan bu yana ABD büyükelçiliğinde güvenlik görevlisi olduğunu söyledi. Z.K. “Portakal Çiçeği Sokağında büyükelçiliğin iki lojmanı var. Biz de güvenlik için iki saat o bölgede bekleme yapardık. Orada herhangi bir yerde bekliyorduk. Arabamızı oraya park ettik. Şengül Hablemitoğlu aracını yanımıza park etmişti o gün. Onun dışında bir şey olmadı. Bize baktığını fark ettik. Herhangi bir konuşmamız olmadı. Daha sonra tehdit aldıklarını, o bölgedeki şahıslara dikkat ettiklerini öğrendim. Daha önce Şengül hanım veya eşini hiç görmedik.” dedi.

“GÖRÜNMEME ŞANSIMIZ YOK”
Z.K. ayrıca olay tarihinde herhangi şüpheli bir durum görmediklerini söyledi. Diğer güvenlik görevlisi E.E. ile olay günü arabada ilahi dinlediklerini kaydeden Z.K., bir ara müziğin sesini açtıklarını ifade etti. Mahkeme başkanının, “Şengül Hanım oraya sonradan mı geldi?” sorusuna Z.K., “Çok net hatırlamıyorum ama sanırım biz arabayı yanına park ettik.” yanıtını verdi. Mahkeme başkanı ayrıca tanığa, “Gizli bir faaliyet yapmıyor musunuz? Şengül Hanım fark etmiş sizi” sorusunu sordu. Z.K. de bu soruyu, “Yüzde yüz görünmeme şansımız yok.” şeklinde cevapladı. Önceki gün görülen celsede tanık E.E.’nin ifadesi üzerine söz alan Necip Hablemitoğlu’nun eşi Şengül Hablemitoğlu, “Aracımı temizlerken siz gürültülü şekilde aracımın yanına gelip park ettiniz. Dini bir müzik dinliyordunuz. Gayet görünmeyi isteyecek şekilde geldiniz. Size dikkatli şekilde baktım. Plakanızı aldım.” demişti.

“ABD BÜYÜKELÇİLİĞİNİN PARASI MI YOK?”
Mahkeme başkanının tanığa sorduğu diğer sorular ve aldığı cevaplar ise şöyle:

Mahkeme başkanı: Nöbetlerde değişim saatleriniz nasıl?

Z.K.: Bölge dağılımı yapıyoruz. İki saat boyunca orada oluyoruz. Oradan başka bölgeye geçiyoruz. 24 saat kesintisiz bekleme şansı yok. Başka yere geçtiğimizde diğer yer boş kalıyor.

Mahkeme başkanı: Niye boş bırakıyorsunuz? ABD Büyükelçiliğinin parası mı yok? Orası boş kalırsa emniyetsiz hale geliyor.

Z.K.: Sayımız az olduğu için başka bir yere mecbur gidiyoruz diğer yer de boş kalıyor.
Mahkeme başkanı: Olay günü hangi saatlerde orada nöbet tuttunuz?

Z.K.: Öğleden sonra.

“DAHA DUYARLI OLMALARI SÖYLENDİ”
Sanıklardan Mehmet Narin ile Z.K. arasında yaşanan diyalog ise şu şekilde:

Mehmet Narin: 11 Eylül saldırısı olmuştu. Amerikalılar elçiliklerinin olduğu yerde güvenliklerini artırdı. Siz de güvenlik artırdınız mı?

Z.K.: Evet artırdık.

Mehmet Narin: Buna rağmen devriyelerde görev yaptığınız yeri boş bırakabildiniz. Cinayet oldu size herhangi bir uyarı yapıldı mı?

Z.K.: Sadece o gün vardiyada olanlar etkilenir. Onlara duyarlı olmaları söylendi.

Sanık avukatı Emrah Yücel: Bölgenizde önemli bir cinayet işlenmiş. Bu ABD’lilere de yönelik olabilirdi. Amirleriniz, ‘Bunu nasıl atladınız?’ diye sorup sizden rapor istedi mi yoksa, ‘ABD’ye yönelik değil.’ diye es mi geçtiler?

Z.K.: Bir şey sormadılar.

“ARACIN İÇİNDE İKİ KİŞİ VARDI”
Duruşmada tanık olarak dinlenen N.Ç. de şu ifadeleri kullandı:

“Olay gününden 1 gün önce gece çalışıyordum. Akşam 7’den sabaha kadar çalıştım. Hablemitoğlu’nun oturduğu bina civarında bizim önümüzde bir araba vardı. Plakayı, rengi, modeli hatırlamıyorum. İki adam arabanın içindeydi. Sonra başka lojmana gittik. Cinayet işlendiğini basından duyduk. Müdürümüze ‘Böyle bir araç gördük emniyetle paylaşalım mı?’ dedik. Müdür de ‘tabi’ dedi. TEM’e gidip ifade verdik.”

İFADESİNDE VERDİĞİ PLAKAYI SÖYLEYEMEDİ
Mahkeme başkanı ile N.Ç. arasında geçen soru ve cevaplar ise şöyle oldu:

Mahkeme başkanı: Gördüğünüz aracın plakasını hatırlıyor musun?

N.Ç.: Hatırlamıyorum.

Mahkeme başkanı: Araç dikkatinizi çekti ama bildirmediniz mi?

N.Ç.: Lojmana yönelik herhangi bir durum olmadığı için o gün bildirmedik. Cinayet işlendikten sonra söyledik.

Mahkeme başkanı: Emniyet ifadenizde aracın plakasını söylemişsiniz.

N.Ç.: Şu anda hatırlamıyorum ama ifademde vermiş olabilirim.

Mahkeme başkanı: ABD devletinden mi maaş alıyorsunuz?

N.Ç.: Paramız Amerika’dan geliyor. Türk devletine yıllık vergi veriyoruz.

Mahkeme başkanı: Hiç mi Necip Hablemitoğlu ya da eşiyle karşılaşmadınız?

N.Ç.: Hayır. Biz sadece orada durmuyorduk. Lojmana yönelik bir hareket olmadıkça sağa sola bakan kişiler dikkatimizi çekmiyordu.

Mahkeme başkanı: Ekibinizden her zaman birileri orada oluyor muydu?

N.Ç.: Sürekli değil. Çünkü başka lojmanlarımız da vardı.

“OLAY SONRASI İKİ PERSONELİN ARACI DURDURULDU”
Sanık Mehmet Narin: Bir cinayet işlenmiş. Cinayet anı orada olmasanız bile illa ki daha sonra gittiniz. Hiç mi rapor vermediniz böyle bir cinayet oldu diye?

N.Ç.: Tabii ki veriyoruz. Ama polis yolu kapatmıştır. Oraya gidilmemiştir. Bize illa o lojmana gidin orada durun denmiyor. Sizin rapor anlayışınız farklı bizim ki farklı. Yol kapalıysa yol kapalı demişlerdir. Ama biz o lojmana gidemedik denilmemiştir. Mecbur değildik o lojmanda durmaya.”

Sanık Tarkan Mumcuoğlu: Amerikalılardan eğitim aldınız mı?

N.Ç.: Aldım. Olay tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğü Merkez Cinayet Büro Amirliğinde büro amiri olarak komiser rütbesiyle görev yapan Tamer Topsakal da tanık olarak verdiği ifadede şunları söyledi: “2006’da çete operasyonunda gözaltına alındım. Nuri Gökhan Bozkır ile beraber yargılandık. Tahliye olduktan sonra Bozkır ile görüşmelerimizde, Hablemitoğlu suikastına ilişkin o dönemde Özel Kuvvetler Komutanlığında hareketlilik olduğunu, oradan bir ekibin cinayeti işlemiş olabileceğini söyledi.”

“FETÖ’CÜ EMNİYETÇİLER MERMİLERİ ABD’DEN GETİRDİ”
2000 yılına kadar FETÖ içerisinde yer aldığını daha sonra örgütten ayrıldığını kaydeden Topsakal şu ifadeleri kullandı:

“Örgütte Hablemitoğlu’ndan nefretle bahsedilirdi. Cinayetle ilgili araştırma için özel bir ekip kuruldu. Başında Yurt Atayün vardı. Biz de cinayet büro olduğumuz için araştırmak istedik ancak soruşturmaya dahil edilmedik. Cinayette kullanılan mermiyi Türkiye’de bulmak mümkün değil. Almanya değil, bu Amerika menşeili bir mermi. Bizim emniyetten birçok kişi ABD’ye kursa gitmişti. Giden kişilerin çoğu FETÖ’cü. Oradaki eğitimlere kendi silahlarıyla gidip bu mermiyi kullandılar. Döndüklerinde de beraberlerinde getirdiler. Burada kendi şarjörlerinin en üstüne bu mermiyi sürüyorlardı. O dönem ayrıca Zaman Gazetesi cinayetle ilgili, bölgeden çok sayıda askerin sinyali alındığı şeklinde yayınlar yaptı. Ancak bizim konuşmalarımızda, bölgeden çok sayıda emniyetçinin olay sırasında sinyal verdiği konuşuluyordu. Bu soruşturmadaki emniyetçilerin bu işi kapatmaya uğraştığını düşünüyorum.” Davada, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen ile emekli albay Levent Göktaş’ın da aralarında bulunduğu 10 sanığın yargılanıyor.

İFADE TARİHLERİ DEĞİŞTİRİLDİ Mİ
Avukat Ersan Barkın tanığa, Necip Hablemitoğlu’nun evinin olduğu sokakta cinayetten bir gün önce gördükleri aracı büyükelçiliğe rapor edip etmediklerini sordu.

N.Ç., “Lojmana yönelik bir durum görmediğimiz için raporlaştırmadık. Keşke raporlaştırsaydık.” dedi. Duruşma savcısının, “Yaklaşık 4 gün sonra bu plakayı nasıl net şekilde hatırladınız? Bu plaka bir kamyona ait çıkıyor.” demesi üzerine N.Ç., “Meslek icabı bazı konulara dikkat ediyoruz. Araç zaten önümüzde durmuş. Arabalardan fazla anlamam. Yanımdaki arkadaş model marka konusunda yüzde yüz emindi. Bizim çalışma şeklimiz budur. Bir gördüğümüz insanı 6 ay sonra görsek yine tanırız.” ifadelerini kullandı. Savcının, “Yanınızdaki arkadaşınız Y.A. ile aynı anda ifade verdiğinizi söylüyorsunuz. Sizin ifadeniz 21, onunki ise 19 Aralık tarihli” diye hatırlatması üzerine N.Ç. “Beraber ifade verdik. Bir kere gittik sadece.” dedi.

“BİR ŞEYLER GÖLGELENMEK İSTENİYOR”
Sanık avukatlarından Ali Soykan da, suikasttan sonra o gece bölgede olan Büyükelçilik güvenlik görevlileri S.A. ve A.U’nun aracının Kuğulu Park civarında polis tarafından durdurulduğunu, üstlerinin arandığını, amirlerini haberdar ettiklerini anlattı. Soykan, “Sonra amirleriniz sizi bilgilendirmedi mi?” diye sordu. N.Ç. bilgi verilmediğini, kendiliğinden ifadeye gittiklerini söyledi. Av. Soykan, “Bilgi verilmiyor, ifadenin tarihi değiştiriliyor. Sanki bir şey gölgelenmek isteniyor.” dedi.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.