DOLAR 7,4294
EURO 8,9820
ALTIN 412,55
BIST 1.471
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 14°C
Parçalı Bulutlu
Ankara
14°C
Parçalı Bulutlu
Paz 10°C
Pts 5°C
Sal 4°C
Çar 6°C

JANDARMA SİVİL Mİ? ASKER Mİ?

21.10.2016
78
A+
A-

Starhaber.tv’den Ali ERTUAN köşesinde, “Jandarmanın sivil mi, yoksa asker mi?” olduğuna dair önemli tespit ve yorumlar içeren bir yazı yayınladı. 

İŞTE O YAZI

Jandarma Sivil mi? Asker mi?

Sevgili okurlar, son zamanlarda önceden TSK’ne, şimdi ise İçişleri Bakanlığı’na bağlanan, Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde görev yapmakta olan ve…

 

Sevgili okurlar, son zamanlarda önceden TSK’ne, şimdi ise İçişleri Bakanlığı’na bağlanan, Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde görev yapmakta olan ve Türkiye genelinde sayıları – emeklilerle beraber 30 bin civarında olan uzman jandarmaların özlük hakları ile ilgili iddialarını içeren yazılarımı okudunuz!..

Uzman jandarmaların özlük haklarının yanı sıra, “eskiden TSK’ne bağlı olan ama 15 Temmuz darbe girişiminden sonra bir KHK ile İçişleri Bakanlığı’na bağlanan jandarma asker mi? sivil mi?” tartışmaları başladı. Buna bağlı olarak, bilhassa şikayet bazında bazı iddialar gönderiliyor tarafımıza…

Jandarma Genel Komutanlığının İç İşleri Bakanlığına bağlandığını eski İçişleri Bakanımız Sayın Efkan ALA duyurmuştu. Bu duyuruyu yaptığı gün şöyle bir konuşma yapmıştı hatırlarsanız: 17-25 Aralık’tan sonra iç güvenlik paketi yaptık. jandarmanın önemli bir kısmını İçişleri Bakanlığına bağladık. Keşke hepsini bağlasaydık. Bundan sonra jandarma İçişlerine bağlanacak. Yetiştirmesi, ataması, görevden alması… Emniyet Genel Müdürlüğü nasılsa, jandarma da öyle olacak.

Bu açıklamalar doğrultusunda çıkarılan KHK neticesinde, doğal olarak şöyle bir beklenti oluştu: Emniyet Genel Müdürlüğüne benzer şekilde teşkilatlanmış bir Jandarma Genel Komutanlığı ve gerek yaptıkları iş ve gerekse de özlük hakları konusunda aynı hak ve selahiyetlere sahip polis ve jandarma personeli. Zira yetkililerimizin açıklamaları da bu yöndeydi…

Nitekim bu açıklamalar doğrultusunda, OHAL Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu’nun 4’üncü maddesi, “Jandarma Genel Komutanlığı İçişleri Bakanlığına bağlıdır.” şeklinde değiştirildi.

Hatta bunun üzerine Jandarma Genel Komutanlığı tüm birliklerine bir yazı göndermiş. Yazıda şu ibare önemli: “TSK ile bir bağımız kalmadığından Genelkurmay Başkanı’nın vermiş olduğu emirleri kesinlikle yerine getirmeyeceksiniz.”

 

 

Bu yazı eğer gerçekse, Jandarma Genel Komutanlığı’nın Bakanlar Kurulunun aldığı kararın muhtevasının farkında olduğu anlaşılıyor. Artık en üst amir İçişleri Bakanı olduğuna göre, jandarmanın da bizzat onun ve onun altındaki mülki ve idari amirlerin emir ve direktiflerine göre hareket etmesi gerekiyor. Bunda anormal bir durum yok.

Ancak kulağıma gelen iddialara göre, jandarma teşkilatında birlik komutanı seviyesindeki bazı subaylar “askerlik vasıflarının kalmadığı” şeklindeki beyanı kabul etmedikleri gibi, “biz askeriz ve asker gibi hareket edeceğiz” yollu sözler sarfetmekteymiş.

Hatta bazıları “Jandarma içinde hala Genelkurmay ağzıyla konuşanlar var” diyor ve ekliyorlar: Genelkurmay gizli bir şekilde jandarmanın üzerinde baskısını devam ettiriyor…

Bunları okudukça, Sayın Başbakanımızın geçtiğimiz günlerde görsel medyada paylaştığı; “Biz jandarmayı İçişlerine bağladık. Ama kırsalda hissedilmemiş galiba” yorumu geliyor aklıma…

Bu iddialar, teşkilatın içinde değişime direnen bir zümre olduğunu göstermekteyse de, büyük bir çoğunluğun değişimden memnun olduğunu gösteriyor. Ancak bu değişime bağlı olarak yapılması gerekenlerin yapılmadığından şikayet ediyor ve şunları soruyorlar: İşişleri Bakanlığına bağlandıysak, neden hala askeri rütbeler var? Üniformalarımız neden değiştirilmedi? Artık asker değilsek, görev yaptığımız kurumların kapısında neden hala Jandarma Genel Komutanlığı yazıyor?..

Söz konusu kararın üzerinden üç ay geçmiş olmasına rağmen, artık askeri vasfı kalmamış olan jandarma birliklerinin tabelalarına, “Emniyet Genel Müdürlüğü” örneğinde olduğu gibi, “Jandarma Genel Müdürlüğü” ibaresinin konulmamış olması ilginç. Yoksa eskisi gibi Jandarma Genel Komutanlığı mı diyeceğiz? Eğer öyle ise değişime karşı direnç gösterildiği iddiaları doğru demektir.

Bu konularda nasıl bir tasarruf ve hazırlık olduğu hususunu da ilgililere sormak istiyorum: Jandarma teşkilatında, askeri zihniyetin mahsulü olan unsurların ve özellikle “komutanlık” gibi vasıfların kaldırılmasına dair bir çalışma var mı?

Yoksa “eski tas, eski hamam, yeni patron” usulüyle mi devam edilecek? Jandarma Genel Komutanlığı veya Jandarma Genel Müdürlüğü bir açıklama yapacaktır herhalde…

Teşkilatın büyük bir değişim içinde olduğu şu günlerde sıkıntılar yaşanması şüphesiz normal: Hiçbir değişim sancısız olmaz. Ancak yaşanan değişimin kurumda görevli personeli mağdur edecek boyutlara ulaşması da kabul edilemez. TSK’ne bağlı iken, maddi ve manevi bir hayli sıkıntı çekmiş olan uzman jandarmaların, bu yeni yapılanmadaki rollerini de iyi belirlemek gerekiyor.

Ancak şikayetler bunun tam aksini söylüyor: Bu yeni yapılanma içinde kendi pozisyonları hakkında sağlıklı bir bilgi alamayan uzman jandarmaların büyük bir kısmının, kurumdaki geleceklerini karanlık gördükleri için olsa gerek, başka bakanlıklara tayinlerini istedikleri anlaşılıyor. Ancak Jandarma Genel Komutanlığı – veya Müdürlüğü – hiçbirine olumlu cevap vermiyor.

İşin hukuki boyutuna bakarsak, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 91. maddesinde şöyle yazdığını görürüz:

Kadrosu kaldırılan memurlar, en geç altı ay içinde kendi kurumlarında niteliklerine uygun bir kadroya atanırlar. Bu memurlar, kurumlarında atama imkânı bulunmaması hâlinde aynı süre içinde başka bir kurumdaki kadrolara atanmak üzere Devlet Personel Başkanlığına bildirilir. Bunlar, atama işlemi yapılıncaya kadar kurumlarında niteliklerine uygun işlerde çalıştırılır ve yeni bir kadroya atanıncaya kadar eski kadrolarına ait malî haklardan ve sosyal yardımlardan yararlanmaya devam ederler.

Bu ifadelerden anladığım, artık İçişleri Bakanlığına bağlı sivil memurlar olan uzman jandarmaların tayinlerinin önünde herhangi bir yasal engel bulunmadığıdır. Artık asker vasfı kalmamış olduğu için kadrosu lağvedilmiş olan uzman jandarmaların herhangi bir bakanlığa bağlı olarak çalışan sivil memurların yararlandığı haklardan yararlanmasının önünde ne gibi bir engel var, anlayamadım doğrusu?

Şüphesiz bu husus da yaşanan değişimden kaynaklanıyor: Jandarma teşkilatının kadro yapısında esaslı bir değişim yaşanmış olmasına rağmen, işin hukuki zemini tam olarak oluşturulamamış olduğu için, kimse herhangi bir işe girişmiyor. Ancak yapılacak olan hukuki düzenlemeler hakkında da net bir bilgi yok yetkililerden. Hatta herhangi bir çalışma yapıldığına dair bir emare bile yok.

Öte yandan, Jandarma Genel Komutanlığı tarafından jandarmalara TSK Dayanışma Vakfına yardımda bulunmaları için tavsiye emri veren bir yazının gönderilmiş olması, kafaları iyice karıştırıyor: Hani jandarma İçişleri Bakanlığına bağlanmıştı? Hani bunlar artık asker değildi? Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!..

Buradaki amacım TSK Dayanışma Vakfı’nı eleştirmek değil. Personelin senede birkez yapmış olduğu bağışla, o sene içinde başına gelebilecek ölüm, yaralanma gibi vakalarda maddi yardım sağlayan vakıf, son derece yararlı bir sosyal yardımlaşma örneği sergiliyor. Ama uzman jandarmalardan gelen şikayetleri de gözardı edemem: Yıllardır haklarını vermeyen kurumun, TSK Dayanışma Vakfına katılım gerçekleştirilmesini şiddetle tavsiye etmesinden sıkılmışlar. Cümledeki “şiddet” ifadesi ise, her şeyi açıklamaya yetiyor her halde…

TSK ile hukuki bir bağı kalmamış kişilere, TSK Dayanışma Vakfına katılmasını şiddetle tavsiye eden bir yazının gönderilmesinde mantığı anlayabilmek mümkün değil.

Emre riayet edip katıldılar diyelim. Yine farzedelim – Allah göstermesin – başlarına bir şey geldi. Artık asker olmadıkları ve Genelkurmay emrinde bulunmadıkları için “Siz TSK personeli değilsiniz?” denilerek tazminat verilmezse ne olacak?

Görev yaptıkları süre zarfında zorla OYAK üyesi yapılan ve terhis olduktan sonra, “üç seneyi doldurmadığınız için sistemden çıkarsanız bir şey almazsınız” denilerek paraları ödenmeyen yedek subaylar gibi mi olacak sonları? Görüyorsunuz ya, sıkıntılar bir hayli fazla…

Ancak açık olan şu: Bakanlar Kurulunun 25. 07. 2016 tarih ve 668 sayı ile yayınladığı KHK ile Jandarma Genel Komutanlığı İçişleri Bakanlığına bağlanmış ve askeri statüsü sonlandırılmış, askeri makamlardan gelen taleplerin emir olarak telakki edilmemesi gerektiği vurgulanmış.

Yani sevgili okurlar! bundan böyle Jandarma Genel Komutanı İçişleri Bakanı’ndan, il ve ilçelerde görev yapan jandarmalar da adli ve mülki amirlerden gelecek emirleri esas alacak…

Ancak yukarıda saydığımız iddialar bunun tam tersi bir uygulama olduğunu gösteriyor: Jandarmaya bağlı alay, bölük, karakol gibi yerlerde asker gibi hareket hareket ediliyor, eski alışkanlıklar devam ettirilmeye çalışılıyor. Hatta değişimden memnun olmayanların, “OHAL sonrası tekrar TSK’ya bağlanma hayali kurdukları” bile söyleniyor.

Yıllarca askerlik yaparak, askeri hiyerarşiyi benimsemiş olan bu kişilerin muhalefetinin, bir anda “müdür, şef” pozisyonuna düşmelerinden kaynaklandığını zannetmeyin.

Her şeye rağmen son derece iyi olanaklara sahip olan TSK’nden kopmanın, maddi ve manevi ne gibi kayıplara neden olduğunu gayet iyi biliyorlar. 

Ancak devlet hizmetinde aslolan mevki, makam değil, görevin ta kendisidir. Alınmış siyasi bir karar varken, eskiye dönüş beklentisi içinde hareket etmek, görevin ifasında ciddi zaafiyet oluşturur. Sizlerden beklenen görevinizi en iyi şekilde yapmanız. Bunu yaparken eskisi gibi askeri disiplin içinde hareket edebilirsiniz. Ama şu farkla: Bu kere sivil amirlerin emrinde…

Burada siyaset kurumuna da birkaç söz söylemek gerekiyor: Son derece yerinde bir kararla jandarmayı İçişleri Bakanlığı’na bağladınız. Ancak bu kararın hukuki altyapısının da derhal oluşturulması, herkesin yetki ve sorumluklarının belirlenmesi gerekiyor. Yoksa “biz asker vasfımızı yitirmedik, tekrar TSK’ne bağlanalım” diyerek “eski günlerin” özlemiyle hareket edenlerin yaratacağı “çift başlılık” uygulamada başarısızlığa neden olacaktır.

ASKERİ YARGITAY’DAN ÖNEMLİ JANDARMA KARARI! (Okumak İçin Tıklayınız…)

Sözün özü sayın yetkililer, jandarmayı İçişleri Bakanlığına bağlamakla işiniz bitmedi daha. “Bağladık bitti” demekle olmuyor bu işler: İçini doldurmak, altını da sağlamlaştırmak gerekiyor. Yoksa dün FETÖ’cülerin at koşturduğu boşluklarda, yarın daha başka art niyetli gruplar boy gösterir…

 

Ali ERTURAN

 

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ…

 

KAYNAK : http://www.starhaber.tv/jandarma-sivil-mi-asker-mi-92862.html

 

 

 

Kaynak: -

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.