DOLAR 8,1161
EURO 9,7202
ALTIN 455,73
BIST 1.378
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 18°C
Sağanak Yağışlı
Ankara
18°C
Sağanak Yağışlı
Per 19°C
Cum 17°C
Cts 20°C
Paz 25°C

DİSİPLİN CEZALARINDA KRİTİK TEKERRÜR KARARI!

DİSİPLİN CEZALARINDA KRİTİK TEKERRÜR KARARI!
22.03.2021
1.764
A+
A-

AYM’den disiplin cezalarında kritik tekerrür kararı ve sonuçları

Yeni Şafak Gazetesi yazarı Ahmet ÜNLÜ bugünkü yazısında; AYM tarafından memur disiplin hukukuna ilişkin verdiği bireysel başvuru kararlarını ve bu kararların disiplin hukukuna etkilerini yazmıştır.

2010 yılında yapılan Anayasa değişikliği sonrasında Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yolu açılmıştır. AYM’de bireysel başvurular sonrasında verilen kararlar memur disiplin hukukunda da önemli açılımlar sağlamıştır. Hoşumuza gitmese de bir vakıa olarak önümüzde böyle bir gerçek durmaktadır. Bu yazımızda AYM tarafından verilen bireysel başvuru kararlarının memur disiplin hukukunu nasıl etkilediğini açıklamaya çalışacağız.

Tekerrürle ilgili kritik karar ve sonuçları

AYM tarafından verilen 17/07/2018 tarihli ve 2014/7475 başvuru numaralı kararı çerçevesinde konuyu açıklamaya çalışacağız.

Görev yapmakta iken başvurucunun 23/5/2012 tarihinde kendisinden sorumlu yedek subaya hakarette bulunduğu ve onu tehdit ettiği iddiası ile hakkında disiplin soruşturması başlatılmış ve soruşturma sonucu başvurucunun eyleminin kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektirdiği sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte başka bir hakaret ve silahla tehdit olayı nedeniyle 6/6/2012 tarihli işlemle başvurucuya üç yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verildiğinden olayda tekerrür hükümleri uygulanarak bir derece ağır ceza olan memuriyetten çıkarma disiplin cezası uygulanması gerektiği sonucuna varılmış ve başvurucu, söz konusu istemle Milli Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’na (YDK) sevk edilmiştir.

Başvurucu 25/9/2012 tarihinde yazılı savunma vermiş, ayrıca YDK önünde sözlü savunma yapmak istediğini de belirtmiştir. YDK, başvurucunun da önceden haberdar olduğu 16/10/2012 tarihinde toplanmıştır. Ancak başvurucu, hastalanması nedeniyle sözlü savunma yapamayacağını belirtmiş ve buna ilişkin 14/10/2012 tarihli doktor raporunu YDK’ya faks ile iletmiştir. YDK, başvurucunun yokluğunda 16/10/2012 tarihinde toplanarak başvurucunun devlet memurluğundan çıkarılmasına karar vermiştir.

Başvurucu, diğer iddialarının yanında özellikle YDK önünde sözlü savunma yapamamasının hukuka aykırı olduğu ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasında hata yapıldığı iddialarıyla Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) nezdinde iptal davası açmıştır. Başvurucu, davasında 23/5/2012 tarihinde gerçekleşen fiil için 6/6/2012 tarihinde verilen disiplin cezasının dikkate alınamayacağını; bu nedenle tekerrür uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. AYİM İkinci Dairesi 27/11/2013 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir.

Ret gerekçesinde konuya ilişkin mevzuat hükümlerine yer verilmesinin ardından disiplin hukukundaki tekerrür uygulaması şartlarının ceza hukukundan farklı olduğu ve önemli olan noktanın cezanın tebliği veya uygulanması değil suçun işlenmesi olduğu vurgulanmıştır. Devlet memurluğundan çıkarma cezası verilmeden önce başvurucunun yazılı savunmasının alındığının altı çizilmiştir. Sonuç olarak 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca davaya konu disiplin cezası verilmesine sebep olan fiilin özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre içinde işlenmesi nedeniyle tekerrür hükmü uygulanmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak ret gerekçesi oluşturulmuştur.

AYM tarafından verilen tekerrür kararında nelere yer verilmiştir?

Somut olayda başvurucunun 23/5/2012 tarihinde gerçekleşen ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektirdiği sonucuna varılan fiili nedeniyle daha önce aynı nitelikte bir eylemde bulunduğu hususu da dikkate alınarak bir üst ceza olan devlet memurluğundan çıkarma disiplin cezası uygulamasına gidilmiştir. Başvurucunun tekerrüre temel olan ilk eylemi nedeniyle tesis edilen kademe ilerlemesinin durdurulması disiplin cezası 6/6/2012 tarihlidir. Bir başka ifadeyle başvurucunun tekerrür nedeniyle devlet memurluğundan çıkarılmasına neden olan ikinci eylemini gerçekleştirdiği tarihte üst ceza uygulamasına sebep olan ilk eylemine ilişkin disiplin cezası tesis edilmiş değildir. Başvurucu AYİM nezdinde iptal davası açarken tekerrüre dair uygulamanın açıkça hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

AYİM tekerrür uygulamasına ilişkin yorumunda disiplin hukukundaki tekerrür şartlarının ceza hukukuna göre farklılık arz ettiğini ve önemli olan noktanın cezanın tebliği veya uygulanması değil eylemin gerçekleşmesi olduğunu ifade ederek devlet memurluğundan çıkarma işlemini hukuka uygun bulmuştur.

Yukarıda alıntısı yapılan 657 sayılı Kanun hükümleri uyarınca disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiilin disiplin cezasının özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanacağı açıktır. Disiplin cezasının özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre de disiplin cezasının uygulanması ile başlamaktadır. Yasa açıkça tekerrür olarak addedilecek fiilin ilk eyleme dair disiplin cezası uygulamasından sonra işlemeye başlayan süre zarfında gerçekleşmesini öngörmektedir. İlgili hukuk kısmında alıntısı yapılan Danıştay kararlarında da iki eylemin tekerrür oluşturabilmesi için ilk eyleme yönelik disiplin cezasının tesis edilip muhatabına tebliğ edilmesinden sonra ikinci eylemin gerçekleşmiş olması gerektiği ifade edilmektedir. Anayasa Mahkemesi de norm denetiminde, hukuka aykırı bir eylemde bulunduğu tarih itibarıyla hakkında daha önce verilen bir ceza bulunmayan kişinin daha sonraki bir tarihte almış olduğu bir ceza esas alınarak ve tekerrür hükümleri uygulanarak cezasının artırılmasının hukuk devleti ilkesine uygun olmadığını belirlemiştir. Yine, Anayasa Mahkemesi tekerrür uygulamasına ilişkin olarak norm denetiminde verdiği kararda, hukuka aykırı bir eylemin tekerrürü halinde verilecek cezanın artırılmasının daha önce verilen cezanın ıslah edici olmadığı ve failin suç işleme konusundaki ısrarının daha ağır bir cezayı gerektirdiği düşüncesinden doğduğunu belirtmiştir. Faile tekerrür nedeniyle daha ağır bir ceza verilebilmesi için hukuka aykırı bir eylemi failin birden çok kere gerçekleştirmiş olmasının tek başına yeterli olmadığı, failin tekerrüre esas alınan eylemi nedeniyle daha önce cezalandırılmış olmasına rağmen bu tarihten sonra aynı eylemde tekrar bulunmuş olması gerektiği vurgulanmıştır.

Bu bağlamda gerek yasa lafzının gerekse yerleşik yargısal yaklaşımın tekerrür uygulaması ile ceza artırımı için kişinin tekerrür oluşturan eylemi gerçekleştirdiği sırada daha önceki eylemi nedeniyle disiplin cezası almış ve bunun tarafında tebliğ edilmiş olmasını şart koştuğu görülmektedir.

Belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme, yasa kurallarını yorumlama, kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiğine karar verme yetkisi kural olarak yargılamayı yapan mahkemeye ait olmakla birlikte mahkemenin esasa etkili iddialara ilişkin olarak ilgili ve yeterli bir gerekçe sunması hakkaniyete uygun yargılanmanın gerçekleşmesi adına bir zorunluluktur. Bu bağlamda mahkemenin tekerrür hükümlerinin uygulanmasına dair hukuki değerlendirmesinde yerleşik uygulamadan neden ayrıldığı noktasında açıkladığı, önemli olan hususun eylemin gerçekleşmesi olduğu yönündeki gerekçenin devlet memurluğundan çıkarma işleminin sonuçları dikkate alındığında yetersiz kaldığı görülmektedir.

Buna göre başvurucunun yargısal süreçte dile getirdiği, davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki tekerrür uygulamasına yönelik iddiaların makul, ilgili ve yeterli bir gerekçe ile karşılanmadığı anlaşıldığından hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının güvencelerinden olan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının güvencelerinden olan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varıldığından başvurucunun adil yargılanma hakkına ilişkin diğer iddialarının incelenmesine gerek görülmemiştir. Bu durumda hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmakta olduğu belirtilerek oybirliği ile bireysel başvuru karara bağlanmıştır.

Sonuç olarak AYM tarafından verilen bireysel başvuru kararları masaya yatırılarak memur disiplin hukukunun gözden geçirilmesi ve açık alanların izaha gerek duyulmayacak şekilde yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Aksi takdirde AİHM kararları merkeze alınarak AYM tarafından verilen bireysel başvuru kararları kamu düzenini önemli şekilde etkileyecek ve istenmeyen sonuçlar ortaya çıkacaktır.

Kaynak: YENİŞAFAK

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.