KADINLARA ZORUNLU ASKERLİK TARTIŞMASI BÜYÜYOR!
Avusturya’da kadınların zorunlu askerlik kapsamına alınması meselesi bir kez daha kamuoyunun gündeminde. Kadın Bakanı Eva-Maria Holzleitner ile Savunma Bakanı Klaudia Tanner, farklı siyasi partilere mensup olmalarına rağmen bu konuda ortak bir çizgi …
Avusturya’da kadınların zorunlu askerlik kapsamına alınması meselesi bir kez daha kamuoyunun gündeminde. Kadın Bakanı Eva-Maria Holzleitner ile Savunma Bakanı Klaudia Tanner, farklı siyasi partilere mensup olmalarına rağmen bu konuda ortak bir çizgi izliyor. İki bakan da kadınlar, toplumun tüm alanlarında erkeklerle eşit hale gelmeden askerlik zorunluluğunun tartışılamayacağını vurguluyor.
Bununla birlikte Avusturya Subaylar Derneği Başkanı Erich Cibulka, Nisan ayında yaptığı açıklamayla tartışmaları alevlendirdi. Cibulka, tüm vatandaşlar için zorunlu askerliği savunurken, kamuoyunun büyük kısmı bu görüşe katılmadı. Gallup’un araştırmasına göre kadınlar için askerlik zorunluluğu, sadece yüzde 34’lük bir destek bulabiliyor.
ORDUYA KATILIM ARTIYOR ANCAK SAYILAR HÂLÂ DÜŞÜK
2023’ten itibaren kadınların gönüllü olarak temel askerlik hizmetine katılabilmesiyle birlikte kadın asker sayısında yüzde 20 oranında artış yaşandı. Avusturya ordusunda şu an itibarıyla yaklaşık 810 kadın asker görev yapıyor. Bu askerler arasında komandoluk yapanlar, helikopter pilotları ve yüksek kademede komuta pozisyonlarında yer alanlar bulunuyor. Ancak bu sayı, ordu içerisindeki toplam personel göz önüne alındığında hâlâ oldukça düşük kalıyor.
FEMİNİST HAREKETTEN ASKERLİĞE SOĞUK YAKLAŞIM
Avusturya’daki feminist çevreler, kadınlara zorunlu askerlik fikrine sıcak bakmıyor. Kadın Bakanı Holzleitner’in yaklaşımına destek veren isimlerden biri olan siyaset bilimci Luisa Dietrich Ortega, öncelikle ücret eşitsizliğinin giderilmesi ve bakım hizmetlerinin adil dağıtılması gerektiğini belirtiyor.
Ortega, feminist hareketin tarihsel olarak barışçıl mücadeleyle iç içe geçtiğini vurguluyor. Ona göre militarizasyon, sadece erkek egemen yapıları güçlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda kadınlara yönelik şiddetin artmasına da yol açıyor. Bu nedenle silahlı çözümlere değil, şiddetin her türlüsünü azaltmaya yönelik bütüncül toplumsal projelere ihtiyaç olduğunu savunuyor.
UKRAYNA SAVAŞI İLE FEMİNİST TARTIŞMALAR DERİNLEŞTİ
Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, feminist çevrelerde de tartışmalara yol açtı. Ukraynalı feministler, ülkelerinin silahlı savunma hakkını vurgularken, Batılı feministlerin barış çağrılarına mesafeli yaklaştı. “The Right to Resist” başlıklı feminist manifesto, Ukraynalı kadınların temel haklarını ve özgürlüklerini savunma mücadelesine katılmasını meşru görüyor.
Öte yandan ABD’li akademisyen Nancy Fraser’ın da imzaladığı “Feminist Resistance Against War” adlı başka bir manifesto ise silahların devreye girdiği her çözümün feminist değerlerle çeliştiğini ileri sürüyor. Bu grup, krize demokratik yollarla çözüm bulunması gerektiğini savunuyor.
Luisa Dietrich Ortega’ya göre, Batı’daki feministler savaş karşıtı tutumlarını güvenli bölgelerden dile getirirken, Ukraynalı kadınların hayatta kalmak için mücadele ettiği gerçeğini göz ardı ediyor. Bu da feminist cephedeki fikir ayrılıklarını daha görünür hale getiriyor.
FEMİNİST DIŞ POLİTİKA: ELEŞTİRİLER VE SAVUNULAR
Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock’un “feminist dış politika” yaklaşımı da eleştirilerin hedefinde. Baerbock, NATO’nun güçlendirilmesini ve güvenlik harcamalarının artırılmasını savunurken, partisinin geçmişte barış hareketiyle özdeşleşmiş olması çelişki yaratıyor.
Baerbock’a göre feminist dış politika pasifizm anlamına gelmiyor. Alman Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ilkelerde bu yaklaşım, kadın haklarının korunması ve kapsayıcı güvenlik anlayışının savunulması olarak tanımlanıyor.
Ancak barış araştırmacısı Claudia Brunner bu yaklaşımın sınırlarına dikkat çekiyor. Ona göre ordu içerisinde çeşitliliği artırmak önemli olsa da, militarizme yönelik temel feminist eleştirilerin göz ardı edilmemesi gerekiyor.
KUZEY AVRUPA FARKLI BİR YOL İZLİYOR
Avusturya ve Almanya kadınlar için zorunlu askerliği tartışma aşamasında bırakırken, İskandinav ülkeleri çoktan uygulamaya geçti. Norveç ve İsveç kadınlara askerlik zorunluluğu getirirken, Danimarka da benzer bir planı hayata geçirmeye hazırlanıyor. Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, Rusya’nın agresif tutumunu gerekçe göstererek savunma bütçesini ciddi oranda artıracaklarını açıkladı. Bu artışın 5 milyar dolar düzeyine ulaşması bekleniyor.
SOSYAL POLİTİKALAR VE ZORUNLU HİZMET ARASINDAKİ İNCE ÇİZGİ
Claudia Brunner, kadınlar için zorunlu askerlik yerine sivil hizmet seçeneği sunulmasının, sosyal hizmetlerde düşük maliyetli iş gücü sağlamak amacı taşıyabileceğini ifade ediyor. Avusturya’da kadınlar hâlihazırda düşük ücretli bakım işlerinin büyük bölümünü sırtlanıyor. Bu nedenle kadınların hem orduya hem de sivil hizmete zorlanmasının, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini daha da derinleştireceği uyarısı yapılıyor.
Holzleitner ve Tanner da bu perspektife mesafeli yaklaşıyor. Kadınların hak ettiği toplumsal eşitlik sağlanmadan silah altına alınmaları, feminist ilkelere göre bir geri adım olarak görülüyor.