stats
Engelleyiciyi kapattım!

Türkiye'nin Askeri Haber Portalı. Tüm, subay, astsubay, uzman jandarma, uzman çavuş ve sözleşmeli erbaş/er, ile sivil memur haberleri

ÖZAL'A TELGRAF ÇEKEN TEĞMEN VE ASTSUBAYIN BAŞINA NELER GELDİ?

ÖZAL'A TELGRAF ÇEKEN TEĞMEN VE ASTSUBAYIN BAŞINA NELER GELDİ?
  • 23 Nisan 2020, Perşembe 20:01

Oda TV yazarlarından Muzaffer Ayhan Kara, ÖZAL'a telgraf çeken astsubay ve teğmenin son durumunu ve o günleri yazdı. 

İŞTE O YAZI

Özal’a alışamayan teğmen Çankaya'ya gönderdiği telgrafta ne yazmıştı

Önceki gün 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ölüm yıldönümüydü. Sosyal medyada baktım ki çok geniş bir yelpazede rahmetli Özal’a güzellemeler var...

Önceki gün 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ölüm yıldönümüydü. Sosyal medyada baktım ki çok geniş bir yelpazede rahmetli Özal’a güzellemeler var. Çok benimsemesiniz de merhum birisine rahmet okumak yerinde bir davranıştır ve erdemdir. Ancak geçmişte Özal’la tam karşıt durumdaki, ona “Çankaya’nın Şişmanı” yakıştırmasını yapan siyasi çevrelerden yapılan güzellemelere tepki göstermek yerine anlamaya çalıştım. Üzerinde düşündüm. Cumhurbaşkanı Özal’lı yılları ve Özal’ı düşündüm. Sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’lı bugünleri ve Erdoğan’ı düşündüm ve şuna karar verdim; kıyaslama yapılıyor… Güzellemeler de o yüzden…

TOP ATIŞI YOK!

Bendeniz de Özal’ı anmak istiyorum bu yazıda ama bakın nasıl… Tabii önce Yüce Tanrı’dan rahmet diliyorum.

Askerdim ve Anadolu’nun ücra bir köşesinde bulunduğum birliğe bir telefon emri geldi Özal’ın cumhurbaşkanlığıyla ilgili. Henüz cumhurbaşkanı seçilen Özal için birliklerde emre göre (mealen) hiçbir şekilde top atışı veya herhangi bir etkinlik yapılmayacak, gerekenler Genelkurmay Başkanlığı’nca yerine getirilecek. Oysa, baktım ki adettenmiş; yeni bir cumhurbaşkanı seçildiğinde askeri birlikler cumhurbaşkanını selamlamak için top atışı yaparlarmış… Anlaşılıyordu ki, Silahlı Kuvvetler Özal’a serin bakıyordu!..

TEĞMENDEN ÇANKAYA’YA TELGRAF: “ALIŞAMADIM”

Kendi deneyimimi burada bırakıp bir subay ve bir astsubayla devam edelim…

“Teğmen Şeref Baba”yı hatırlayan var mı? Hatırlatayım; hani 1990 Mart’ında Cumhurbaşkanı Özal’a “Alışamadım!” diye telgraf çeken karacı teğmen. Gebze Topçu Alayı’nda görevliydi. Hem Cumhurbaşkanına alışmadığını, alışamayacağını bir telgrafla bildirdi hem de bir Silahlı Kuvvetler mensubu olmasına karşın bunu emir-komuta zinciri dışında yaptı! Telgraf kamuoyunda geniş yankı yaptı. Cumhurbaşkanı Özal da Teğmen Baba’nın bağlı olduğu 1. Ordu Komutanı Org. Muhittin Fisunoğlu’nu arayarak teessüflerini bildirince ne olduğunu üstat Melih Aşık’ın satırlarından aktaracağım ama peşinen belirteyim; Teğmen Baba “psiko-nevroz” tanısıyla GATA Haydarpaşa Askeri Hastanesi’ne yatırıldı! (Bu süreçte bendeniz de askerliğimin son 40 günündeyim ve gelişmeleri kışladan izliyordum) Bu arada Genelkurmay Genel Sekreterliği çabucak “Teğmen geçirdiği bir bunalım sonucu böyle bir telgrafı çekmiştir” açıklamasını yaptı. Teğmen basından kaçırıldı. İstanbul Tabip Odası Başkanı Dr. Şükrü Güner “izni olmaksızın kişileri hastaneye yatırmanın suç olduğunu” belirtti; TTB Merkez Konseyi ise “gerekirse tedaviyi kendilerinin yapabileceğini” söyledi. Gelişmelerin devamını Aşık’ın Açık Pencere köşesinden izleyelim:

“Turgut Özal bu telgraf üzerine öfkelenerek 1. Ordu Komutanı Muhittin Fisunoğlu’nu aramış Murat Şeref Baba’nın 1. Ordu Karargahında ifadesi alınmış. Ve doğruca Askeri Hastane ‘deli’ koğuşuna. İki hafta gözetim altında tutulan Baba, ‘sağlam’ raporuyla taburcu edildi ve Ankara Merkez Komutanlığı’nda 25 gün oda hapsine alındı.” (Melik Aşık’tan aktaran: Adımlar; Bir Tabuyu Daha Yıktı: ‘Deli midir Nedir?’-17 Mart 1990) 

Peki Teğmen Baba telgrafında tam olarak ne demişti? Onu da Aşık’ın söz konusu yazısından aktaralım:

“Alışamadığım ve hiçbir zaman da alışamayacağım şeyler var. Eğitimde birlik ilkesi çiğnenerek, eğitimin imam hatip liseleri ve normal liselerde yapılıyor olmasına alışamadım.

Bazı özel yurtlarda Kur’an kurslarında ve imam hatip liselerinde laik cumhuriyet yönetimine düşman gençlerin yetiştiriliyor olmasına alışamadım.

Devleti dolandırandan, vurgunculardan hesap soran kamu görevlileri sürülürken, dolandırıcıların ve vurguncuların kahkaha ile mahkeme koridorlarını çınlatıyor olmasına alışamadım.

Yolsuzluk söylentileri almış yürümüş, çalıp çırpanlar hovardaca saçıp savururken, hastane masraflarını ödeyemedi diye yoksul vatandaşların hastanede rehin tutulmasına alışamadım.

Atatürk’ün makamında oturan bir kimsenin, itibar deyince aklına, bazı ülkelerin devlet başkanları ile fotoğraf çektirmek geliyor olmasına alışamadım.” (a.g.y.)

Dönemin 1. Ordu Komutanı Fisunoğlu’nu askerliğimden tanıyorum; hatta Ege Ordu Komutanı iken makamında da konuk olmuştum. İşin ilginç yanı, kendisi de Özal’la ters düştü 1. Körfez Krizi sırasında Teğmen Baba olayından bir süre sonra.Org. Necip Torumtay gibi o da Körfez politikasına sıcak bakmadı. Hatta Kara Kuvvetleri Komutanı olarak Genelkurmay Başkanlığı’na vekalet ederken Torumtay’ın istifası sonrasında, kendisini izne ayırıp memleketi Tokat’ta tavla oynarken fotoğraf bile verdi basına. Fotoğrafın diliyle konuştu Özal’a karşı. Torumtay’ın istifanın diliyle konuştuğu gibi. Bedelini de Genelkurmay’a çıkamamakla ödedi!

BU KEZ ASTSUBAYDAN MEKTUP

Teğmen Baba’nın telgrafının üzerinden bir ay civarında geçmişti ki bu kez de Bursa’lı emekli bir memur baba ile ev kadını annenin oğlu bir astsubaydan mektup gitti Özal’a. Hürriyet Haber Ajansı’nın gazetelere servis ettiği haber “Bu defa da bir astsubay yazdı-Özal’a İkinci Mektup” gibi başlıklarla gazetelerde haber oldu. İzmir Limanında demirli Peyk gemisinde görevli Deniz Astsubay Hacı Bayram Yüksel de Cumhurbaşkanı Özal’a bir mektup göndererek “8 yıl Başbakan, şimdi ise Cumhurbaşkanı olarak, istenmediğiniz halde ülke yönetimindesiniz” diye seslendi ve kendisini görüp sesini duymanın sinirlerini bozduğunu, geçim sıkıntılarının nedeninin de kendisinin olduğunu öne sürerek tedavinin yine Özal’da olduğunu, bu nedenle Çankaya’dan ayrılmasını istedi. (Özal’a İkinci Mektup, hha/gazeteler; 15 Nisan 1990)

Astsubay Yüksel, habere göre mektubunu şöyle gerekçelendirip sonlandırıyor:

“Özal’a telgraf çeken Teğmen Baba yalnız kaldı. Babanın tüm düşüncelerini sonuna kadar destekliyorum. Demokrasiye inancım sonsuzdur. Demokratik bir ülkede, Silahlı Kuvvetler mensubu da olsam, bu vatan topraklarında yaşayan bir fert olarak düşüncelerimi aktarmak hakkımdır. Silahlı Kuvvetler ve sivil vatandaşların büyük çoğunluğu da aynı fikirde. Ancak bunu söylemek suç haline getiriliyor.

Demokratik bir ülkede, demokratik yollardan seçildiğini iddia eden kişi, niçin demokratik olmayan yollara başvuruyor? İnsanlar, düşüncelerini serbestçe söyleyebilmeli. İlkokuldan sonra dört yıl askeri okulda okudum. Burada bize Atatürkçülük öğretildi. Atatürk’ün ilkelerinden beni ölümden başka hiçbir şey ayıramaz. Ülkem devletçi, milliyetçi, halkçı, inkılapçı, cumhuriyetçi ve özellikle laiktir. Bu ilkeleri bozmaya çalışanlar var. Bunlara karşı mücadele verilmiyor. Doğu’da terör önlenmiyor. Ben inanıyorum ki, Özal giderse bu sorunların hepsi çözülür. Çankaya’dan ayrılmanız dileğiyle.” (a.g.y.)

Astsubay mektubu 11 Nisan’da postaya vermiş, haberi 15 Nisan’da yayınlanmış. Astsubay Yüksel’in bağlı olduğu Güney Deniz Saha Komutanlığı’nın 15’ine kadar açtığı bir soruşturma yok… Teğmenin telgraftan sonra başına gelenler astsubayın da geldi mi, bilmiyorum. Sonrasını da takip edemedim ve bir bilgiye ulaşamadım ama bir askeri hastanenin ‘deli’ koğuşuna tıkılmasa bile Silahlı Kuvvetler’den tard edilmesi çok güçlü bir olasılık.

***

Peki top atışlarıyla birlikten selamlamanın durdurulması, bir telgraf ve bir mektup sonrasında dönemin Cumhurbaşkanı Özal ne demişti toptan:

“Alışın!”.

***

Özal’ın ölüm yıldönümünde birisi askerlik görevini yapmakta olan bendeniz ve bir teğmen ile bir astsubay üzerinden hatırladıklarım bunlar. Siyasetçilere kitlelere yaklaşma pratiğiyle verdiği ders ise bir açıdan; “dört eğilim”dir. Bunu da arif olan anlar.

 

***

 

O teğmenden telefon geldi
Odatv’de dünkü yazımda otuz yıl önceki Teğmen Baba’nın telgrafı ve Astsubay Yüksel’in mektubu üzerinden 8. Cumhurbaşkanı Özal’ı anmıştım...
 

Odatv’de dünkü yazımda otuz yıl önceki Teğmen Baba’nın telgrafı ve Astsubay Yüksel’in mektubu üzerinden 8. Cumhurbaşkanı Özal’ı anmıştım.

Bu sabah kim aradı dersiniz?.. 22 Şubat 1990’da “Sayın Turgut Özal/Cumhurbaşkanlığı Köşkü/Çankaya” başlıklı telgrafı çeken dönemin Topçu Teğmen unvanlı subayı Murat Şeref Baba!

SABAH ÇALAN TELEFON VE GELEN E-POSTA

Meğer, ortak bir dostumuz yazıyı kendisine iletmiş… Arayarak telefonumu vermek için izin istediğinde gecenin bugüne çoktan dönen saatleriydi. Murat Şeref Baba ile ortak dostumuz CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi CHP Grup Başkan Vekili, Avukat Doğan Subaşı.

Günün ilk telefonu çaldığında saat 10.00’a geliyordu ve kayıtsız bir numara arıyordu. Uzaktaki telefona yetişemedim ama çevirdiğimde keyifli, renkli bir ses “Ben Murat Şeref Baba,” dedi! Hakikaten hayat bazen bir “film” gibi oluyor. On dakika kadar sohbet ettik.

Silahlı Kuvvetler’le ilişkisi kesildikten sonra A. Ü. Hukuk Fakültesi’ne girmiş ve mezun olduktan sonra avukatlık stajı için geldiği İstanbul’da kalmış, yerleşmiş. O zamandan beri serbest avukatlık yapıyormuş.

Hatta, Teğmen Baba ordudan tard edildiğinde dönemin Urla Belediye Başkanı Bülent Baratalı kendisini Urla’ya davet etmiş. Bunu da yazıyı okuyup geri dönüş yapan ve kendisi de aynı zamanda hukukçu olan (Sonra CHP İzmir İl Başkanı, Milletvekili ve MYK Üyesi) Baratalı’nın e-postasından öğrendim. Tarihi öneriyi ve Teğmen’in yanıtını şöyle aktarıyor gelen e-posta:

“O yıllarda belediye başkanı idim. Kendisine Urla Belediye Başkan Yardımcılığı teklif ettim. Çok teşekkür ederek ve hukuk okuyacağını ifade ederek bu nedenle Ankara’da olması gerektiğini belirtti, kabul etmedi. Nitekim hukuk okudu. Teşekkür mektubu bende.”

Tabii Baratalı, Çankaya’daki zatın hışmına uğrar önerisi yüzünden! Yaşadıklarını biliyorum ama bende kalsın.

TEĞMEN’İN EKŞİ SÖZLÜK SATIRLARI

Çok değerli bir dostum, büyüğümden de bir e-posta aldım sabahleyin yazıyla ilgili ve o da Ekşi Sözlük’ten Teğmen Baba ile ilgili bir link göndermişti.  

6 Ağustos 2006 tarihli Ekşi Sözlük paylaşımı şöyle:

“(Teğmen) ‘Alışamadım’ yazılı tişörtlere, karikatürlere ve pek çok habere konu olmuştu. Bir dönem simgeleşmişti. Lüzumlu lüzumsuz binlerce kişi hakkında sayfalarca yazı ve yorumun bulunduğu sözlükte bugüne kadar hakkında hiçbir şey yazılmamış oluşu ilginçtir. Kendisi halen 20206 Barolar Birliği sicil numarasıyla İstanbul’da avukatlık yapmaktadır.”

Demek telgraftan 16 yıl sonra, dünkü yazımdan 14 yıl önce birisi Teğmen’i hatırlatmıştı.

Linkteki 8 Haziran 2016 tarihli bir Ekşi Sözlük paylaşımında ise Ahmet Hakan’ın köşesinden yapılan bir aktarım var. Demek Ahmet Hakan Teğmen’i bulup konuşmuş. Teğmen ile Fisunoğlu’nun diyalogunu içeren ve yeniden o günleri hatırlatan metin şöyle:

TELGRAFIN ÇEKİLME ÖYKÜSÜ VE TEĞMEN-FİSUNOĞLU DİYALOGU

“-Turgut Özal’a ‘alışamadım’ telgrafını nereden çektiniz?

-Ankara’dan... Bahçelievler Postanesi’nden...

- Telgraf çekme kararını tek başına mı aldınız?

-Evet. Müzakere edilip yapılacak bir hareket gibi gelmedi bana. Hatta ‘bu özel bir haberleşme, benden ve Cumhurbaşkanı Özal’dan başka kimsenin bunu bilmesine gerek yok’ dedim.

--Postaneye üniformalı mı gittiniz?

-Evet, üniformalı gittim. Kasten öyle yaptım. Polis gelirse bir itip kakma olmasın diye.

-Postanede görevli memura uzattınız telgrafı… Ne yaptı memur?

-Şaşırdı. Birkaç sefer saydı kelimeleri. Bana baktı. Sonra içeri girdi. Biriyle görüştü galiba. ‘Emniyet’e haber veriyor galiba’ dedim ama ilginçtir, ne gelen oldu ne de giden.

-Postaneden öyle çıkıp gittiniz.

-Evet.

-Sonra ne oldu?

-Sabah oldu. Ben atladım Gebze’ye görev yerine döndüm. Görevime başladım. Bir hafta, on gün geçti. Bir gün 1. Ordu Komutanlığı’ndan bir albay geldi, soruşturma yaptı. Bana;  ‘Kimliğinin ve imzanın taklit edildiğini söyle, bu işi kapatalım. Yoksa yazdığın bu siyasi metin nedeniyle ceza alırsın’ dedi.

-Ne cevap verdiniz bu teklife?

-‘İmzamı inkar edemem’ dedim. İfademi aldı, gitti. İki gün sonra bir albay beni çağırdı. ‘Hakkında herhangi bir yasal işlem yapılmayacak, postanelerden uzak dur’ dedi. Belli bir süre sonra Gebze’de görev yaptığım yere bir helikopter geldi. Arazideydim, üstümü değiştirmeme izin vermeden öylece alıp Selimiye’ye götürdüler beni. Orgeneral Muhittin Fisunoğlu’nun huzuruna çıkardılar. Odada iki komutanımız da vardı. Bir sandalyeye oturtuldum, Orgeneral Fisunoğlu da tam karşımda oturdu. Orada yazdığım her şeyi savundum. Ordu Komutanı Fisunoğlu ile baş başa konuşsam alabildiğim kadar alttan alırdım ama iki tanık varken bunu yapmadım. ‘Aynı şeyi bir daha yaparım, yaptığımın doğru olduğuna inanıyorum’ dedim.

-Ne dedi Fisunoğlu bunun üzerine?

-‘Çık dışarı,’ dedi; ‘şuna bak, yine yaparım diyor, saygısız!’ diye bağırdı, çağırdı.”

***

İşte böyle… Şu koronavirüs günleri geçsin iki sıkı tavla arkadaşı da olan Doğan Subaşı ve Murat Şeref Baba ile birlikte İstanbul’da buluşacağız. Baba tavla turnuvası önerdi ama bendeniz herhalde hakem olurum iki avukatın tavla karşılaşmasında; çünkü bilirim ama pek aram yoktur tavlayla.

 

Kaynak: ODA TV



HABERE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

  • S.Lig
  • 1.Lig
  • 2.Lig Kırmızı
  • 2.Lig Beyaz
    Takımlar O G B M Av P
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
    Takımlar O G B M Av P
1 Çaykur Rizespor 34 20 9 5 30 69
2 MKE Ankaragücü 34 18 9 7 21 63
3 Boluspor 34 18 6 10 23 60
4 Ümraniyespor 34 17 8 9 14 59
5 Erzurum BB 34 14 11 9 12 53
6 Gazisehir Gaziantep FK 34 15 8 11 19 53
7 Altınordu 34 15 8 11 10 53
8 Balıkesirspor 34 16 7 11 10 52
9 İstanbulspor 34 14 8 12 6 50
10 Vartaş Elazığspor 34 13 9 12 9 48
11 Giresunspor 34 13 8 13 6 47
12 Adanaspor 34 12 7 15 -15 43
13 Adana Demirspor 34 11 8 15 -3 41
14 Eskişehirspor 34 12 8 14 7 41
15 Denizlispor 34 10 8 16 -4 38
16 Samsunspor 34 7 15 12 -14 36
17 Manisaspor 34 7 3 24 -49 12
18 Gaziantepspor 34 2 4 28 -82 1
    Takımlar O G B M Av P
1 Hatayspor 34 23 7 4 48 76
2 Menemen Belediyespor 34 22 8 4 42 74
3 Afjet Afyonspor 34 21 7 6 31 70
4 Sivas Belediyespor 34 19 10 5 28 67
5 Keçiörengücü 34 19 7 8 36 64
6 Sancaktepe Belediyespor 34 16 11 7 26 59
7 İnegölspor 34 17 8 9 12 59
8 Sarıyer 34 13 5 16 -1 44
9 Tokatspor 34 11 10 13 -8 43
10 Etimesgut Belediyespor 34 11 9 14 -3 42
11 Kastamonuspor 34 12 4 18 -3 40
12 Eyüpspor 34 11 6 17 -10 39
13 Tuzlaspor 34 10 8 16 -9 38
14 Bodrumspor 34 10 8 16 -14 38
15 Amed Sportif 34 10 10 14 -4 37
16 Bucaspor 34 10 9 15 -9 36
17 Korfez SK 34 4 4 26 -48 13
18 Mersin İdmanyurdu 34 1 1 32 -114 -17
    Takımlar O G B M Av P
1 Altay 34 19 9 6 30 66
2 Bandırmaspor 34 19 7 8 22 64
3 Gümüşhanespor 34 19 7 8 25 64
4 Sanliurfaspor 34 19 6 9 21 63
5 Sakaryaspor 34 17 10 7 15 61
6 Bugsaşspor 34 15 11 8 20 56
7 Hacettepe Spor 34 15 11 8 16 56
8 Konya Anadolu Selçukspor 34 15 10 9 7 55
9 Niğde Belediyespor 34 14 7 13 -1 49
10 Kırklarelispor 34 11 9 14 -9 42
11 Kahramanmaraşspor 34 9 12 13 -14 39
12 Zonguldak Kömürspor 34 9 11 14 -14 38
13 Pendikspor 34 9 10 15 -13 37
14 Fethiyespor 34 8 12 14 -9 36
15 Fatih Karagümrük 29 9 4 16 -13 31
16 Nazilli Belediyespor 34 7 8 19 -24 29
17 Karşıyaka 34 6 9 19 -22 21
18 Silivrispor 34 2 11 21 -34 17
NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık