Dolar 32,2058
Euro 34,9979
Altın 2.509,49
BİST 10.739,57
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 26°C
Az Bulutlu
Ankara
26°C
Az Bulutlu
Sal 28°C
Çar 26°C
Per 17°C
Cum 18°C

ALBAYDAN MÜHTİŞ CEVAP!

ALBAYDAN MÜHTİŞ CEVAP!
22 Mart 2016 02:04
265

Sosyal medyada hızla yayılan “Sivillerin öldürülmesine karşıyız” sloganına emekli albaydan müthiş bir cevap geldi. Asker ve polislerin de terör saldırılarında hayatlarını kaybettiğine dikkat çeken albay, zorlu hayat şartlarına dikkat çekerek hümanistce gözüken bu sloganın aslında teröristlerin işine yaradığını söyleyek şunları yazdı…

 

İşte eskisozluk.com’da paylaşılan o yazı:

 

“Sivillerin öldürülmesine karşıyız!

 

Sokaktaki insanından başbakanına, cahilinden aydınına, Türkünden Kürdüne kadar her kesimin kullandığı hatta kızımın dahi paylaştığı moda deyim: “Sivillerin öldürülmesine karşıyız” 

 

Azıcık Türkçe biliyorsanız bunun anlamı çok nettir; “Asker, polis öldürülmesine karşı değiliz” 

 

Tabii bu askerler, baba değildir, yaşama hakları yoktur, sırf üniforma giydiği için insan bile değildir aslında. 14 yaşında evinden annesinin kucağından ayrılıp askeri okula gitmiş olmanın bir cezası olmalıdır elbet.

 

14 yaş… Daha siz elinizi sıcak sudan soğuk suya değdirmezken yatılı okul hayatının, içtimaların, sabahın 06.00’sından sonra hafta sonu bile uyuyamamanın, derdinizde başınızı yaslayacağınız hiç kimse olmayışının, siz üniversiteye gitme yaşındayken hatta giderken bile yatak yapmaz iken hergün 15 dk. yatak düzeltmenin, dolapta ayakkabı boyası yanlış yerde diye ceza almanın, mayo ile sürünmenin, siz hergün dışarda cebinizde para Starbucks’da kahve içerken haftada birgün okul dışına çıkabilmenin, 15 defa evinizi taşımanın, çocuğunuzdan uzak kalıp ilgilenememenizin, sevginizi gösterememenizin, sizin adını dahi duymadığınız yerlerde görev yapmanın, annenizi ölmeden önce son bir kez görememiş olmanızın bir karşılığı olmalıdır elbet. 

 

Evet, buldum; “Sivillerin öldürülmesine karşıyız”. Yani demem o ki; “Asker öldürülebilir!”

 

-35 derecede dağda yatan, günlerce aylarca evine gidemeyen, köydeki şehirdeki vatandaşı ailesi huzur içinde otursun diye elinde silah görev yapan, yeni doğan çocuğunu aylar sonra görebilen, ıslanan, donan, yaralanan, ölen, yanında en yakın arkadaşı veya askerinin ayağının kolunun koptuğunu gören, devletin ulaşamadığı en ücra yerdeki okulu onaran, yemeğini veren, öğretmenini koruyan, yılan sokan köylü çocuğu devletin helikopteri ile hastaneye nakleden, köyü terörist basmasın diye arazide sabaha kadar bekleyen, yakalanan teröriste dahi elindeki yemeğini, montunu veren asker, son çare olarak silahını kullanmak için eğitilmiştir. Ne Kürt diye, ne de başka bir sebeple öldürmeye programlanmamıştır. Terörist veya düşman bile olsa karşısındaki öncelikli görevi öldürmek değildir. O da bir insandır sizin gibi. Robot değil, duygusuz, ruhsuz değil. ya kendini, ya vatandaşı, ya da Anayasa başta olmak üzere kanunun verdiği yetkiyi kullanmak için öldürebilir elbette. Savaş sanatını ülkesini, devletini korumak için öğrenen askerin, bunu ama ideal haline getirip ama sadece ailesinin geçimini sağlamak için yapıyor olması da çok fark etmez aslında.

 

Bu söylemi savunan PKK’lıları, teröristleri ve destekçilerini anlamak mümkündür. Asıl sorun terörü desteklemeyen hatta terörle mücadele görevi olanların, insan hakları savunucularının dahi bu fikri ifade etmeleridir. Hayvanın, bitkinin, teröristin dahi yaşama hakkı var iken, subay, astsubayın, polisin yaşama hakkını tartışan bu kesimin cahilliği, dar bakış açısını anlamak ise mümkün değildir.

 

Bazı sözde hümanist, olaya sadece insan hakları, demokrasi, devlete karşı çıkma mantığıyla bakan okumuş yazmış kitle ise tam bir ikilem içindedir.

 

Hergün devletin imkanlarını, yolunu, elektriğini, otobüsünü, doğalgazını, metrosunu kullanıp, devletten maaş alan babasının parasını yiyip, o parayla eylem yerine giden, devletin hastanesinde muayene olan, devletin okulunda okuyan, sonra da devlete terörist diyen, devletin üniformalı memuruna ölümü hak görenler keşke devletin hatalarını askerin ölmesine üzülmeyecek noktaya getirmeden düşünebilselerdi; Olayın basit bir terör meselesi olmadığını, sadece Türk-Kürt meselesi ile sınırlı olmadığını, Kürt devleti kurulsa bile bu sorunun bitmeyeceğini, keşke içlerindeki o insancıl duyguyu daha güzel ifade edip, benim ölen terörist de olsa üzüldüğüm kadar üzülebilseydiniz ölen askere, polise. Keşke benim de sivillerin öldürülmesine karşı olduğum kadar siz de askerin/polisin öldürülmesine karşı olabilseydiniz…”

albay1.png

 

yenicaggazetesi.com.tr