Dolar 49,6918
Euro 55,7233
Altın 6.384,76
BİST 11.116,99
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 20°C
Parçalı Bulutlu
Ankara
20°C
Parçalı Bulutlu
Paz 22°C
Pts 22°C
Sal 17°C
Çar 17°C

YANLIŞ BİLGİLERLE İNANILMAZ ASKER-POLİS KIYASLAMASI!

YANLIŞ BİLGİLERLE İNANILMAZ ASKER-POLİS KIYASLAMASI!
9 Ocak 2018 22:59
316

Türkiye Gazetesi Yazarlarından Süleyman ÖZIŞIK,  gazetedeki köşesinde, inanılmaz derecedeki yanlış bilgilerle asker ve polisin özlük haklarını kıyasladı. Askere bedava lojamdandan tutun da, 5-7 Bin lira emekli maaşı aldığını yazan ÖZIŞIK’ın, yeterli araştırmayı yapmadan yazı yazdığı düşüncesi hasıl oldu. 

Hiç kimse, polislerimizin analarının ak sütü kadar özlük haklarını almasına, iyileştirlmesine, 3600 ek gösterge almalarına karşı gelemez. Polislerimize 3600 ek gösterge mutlaka verilmelidir.  Ancak asker olan uzman çavuşlar ve uzman jandarmaların ek göstergesini görmeden, sanki tüm askerler 3600 ek gösterge alıyormuş gibi yazması tepki çekecek türden.

Askerlerin bedava lojmanda otruduğunu yazmak ise tam bir akıl tutulması. TSK’da hiç bir personel bedava lojmanda oturmaz ve her ay lojman kirası personelin maaşından düzenli olarak kesilir. 

Yine polisler 3000 ek gösterge alırken, 300 ek gösterge aldıklarını yazmasının yazım hatası olduğunu düşünüyoruz. 

TSK’nın en kalabalık nüfusu olan astsubay, uzman çavuş ve uzman jandarmaların 150-200 Bin lira emekli ikramiye aldığını yazmanın,  araştırma eksikliğinden kaynaklandığına inanmaktayız. 

Dağ başlarında, sınır boylarında  çok zor şartlarda görev yapan jandarma ve kara kuvvetleri personelinin, sıkıntılarının görülmemesi ve şehir merkezinde yaşıyormuş gibi polislerle görev şartlarının kıyaslanması ise tam bir ironi. 

Ayrıca darbeci hainlere karşı gelerek onlara karşı direnen ve darbeyi engelleyen kahraman askerleri, hiç yokmuş gibi yazmak oldukça hatalı. Unutmayınız ki darbeci hainlerin TSK’daki oranı % 5’i bile değil. 

 

TEMAD’DAN KAMUOYUNA AÇIKLAMA

 

Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD) Genel Başkan Hamza DÜRGEN’in imzasıyla herhangi bir kuruluş ve şahıs ismi zikretmeden kamuoyuna açıklama yaptı. 

 

 

TEMAD Tarafından yapılan açıklamada, 

“Ülkemizin içinde bulunduğu şartlar ve çevremizdeki dış politik gelişmeler dikkate alındığında milli birlik ve bütünlüğümüzü güçlendirmeye her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğu açıktır.

Ülkemizin güvenlik risklerinin arttığı bu günlerde güvenlik kuvvetlerimizin mensupları olan asker ve polislerimizi adeta birbirine düşürmeye yol açabilecek bu tip değerlendirmelerin ne kadar tehlikeli olduğu aşikardır.

Asker de, polis de, korucu da devletimizin bağımsızlığı, ülkemizin bölünmez bütünlüğü ve milletimizin birliği bakımından ayrı ayrı ve birlikte çok önemli işlevleri yerine getirmektedirler.

Bu unsurlardan herhangi birisinin ekonomik, mali ve hukuki bakımdan eksiklikleri olabilir. Bu eksikliğin düzeltilmesini talep etmek başka bir şeydir, bunları birbirleriyle çatıştıracak şekilde hedef göstermek başka bir şeydir.

Dolayısıyla, TSK mensubu personelin 100.000 çalışanı, 120.000 emekli üyesiyle en büyük meslek kuruluşu olan, Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD), adı geçen yazıdaki hususların yanlışlığını ve duyduğu rahatsızlığı kamuoyunun bilgisine sunar, asker ile polisi karşı karşıya getirecek bu tip yanlışlardan kaçınılmasının önemine işaret ederiz.” sözlerine yer verildi. 

 

İŞTE TEPKİ ÇEKEN O YAZI!

 

Polisin hakkı polise verilsin artık!

Yerküre üzerinde eşi benzeri görülmemiş saldırılara maruz kaldık son 4 yıl içinde…

Önce Gezi ayaklanması ile şanslarını denediler. Olmadı, 17/25 Aralık’ta Yargı Cuntası eliyle işbaşındaki iktidarı devirmeye çalıştılar.

O da olmadı, ülkenin Doğu ve Güneydoğu Bölgesi’nde “Serhildan” ilan ederek Kürtleri ayaklandırmaya çalıştılar.

Bunda da başarılı olamayınca, ordunun içine çöreklenmiş Fetullahçı Çete eliyle darbe yapmak istediler…

Şu yukarıda saydığım olayların herhangi biri başka bir ülkede yaşansa, inanın o ülke bir daha belini doğrultamazdı.

Peki nasıl oldu da biz ayakta kalabildik?

Bu sorunun cevabını aslında 2014 yılında yazdığım bir yazıda vermiştim. 

Demiştim ki;

“Bugün bu ülkede bunca olaya rağmen bir darbe olmamasının en önemli nedeni, polisin en az iktidar kadar dik durmasıdır. Polisin gardını düşürdüğü noktada, darbenin başarılı olma ihtimali yüksektir!”

Gezi olaylarında polise neler söylendiğini dün gibi hatırlıyorum.

Taksim Meydanı’nda APO posteri, PKK paçavraları ve DHKP-C flamaları altında toplananlarla bir olup polisleri kovalayanlar…
“Tayyip’in itleri, durduramaz bizleri” diye hakaret edenler ve daha niceleri….

Aynı şeyler 17/25 Aralık döneminde de yaşandı.

Erdoğan’ı ve oğlunu evinden almaya çalışanlar emniyet içindeki şeref ve haysiyet sahibi polislerin direnişiyle karşılaşmasa, Erdoğan bugün büyük ihtimalle hapiste olacaktı. 

Ve 15 Temmuz kanlı darbe girişimi…

Elinizi vicdanınıza koyun ve kendinize şu soruyu sorun: O gün polis darbecilerle birlikte hareket etmiş olsa, sonumuz ne olurdu? 

Aklınızdan geçeni ben söyleyeyim:

Erdoğan ve ailesi başta olmak üzere kabinedeki pek çok önemli isim bugün büyük ihtimalle aramızda olmayacaktı. Yine muhtemeldir ki Irak’ta, Suriye’de, Libya’da ve Ukrayna’da yaşananlar Türkiye’de yaşanmış ve sonuçlanmış olacaktı.

Belki de Türkiye diye bir devlet olmayacaktı!

Şimdi diyeceksiniz ki: “Durup dururken bu meseleleri bize niye hatırlattın?”

Şundan dolayı…

Bu ülkede polislerin hâli, artık tahammül sınırlarını zorluyor. Polisler, polis olmaya karar verdikleri için âdeta cezalandırılıyor.

Hakikaten el vicdan artık yahu!

Düşen, kalkan, ölen, sakat kalan, tecavüz eden, tecavüz edilen, uyuşturucu kullanan, uyuşturucu satan, mal çalan, malı çalınan, kaza geçiren ve kazaya neden olan milyonlarca insanın derdiyle polis ilgilenecek.

Stadyumda, seçimde, referandumda, mitingde ve izinsiz yürüyüşte ve dahi devlet erkanının geçtiği sokaklarda nöbeti polis tutacak.
Eylemcisi taşlayacak, provokatörü tekmeleyecek, ensesi kalın iş adamı azarlayacak, milletvekili gözünün içine baka baka küfür ve hakaret edecek…

Milyonlarca insanın ırzı, canı, malı onların sorumluluğunda olacak. 12/24 esasına göre nöbet tutacak. Gecesi-gündüzü belli olmayacak. 

Molotofu onlar, kurşunu onlar, bombayı onlar yiyecek! Polis olmanın bedelini canıyla, kanıyla ödeyecek.

Ama bunun karşılığında bir özlük hakları bile olmayacak. Asker 3600 ek gösterge alırken, polise 300 ek gösterge layık görülecek. 

Türk Silahlı Kuvvetleri’nden emekli olan bir asker 150-200 bin TL emekli ikramiyesi alırken, aynı görevi sokaklarda icra eden polis emekli olduğunda, eline 30-40 bin lira tutuşturulacak.

TSK’dan emekli bir asker 5-7 bin lira arası emekli aylığı alırken, polis 2 bin, bilemedin 2 bin 500 lira emekli maaşına talim edecek.

Bu haksızlık değil mi?

Asker kendilerine ücretsiz olarak tahsis edilen lojmanda kalırken, polisler kiraladıkları dairelerde kahır çekecek. 

Bu adaletsizlik değil mi?

Hem haksızlık, hem de adaletsizlik.

O zaman bu haksızlığa ve adaletsizliğe bir son vermek gerekiyor. Cumhuriyet tarihinin en başarılı İçişleri Bakanı olarak tarihe adını yazdıran Sayın Süleyman Soylu’nun artık bu meseleye ciddi anlamda eğilmesi gerekiyor.

Hazır FETÖ’cü polisler emniyetten tasfiye edilmişken bu işe bir el atıvermenin tam zamanıdır bence…

 

YAZININ TAMAMINI OKUMAK VE YAZARA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYINIZ…