Dolar 49,7376
Euro 55,8508
Altın 6.435,79
BİST 11.220,37
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 20°C
Parçalı Bulutlu
Ankara
20°C
Parçalı Bulutlu
Cum 21°C
Cts 20°C
Paz 21°C
Pts 21°C

EMEKLİ ASTSUBAY KIZINDAN MEKTUP VAR!

EMEKLİ ASTSUBAY KIZINDAN MEKTUP VAR!
13 Ağustos 2017 21:21
287

Gazeteci Soner YALÇIN, Sözcü Gazetesindeki köşesinde, kendisine emekli bir astsubay kızından gelen ibretlik mektubu yayınladı. 

 

İŞTE İSYAN ETTİREN O MEKTUP!

 

Mektup…
 

Soner Bey,

Merhabalar,

Bugün ülke FETÖ denilen örgütle mücadele ederken ben de zamanında “kendileriyle” bir birey olarak tek başıma nasıl mücadele ettiğimi size anlatmak istedim…

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 2008 yılında mezun oldum ve 2010 yılında hakimlik sınavını kazandım.

Mülakat tarihi gelmeden önce herkes tembihledi; sarı saçlarını kahverengiye boyat, dizlerinin altında etek giy, yakanı son düğmesine kadar kapat, ceketinin kollarını kıvırma, vb.

Mümkün değildi tabii ki en modern halimle gittim.

Mülakat günü herkesin kulaktan kulağa birbi rine sorduğu bir soru vardı: “Senin arkanda F tipi mi S tipi mi var?”

O kadar yabancıydım ki konuya, ne demek istediklerini hiç anlamadım. İçeri girdiğimde birbirinden küstah, lakayt, göbeğini kaşıyan 8-10 erkek (hepsi hakimmiş) karşımda oturuyordu. Hayatımda hiç duymadığım sorular sordular, elendim. Hatta en son çıkarken Trabzonspor’un performansı hakkında ne düşünüyorsun dediler!

Sonuçlar açıklandıktan sonra anladım önemli olan saç rengi, etek boyu değil, “F” tipi mi “S” tipi mi diye sorduklarıydı. Benim ki, “hiçbiri” idi.

FETÖ ile böyle tanıştım! Elbette ki geç bir yaştı. Ama benim babam askerdi; Cemaat bilmeden Atatürk’ü öğrendik biz…
Kulaklarıma inanamadım

Hakim-savcı olmak için “yeterli” olmadığımı anladım! 2011 yılında Ankara Hukuk Fakültesi’nde yüksek lisansa başladım. Bu arada, avukatlık ruhsatımı aldım ve çalışmaya başladım.

Yüksek lisansta borçlar hukuku kürsüsünde çalışmak, akademik dünyaya girmek için sınava giren sekiz kişiden biriydim. Bir gün dekan çağırdı.

Kılığıma kıyafetime, kırmızı renk ojelerime baktı ve “baban ne iş yapıyor” diye sordu. “Emekli astsubay” dedim. Annemi sordu, “öğretmen” dedim.

Zoraki bir gülümsemeyle, “Bak seninle çok açık konuşacağım, benim bir adayım var kadroya almak istediğim. Listede onu zorlayacak bir tek sen varsın çünkü Ankara Hukuk mezunusun. Diğer hocaların da seni ister, o yüzden gel sen benim ofisimde avukat ol, bu mülakatı da boş ver. Zaten çok az para veriyorlar araştırma görevlilerine nasıl yaşayacaksın babanın parası yetmez sana bakmaya” dedi. Kulaklarıma inanamayarak odadan hızla çıktım.

Mülakat günü yine herkes birbirine torpillerini soruyordu. Benim elimde sadece Medeni Kanun vardı! Soruları bildim.

Birkaç gün sonra sonuçlar açıklandığında elenmiştim. Yine o “F tipi” diye bahsedilen aday yani yine FETÖ kazanmıştı!

Yılmadım, birkaç kere daha girdim sınava. Hep mülakatta elediler, hep…

Hocalarıma “neden almıyorsunuz, ne istiyorsunuz” diye isyan ettiğimde aldığım cevap ise hep aynıydı, “artık bizim sözümüz geçmiyor fakültede.” Çünkü FETÖ’nün sözü geçiyordu bilim yuvasında. Yıl, 2012 idi.

Üzüleyim mi?

 

“Devlet kapısı sağlamdır” zihniyetiyle düşünen ailemin baskısıyla 2010-2011-2012 yıllarında KPSS sınavlarına girdim ve 100 üzerinden 93-92-90 aldım.

Meclis, Dışişleri Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı gibi kurumların hepsinin yazılı sınavlarında başarılı oldum, mülakatlarına hak kazandım. Başıma gelen hep aynı oldu: Baban ne iş yapıyor? Annen ne iş yapıyor?

Hatta yasama uzmanlığı mülakatında “Bu Kürtler ne istiyor, istediklerini verelim mi? Sence yürütme yargıya müdahale ediyor mu?” gibi amacı gayet belli sorular yönelttiler. Nitekim verdiğim cevaplar hoşlarına gitmeyince de elediler. Gerçi gitse de eleyeceklerini şimdi daha iyi anlıyorum. Hep benzerlerini yaşadım.

“Ne istiyorsunuz” daha diye feryat figan ettim ama kimse anlamadı. Hatta annem babam bile “demek ki yeterli değilsin” dediler. Oysa ben FETÖ’den torpili olmayan kendi halinde bir genç memur adayıydım.

Ben bunlarla boğuşurken, duydum ki babamın köydeki akrabalarından bir kız evlenmişti bir subayla. Ve subay eşi, Dışişleri Bakanlığı’na yerleştirivermişti karısını.

 

Öyle üzüldüm ki, ama kendime! İnsan kendine acır mı hiç? O an kendime öyle çok acıdım ki…

O kız köyde büyümüştü, yabancı dil bilmiyordu; nasıl almışlardı onu sınavsız mülakatsız Dışişleri’ne, nasıl olurdu? Olmuştu…
Peki, benim onca çabam, benim onca emeğim ne olacaktı? Ya liyakat?

15 Temmuz FETÖ kalkışmasından sonra öğrendim ki, bu kız ihraç edilmiş kurumdan, kocası ise hapisteymiş. Neden? Çünkü FETÖ’cülermiş!

Şu an halime üzülmeli miyim, yoksa şükretmeli miyim bilmiyorum…

Bu nasıl bir yapılanmadır ki, daha gencecik bir üniversite mezununun bütün hayallerini mahvedebildi…

Anlattığımdan daha çok anlatamadığım pek çok şey var. Siz beni anladınız biliyorum. O yüzden sevgiyle, sağlıcakla kalın…

 

“TÜRK ORDUSUNUN OMURGASI ASTSUBAYLAR” TIKLAYINIZ…