Dolar 32,5004
Euro 34,6901
Altın 2.496,45
BİST 9.693,46
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 17°C
Az Bulutlu
Ankara
17°C
Az Bulutlu
Paz 19°C
Pts 24°C
Sal 28°C
Çar 24°C

YA PARANI, YA CANINI!

YA PARANI, YA CANINI!
9 Mayıs 2016 10:55
171

 

TSK’daki ast personel tarafından, “Cesur yürek, Gönül Dostu” gibi isimlerle anılan Gazeteci Umur TALU, Habertürk’teki  köşesinde yine çok ses getirecek bir yazıya imza attı. 
 

 

İŞTE O YAZI: 

 

 

 

***

 

YA PARANI YA CANINI!

Sayı elbette o kadar değil, onlardan da ibaret değil ama aynı konumdaki iki insanla, birkaç gün içinde hayatını kaybetmiş birbirinin “meslektaşı” iki kişiyle birlikte “bir şey” anlatacağım; onları anarak, ailelerinin acısını da paylaşmaya çalışarak.

 

Önceki gün Giresun’da Astsubay Zafer Çalışkan çocuğunu okuldan alıp eve bıraktıktan sonra, karakol girişinde “roketatarlı terör saldırısı” ile “şehit” oldu.

Bu “haber”i duydunuz, çünkü “şehit” olunca bir an için adın duyuluyor; “karakol komutanı” olduğun, uzman çavuş isen “tank komutanı” olduğun da. Onun dışında, hayatının bir değeri yok.

 

“Komutanlık” da işte o kadar. Lojmanın ayrı, orduevin ayrı, çocuğun ayrı, denizin ayrı, tazminatın, kıymetin ayrı; uzman isen helan da ayrı, orduevi ise yasak.

Çalışkan’dan hemen önce bir astsubay daha hayatını kaybetti: Hasan Cordan.

48 yaşında, biri üniversite, diğeri ilkokul öğrencisi iki çocuk babasıydı. Onların eğitimi için 31 yıl hizmete rağmen emekli olmuyordu.

Ege’de denetim yüzünden sabah 9’dan 14’e kadar aç, susuz ayakta bekletilenlerdendi; ardından 3 kilometre koşuya mecburdu. Koşuyu, görevi, emri tamamladı, kalp krizi geçirdi; geçen gün son nefesini emir-komuta zincirine verdi.

Buradaki yazı dışında, duydunuz mu?

 

Kimsenin ilgisini çekti mi?

 

Devlet adamları bunun üstüne konuştu mu?

Yok.

Çünkü bu konuşulacak şey değil. Çünkü bu “terör” değil ama tahakküm.
 

***

 
Öyle ya da böyle, senelerce ölüme yollanan bu insanlardan hasta olan, uzman çavuşsa, kovuluyor; astsubaysa, diyelim Tugay Astsubay gibi aort yetmezliği tanısıyla raporlu, ancak “spor yapamıyor” diye maaşı kesiliyor.

Bu devletin elinde can bol, o yüzden ölümden korkan devlet adamı yok!

 

Ama zaten canını verenlere bir de “Paranı da ver” diyorlar.

Koşarsa canını verecek, koşmazsa ayda 345 TL’den parasını!

Tugay Astsubay (ve başkalarının) haftada bir yapılan ve aslında muaf olduğu Fiziki Yeterlilik Testi’ne katılamadığı için yan ödeme tazminatının üçte biri kesiliyor.

 

 Raporu tamam ama ya koşarsın ya paranı keseriz, deniyor. Hem de esas uzmanlığı bilgisayar olduğu halde.

Devlet 20 yıldan fazla hizmeti olmuş, meslektaşları kolayca can veren bir insanın maaşından 345 TL keserek ihya oluyor herhalde!

Bu “şantaj”a benzer adaleti onun 14 yaşındaki kızına da anlatsın, devlet ve TSK büyükleri!

Sanki bu insanların hayatına çok değer verilirmiş gibi “şehit” tabutu üzerine lafı bol olan her kimse artık. 

 

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ…