DOLAR 8,1116
EURO 9,7031
ALTIN 454,91
BIST 1.378
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 18°C
Sağanak Yağışlı
Ankara
18°C
Sağanak Yağışlı
Per 19°C
Cum 17°C
Cts 20°C
Paz 25°C

UNUTMADIK! HAZİN BİR ÖĞRETMEN HİKAYESİ 

24.11.2018
24
A+
A-

 

HAZİN BİR ÖĞRETMEN HİKAYESİ 

22 KASIM 2013 
 

Şenol Öğretmen, 1965 yılında, Aydın, Çine’de, “AKAR” Ailesinin bir ferdi olarak dünyaya gelmişti. O’da diğer arkadaşları gibi öğretmen olmak istiyordu,

Ailesinin kısıtlı imkanları ile gönderdiği, Erzincan Eğitim Yüksekokulu, Sınıf Öğretmenliği bölümünden mezun oldu. 

İlk Ataması, Şırnak, Merkez, Yoğurtçular Köyü İlkokuluna yapıldı. O da diğer meslektaşları gibi aldı bavulunu eline, yiğit “Aydın Efesi” edası ile “Bayrağımın dalgalandığı her yere giderim” dedi ve eğitim ordusunun bir neferi olarak, yollara düştü.

İlk görev yeri olan köye geldi, okulun durumu çok da iyi sayılmazdı ama eğitim yapılabilirdi. Birkaç günlük çalışmadan sonra okul ders verilebilir duruma gelmişti. Öğrenciler ile kaynaşmış, kara, meraklı sevecen gözleri ile bakan öğrencilerine, bir şeyler öğretmek için çırpınıyordu. 

Köyde göreve başlayalı epey olmuş, artık okul düzene girmişti.Kendisi de çok yorulmuştu, yorgun bir şekilde akşam yemeği olarak piknik tüpünde iki yumurta kavurdu. Hava soğuktu, sobanın üstüne küçük demliğini koydu, yorgunluktan uyuklamaya başladı. 

12 KASIM 1987 ŞIRNAK YOĞURTÇULAR KÖYÜ 

1987 yılının Kasım ayının 12. Günü olmuştu, dışarıdan rüzgar sesi, köpek havlamaları geliyordu. Son günlerde komşu köylere teröristlerin geldiğini duyuyor ama Yoğurtçular’a geleceğine hiç ihtimal vermiyordu. Tam böyle düşünürken kapı çalındı, içi titredi. 

“Kim O” diye sorabildi ürkekçe.. 

Sesinden tanıdığı köylülerden birinin kendini tanıtarak, bir şey istemeye geldiğini söylemesi ile rahatladı, kapıyı açtı. 

Kapıyı açınca gördü ki, 3-4 silahlı teröristin köylünün kafasına silahı dayamış, o şekilde kapıyı açtırmıştı, Şenol öğretmenin yapacak hiçbir şeyi kalmamış, çaresizce dona kalmıştı..

Pkk’lı terörstlerden biri; 

” Biz faşist T.C.’nin hiçbir öğretmenini Kürdistan’a sokmayacağız, geleni öldürürüz bizden olmayan gelmeyecek demedik mi ? ” diye bağırarak, Şenol öğretmenin kafasına sert bir dipçik darbesi vurdu.. 

Ne olduğunu anlayamadan yere düşen Şenol öğretmenin, ellerini arkadan bağlayarak, yarı baygın bir vaziyette köy meydanına götürdüler. Meydanda köylüler toplanmış, teröristlerin başı propaganda yapıyordu;

“ Bizden olmayan öğretmen, imam ve muhtar bundan sonra görev yapmayacak. Askerliği bize yapacaksınız, yoksa hepinizi öldürürüz, Kürdistan’da Kürdistan kanunları geçerlidir” diyordu. 

Pkk’lı terörristlerden biri, silahını Şenol Öğretmenin kafasına dayadı, tam tetiği çekecekti ki, diğeri elinden yakaladı, 

“Ula sen ne yapıyorsun, T.C.’nin öğretmenine mermi yazık değil mi? Boğalım gebersin ” dedi. 

Terörsitin bu sözlerindeki esas amaç, mermiyi düşündüğünden değil, silah sesini askerler duyarsa, köye gelmesinden ve peşlerine takılmasından korkmasıydı. 

TELİ SIKTIKÇA SIKTILAR

Elleri arkadan bağlanmış olan Şenol Öğretmen, daha kendine gelememişti ki yarasaların liderinin başıyla işaret vermesi üzerine, yarasalardan biri, Yiğit Aydın Efesinin boğazından teli geçirdi, diğer ikisi de kollarından sıkıca yakaladı. Teli sıktıkça sıktılar, sadece küçük bir hırıltı çıkarabilen Şenol Öğretmen, orada ilk görev yerinde can verdi. 22 yaşındaki eğitim ordusunu bir neferi daha, şehadet şerbetini o gece içti.

Ardından birkaç yarasa Şenol Öğretmenin elleri ile hayat verdiği okulunu ateşe verdi. Köylüler Şenol Öğretmenin katledilişinden sonra, eğitim yuvasının da cayır cayır yanışını çaresiz gözlerle izledi. 

Yarasaların başı olduğu belli olan bağırdı;

“İşte gördünüz, bizi dinlemeyenlerin halini, bundan sonra kimseye acımayacağız, bu köyden de 3 genci askere alıyoruz” diyerek, 3 genç köylüyü zorla yanlarına alarak gecenin karanlığında uzaklaştılar. 

Şenol Öğretmenin cenaze töreni, o zamanlar ilçe olan Şırnak’ın bağlı olduğu Siirt İlinde yapıldı. Cenaze töreninde konuşan dönemin Siirt Valisi Selami TEKER, gözyaşlarını tutamayarak ağladı. Şehit öğretmenin cenazesi, gözyaşları içinde memleketi Aydın’a gönderildi. 

GÜLÜM BAK BEN ÖLMEDİM

Yıllar sonra bir televizyon programına çıkan Şenol Öğretmenin kızkardeşi O’nu şöyle tarif etmişti; 

“Rüyamda beyaz takım elbiseleri giymiş, gelin arabasının içinde.. Ben bu rüyayı göreli yaklaşık üç dört sene oldu. Ondan sonra dedi”; 

“Gülüm bak ben ölmedim”

“Niye abi? Sen öldün, senin törenlerin düzenlendi”

“Hayır ölmedim” dedi.

“Bak yaşıyorum bugün benim düğünüm var” dedi. 

“Sonra bir uyandım rüyaymış..”

AH ÖĞRETMENİM, TENEFÜSE ÇIKABİLİRMİYİM?

 

Dede Ersel AKSU / 22 Kasım 2013 

 

ŞEHİT ÖĞRETMEN NEŞE ALTEN’İ UNUTMADIK! TIKLAYINIZ…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.