DOLAR 17,8707
EURO 18,4437
ALTIN 1.024,83
BIST 2.829,58
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 30°C
Açık
Ankara
30°C
Açık
Cum 32°C
Cts 32°C
Paz 31°C
Pts 30°C

SOYLU’DAN POLİS İNTİHARLARI SORUSUNA YANIT!

SOYLU’DAN POLİS İNTİHARLARI SORUSUNA YANIT!
05.08.2022
1.000
A+
A-

Süleyman Soylu’dan ‘polis intiharları’ sorusuna yanıt
ANKA

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, polis intiharlarını soran İYİ Parti Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’a, intihar eden personelin aileleri ile görüşülerek psikolojik destek verildiği, polis intiharları soruşturmalarının adli ve idari süreç içerisinde yürütüldüğü yanıtını verdi. İntiharların nedeni ve neden son bulmadığına yönelik soruyu yanıtsız bırakan Soylu, “30.03.2020 tarihi itibari ile ‘Psikolojik Danışma Hattı’ ve ‘Nöbetçi Psikolog’ uygulamasına geçilerek telefon üzerinden psikolojik destek hizmeti verilmeye başlanmıştır” dedi.

Polis intiharlarını ocak ayında TBMM gündemine taşıyan İYİ Parti Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya soru önergesi yöneltmişti.

Bakan Soylu, polis intihar vakalarının neden son bulmadığı ve bu intiharların sebeplerinin neler olduğuna yönelik soruya, “soru önergesinde bahsi geçen polis intiharlarına ilişkin soruşturmalar, adli ve idari süreç içerisinde yürütülmektedir” yanıtını verdi.

İçişleri Bakanı Soylu’nun yanıtı şöyle:

“Yaşam hakkı, kişinin sahip olduğu ve doğuştan getirdiği, diğer tüm hak ve özgürlüklerini kullanabilmesini sağlayan en temel haktır. Bu temel hak Anayasanın 17’nci maddesinde ‘Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.’ şeklinde hüküm altına alınmıştır. Ayrıca yaşam hakkı İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesiyle de güvence altına alınmıştır.

Personel memnuniyetinin en üst seviyede sağlanabilmesi amacıyla 21/02/2020 tarihinde ‘Personelin Moral ve Motivasyonu’ konulu 2020/9 No’lu Bakanlık Genelgesi yayımlanmıştır. Bu kapsamda iletişim ve iletişim teknikleri, stres yönetimi, öfke kontrolü, kaygı ile baş etme yöntemleri, aile ilişkileri ve çocuk, geleceği planlama, grup eğitimleri, kendine güveni geliştirme, ruh sağlığı bozuklukları, bağımlılıklar, bütçe planlaması, ergenlik ve sınav kaygısı, intihar ve intiharı önleme, polis alt kültürü, problem çözme teknikleri, Rehberlik ve Psikolojik Danışma Birimleri tanıtımı ve oryantasyon, travma sonrası stres bozuklukları, zaman yönetimi, iyi oluş kaynaklarının güçlendirilmesi vb. konularında eğitim faaliyeti düzenlenmiştir.

Emniyet Teşkilatı bünyesinde görevli psikologlarca intihar eden personelin aile üyeleri ve yakınları ile mutlaka görüşme yapılmakta ve talep etmeleri halinde psikolojik destek hizmeti sağlanmaktadır.

30.03.2020 tarihi itibari ile ‘Psikolojik Danışma Hattı’ ve ‘Nöbetçi Psikolog’ uygulamasına geçilerek telefon üzerinden psikolojik destek hizmeti verilmeye başlanmıştır.

PSİKOLOGLA YILDA BİR ZORUNLU GÖRÜŞME

Tüm personelin her yıl en az bir defa Rehberlik ve Psikolojik Danışma Büro Amirliklerinde görevli Psikologlar ile zorunlu bireysel görüşmeye katılması sağlanarak “Öğren — Fark Et — Yardım Et” projesi uygulamaya konulmuştur.

Kamu görevlilerinin ve emeklilerin aylık, ödenek ve diğer özlük işleri Kanunlarla düzenlenmektedir. Ayrıca; soru önergesinde bahsi geçen polis intiharlarına ilişkin soruşturmalar, adli ve idari süreç içerisinde yürütülmektedir.”

Türkkan’ın önergesinde yer alan “Polis intiharları ile ilgili yasal soruşturma süreçleri işletilmekte midir, bu süreçler nelerdir, Bu konularda sorumluluğu tespit edilen amirler ile ilgili ne gibi yaptırımlar uygulanmaktadır” sorusu da yanıt kaldı. (ANKA)

 

***

 

Kök nedenleri madde madde inceledik… Sonuç: Polis intiharları engellenebilir
ODA TV. 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun İYİ Parti Kocaeli Milletvekili Lütfi Türkkan’ın polis intiharları ile ilgili soru önergesine verdiği yanıtlar kamuoyunu tatmin etmekten çok uzak kaldı. Oysaki polis intiharlarını engellemek için yapılması gerekenler bellidir. Ancak bunun için köklü bir anlayış değişikliğini takip eden yapısal değişiklikler ve hepsinden önce de bu yönde bir irade gerekiyor. Odatv Güvenlik Danışmanı Feramuz Erdin yapılması gerekenleri madde madde yazdı.

İNSAN KAYNAĞI BİR KURUMUN EN ÖNEMLİ VARLIĞIDIR

Büyük ve başarılı organizasyonlar sahip oldukları “varlıkları” sıralarken en başa insan kaynağını koyar. Çünkü insan kaynağı o kurumun geçmişe dayanan bilgi dağarcığını, operasyonel mükemmeliyetini ve kurumsal itibarını belirler.

O yüzden büyük şirket ve organizasyonlar güvenlik risk analizlerini yaparken korunması gerekenlerin en başına insan kaynağını yazar. Üretim tesisleri, binalar, ürünler veya hizmetler, veriler ve bilgi, tedarik ve lojistik ağları daha sonra sıralanır. Çünkü insan her yerde ve her zaman önemlidir.

Kurumsal personel yönetimi de yine bu ilkeler çerçevesinde şekillenir. Emeğinden faydalanılan insanın önündeki her türlü engeller kaldırılmaya çalışılır.

İNTİHARLARIN KÖK NEDENİ ORTAYA KONMALI

Saydığımız diğer unsurlar zarar gördüğünde bunların zararı sigorta marifetiyle geri kazanılabilir ama kaybedilen insan hayatı asla geri döndürülemez. Bu bilinç kurumsal kültürün en önemli ilkesidir. Küresel şirketlerin güvenliğe bu kadar önem vermesinin ve büyük bütçeler ayırmasının nedenlerinden birisi de budur.

Bir kişi dünya görüşü itibarıyla olağan dışı ölümü kanıksayabilir ve bunu çok rahat kabullenebilir. Bu kişisel bir durumdur. Ama hiçbir kurumsal yönetim bunu kabullenemez. Eğer olağan dışı ölümlerin sayısı birden fazlaysa hemen daha önceden belirlenmiş yetkili kurul ve sistemler devreye girer, kök neden araştırılır ve bu olayın bir daha yaşanmaması için alınması gereken tedbirler ortaya konularak, derhal uygulamaya geçilir.

İNTİHARDAN BAŞKA ÇIKIŞ YOLU BULAMAYAN POLİSLER

Emniyet’te yaşanan intiharlar uzunca bir süredir gündem olmaya devam ediyor. Basına yansıyan rakamlara göre 2021 yılında 109, 2022 yılının ilk 5 ayında da 25 polis intihar ederek yaşamına son verdi. Benzer görev yapan Jandarma ve Sahil Güvenlik birimlerindeki muvazzafların arasında yaşanan intihar vakalarını bilmiyoruz ama orada da bu kadar çok intihar olayı yaşansaydı mutlaka gündem olurdu?

Düz mantık işleterek buradan şu sonucu çıkarmak da mümkün: Demek ki sorun yapılan görevde değil, görevin yapıldığı birimde?

O zaman öncelikle Emniyet Genel Müdürlüğü’nü çalışma şartları açısından diğer genel kolluk birimlerinden ayıran özellikleri ortaya koymak gerekiyor. Kafaların karışmaması için Jandarma ve Sahil Güvenlik birimlerinde sadece “muvazzaf” kadroyu incelediğimizi bir kez daha hatırlatalım.

1- Personel kaynağı: Genel kolluğun personel tedarik şekli genelde birbirine çok benziyor. Hepsi için de önce kadrolar açılıyor ve sonra bu kadrolara müracaat eden adaylar arasından seçimler yapılarak personel açığı gideriliyor.

Genelde adaylık şartları da çok fazla benzerlik gösterdiği için, bir kişinin aynı anda hem Emniyet, hem Jandarma, hem de Sahil Güvenlik için başvurması da sıkça görülen bir durum. O zaman genel kolluk birimlerinin personel kaynağı açısından birbirinden çok da farkı olmadığını söylemek yanlış olmaz. Hepsi aynı kaynaktan personel temin ediyor.

Personelin kurum tercihini belirleyen ise maaş ve çalışma şartları oluyor. Jandarma ve Sahil Güvenlik bu konuda Emniyet’e göre bariz bir avantaja sahip olduğu için personelin öncelikli tercihi doğal olarak bu kurumlar oluyor.

2- Sınav ve seçme usulleri: Sözlü ve yazılı sınavlardan başarılı olup da genel sağlık kontrolünü geçebilen adaylar meslek okullarına kayıt yaptırarak eğitim süreçlerine başlıyor. Sağlık kontrolü haricindeki elemelerde kayırma olmadığını söylemek biraz iddialı olabilir. Zaten bu konuyla ilgili olarak kamuoyunda yeterince tartışmalar yapılıyor. Ama geçmişe yönelik soru çalma iddiaları ile ilgili yürütülen yargılamalar haricinde ispatlanmış bir durum yok.

Burada da genel kolluk kurumlarını birbirinden çok fazla ayırmak mümkün değil. Sınav ve seçme usulleri genelde birbirlerine çok benziyor.

3- Eğitim ve kurumsal kimlik: İşte burada genel kolluk birimleri arasında yollar biraz ayrılır. Kurumlar kendi ihtiyaçları doğrultusunda temin ettikleri adaylara mesleki eğitimler vererek, kendi kurumsal kimliklerini empoze etmeye başlarlar.

Jandarma ve Sahil Güvenlik personeli askeri gelenekten geldikleri için polise göre daha farklı bir kurumsal disiplin ve kurum içi iletişim sistemine sahiptirler. Kurmaylık eğitimi üzerinden gelen NATO kurumsal personel pratikleri buralarda az da olsa etkili olur. Askerin daha sert olması beklense de NATO kurallarının getirdiği uluslararası bilinç, askeri hiyerarşi ve iletişime olumlu yönde etki ettiği rahatlıkla söylenebilir.

4- Hiyerarşi ve kurum içi iletişim: Astlık – üstlük kolluk mesleğinin temeli olarak görülür ve tüm birimlerde uygulanır. Mevzuatta yer alan kanunsuz emir ve konusu suç teşkil eden emir kavramları haricinde, her türlü emre sorgulamadan itaat edilmesi beklenir. O sebeple hiçbir kurumda özellikle astlar ve üstler arasında mükemmel bir iletişim, empati ve anlayış olduğunu söyleyemeyiz.

5- Görev ve çalışma şartları: Görev tanımları tamamen aynı olmakla birlikte görev yerleri açısından bu üç kolluk birimi ayrışır. Polis şehirde, Jandarma kırsalda ve Sahil Güvenlik de denizlerde görev yapar.

Şehirler ile büyük şehirlerde lojman imkânlarının kısıtlı olması yüksek kiralar ödemek zorunda kalan polislerin diğerlerinden biraz daha gergin olmasına neden olabilmektedir. Jandarma ve Sahil Güvenlik nisbeten daha fazla lojman imkânına sahiptir.

Polisler için 12 / 24 saat olarak tanımlanan ve istisna olması gerekirken çoğu yerlerde rutin hale getirilen çalışma sistemi kabul edilmiş çalışma standartlarının çok üzerindedir. Polisler diğer kamu personeline göre ortalama %50 daha fazla çalışmaktadır. İstirahat imkânı ise sınırlıdır.

Polislerin Jandarma ve Sahil Güvenlik personeline karşı dezavantaj olarak olarak değerlendirilebilecek maaş ve emeklilik şartları ise henüz düzeltilememiştir.

6- Personel yönetimi, ödül – ceza dengesi ve mobbing: Personel yönetiminin kolluk personeline yakın olması, dertlerini dinlemesi, sorunları anında çözmesi beklenir. Oysaki daha dün Odatv’de yayınlanan bir habere göre Rize Emniyet Müdürü rahmetli kardeşim Altuğ Verdi’nin FETÖCÜ bir polis tarafından şehit edilmesinden sonra, personel görüşme uygulaması kaldırılmıştır. Personelin ilk ağızdan derdini iletebileceği yüksek rütbeliler ile irtibatı böylece kesilmiştir.

FETÖ’cülerin bir diğer zararı da zamanında ödül bütçesini sadece kendi üyeleri için adeta sömürmeleri oldu. Bunun fark edilmesi üzerine ödül bütçesinde de büyük sınırlamalara gidildi. Personel daha çok manevi tatmin ile yetinmek zorunda bırakıldı.

Kamuoyunda “mobbing” olarak bilinen şey ise aslında bence uygulayanın dahi farkında olmadığı Emniyet’e has bir yönetim biçimi. Kuşaktan kuşağa aktarılan, üst yönetimi ikna edemeyeceğini veya rutini değiştiremeyeceğini bildiği için astlarını bir şekilde ikna etmek zorunda kalan yöneticilerin uygulamak zorunda olduğu bir yönetim usulü olarak değerlendirilebilir. Bir de siyaset kurumunun artan beklenti ve baskıları işin içine girerse durum, yaşayanlar açısından daha da çekilmez bir hal alabilir.

İÇİŞLERİ BAKANININ AÇIKLAMASINDAN ÇIKANLAR

İçişleri Bakanı Soylu açıklamasında her intihar olayından sonra ailelere psikolojik destek verildiğini söylüyor. Açıkçası, bunun polis intiharlarını engellemedeki fonksiyonunu net olarak anlaşılamıyor?

Bakan, her intihar olayından sonra adli ve idari soruşturma açıldığını da söylüyor. Zaten bu kanunun emrettiği bir şeydir. O olayı aydınlatmak üzere yapılması gerekli olan bir prosedürdür.

Oysaki Emniyet içindeki intiharların yaygınlığının sebeplerini araştırmak ve nasıl engellenebileceği hakkında yorumlar ortaya koymak için ayrı bir çalışma yapılması gerekir.

Psikolojik muayene, psikolojik destek birimleri ve psikolojik danışma hattı ise ancak usulüne uygun olarak uygulanırsa etkili olur. Çünkü psikolojik rahatsızlık yaşayan kolluk personelinin silahlı görev yapması sakıncalıdır. Kolluk personeli bu sebeple psikolojik rahatsızlıklarını göstermekten ve hatta tıbbi yardım almaktan ve ilaç kullanmaktan şiddetle kaçınır.

Görüldüğü gibi, bu o kadar kolay bir iş değil. Kurumsal yaklaşımı, anlayışı, yapıyı ve hatta belki de mevzuatı bile değiştirmek gerekiyor. Zor ama imkânsız bir şey değil.

Zaten yöneticiler de bunu başarmak için orada varlar, değil mi?

Feramuz Erdin

Odatv.com

Feramuz Erdin 1992 -2007 yılları arasında Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde çeşitli birimlerde görev yaptı.

2007-2020 yılları arasında çok uluslu kurumsal şirketlerde profesyonel güvenlik yöneticiliği görevlerinde bulundu.

Halen kurumsal ve kişisel güvenlik, acil durum ve kriz yönetimi danışmanlığı yapmaktadır.

Kaynak: -

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.