stats
Engelleyiciyi kapattım!

Türkiye'nin Askeri Haber Portalı. Tüm, subay, astsubay, uzman jandarma, uzman çavuş, sözleşmeli erbaş/er ile sivil memur haberleri...

ASTSUBAY EŞLERİ ADINI TARİHE YAZDIRDI!

ASTSUBAY EŞLERİ ADINI TARİHE YAZDIRDI!
  • 08 Nisan 2019, Pazartesi 19:46

Astsubay eşleri adını tarihe yazdırdı

Kadınların sırtında ağır bir yük vardır. Ev kadınının sırtındaki yük, özellikle ekonomik koşulların zorlaştığı dönemlerde daha da ağırdır. Ücretli olarak çalışan kadınlar birçok eylemde en ön saflarda yer almıştır. İşçi eşi ev kadınları birçok mücadelede kocalarının yanında yer aldılar.

Tarih 5 Haziran 1970, yer Eskişehir... ‘Anayasamızın tanıdığı özgürlükten yararlanarak eşlerimizin haklarını istemeye devam edeceğiz. Taleplerimiz, kanunların bize tanıdığı en masumane haklardır. Yürüyüşlerimize kimse engel olamayacaktır. Gerekirse daha kuvvetli eylemlere girişecek ve açık hava toplantıları düzenlemek suretiyle haklarımızı almak için sonuna kadar mücadele edeceğiz...’

Kadınların sırtında ağır bir yük vardır. Ev kadınının sırtındaki yük, özellikle ekonomik koşulların zorlaştığı dönemlerde daha da ağırdır. Ücretli olarak çalışan kadınlar birçok eylemde en ön saflarda yer almıştır. İşçi eşi ev kadınları birçok mücadelede kocalarının yanında yer aldılar.

İstanbul Silahtarağa’daki Türk Demir Döküm Fabrikası işçileri 1 Ağustos 1969 gecesi işyerini işgal etmişlerdi. 5 Ağustos günü toplum polisi fabrikayı boşaltmak için saldırınca, işçi eşleri ve çocukları da polise saldırdılar. Paşabahçe cam fabrikasında 584 işçinin işten çıkarılması üzerine 25 Temmuz 1991 günü başlayan ve yirmi bir gün süren işyerini terk etmeme eylemlerinde de işçilerin eşleri ve çocukları işyerindeydiler.

 

UÇAK HANGARLARINDA ATÖLYELERDE...

Toplumumuzun ve hatta sınıfımızın önemli eylemlerinden birinin ise kendine özgü bir niteliği vardır. Astsubay eşleri ve çocukları 1970 ve 1974 yıllarında kocalarının ve babalarının yerlerine mücadele ettiler.

Astsubayların işçi sınıfından olup olmadığı tartışılabilir. İşçi sınıfı tarihimizde ve günümüzde birçok mühendis şantiyelerde bizzat işçi gibi çalışırken, astsubayların da teknik personel olarak fabrikalarda, uçak hangarlarında, bakım atölyelerinde işçi gibi çalıştığı bilinmektedir. Ancak burada kocalarının ve babalarının yerine ekonomik ve demokratik taleplerle mücadele eden ev kadını ve çocuklarının mücadelesinin, Türkiye ve hatta dünya işçi sınıfı tarihinin çok özel bir sayfası olduğunu ve unutulmaması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü ‘vefası olmayanın bekası da olmaz.’

 

ÜNİFORMAYLA TOPLU EYLEM YASAĞI

1970 yılı ilkbaharında personel kanunu tasarısı ve TSK personel kanunu tasarısı TBMM’de gündeme geldi. Kamu personeli sendikalarında örgütlü memurlar bu tasarıyı çeşitli biçimlerde protesto ettiler ve etkilemeye çalıştılar. Astsubay meslektaş abilerimiz ise TSK personel kanunu tasarısının kendileri ile ilgili bölümlerinden memnun kalmadılar. Ayrıca ciddi başka sorunlar da vardı. Ancak giydikleri üniforma nedeniyle sorunlarını ve sıkıntılarını toplu olarak ifade edilmesi yasaktı. Bu işi meslektaşlarımızın eşleri ve çocukları devraldı. Ve iki aya yakın Türkiye’nin birçok bölgesinde abilerimizin fedakar ve cefakar eş ve çocuklarının yürüyüşleri başladı.

 

‘TÜRKİYE’DE İMTİYAZLI BİR SINIF YARATILAMAZ’

Malatya’da Türkiye Emekli Malul ve Müstafi Astsubaylar Yardımlaşma Cemiyeti (TEMAY) üyesi astsubayların eşleri 16 Mayıs 1970 günü TSK personel kanununu eleştiren bir gösteri yürüyüşü düzenlediler. Yürüyüşte taşınan pankartlarda şunlar yazıyordu: ‘Araba değil mesken istiyoruz’, ‘Albaylara havyar astsubaylara çavdar’, ‘ Ordu bölünmez bir bütündür’, ‘Türkiye’de imtiyazlı bir sınıf yaratılamaz’... Astsubay eşleri bu ve daha sonraki yürüyüşlerde TSK personel kanunundaki astsubay maaş tabanının yüzbaşı düzeyi ile sınıflandırılmasını ve astsubay okullarındaki öğrenimin lise dengi öğrenim ile sınırlandırılmasını protesto ettiler.

 

KAYSERİ, POLATLI, İSLAHİYE...

18 Mayıs 1970 günü Kayseri’de bir yürüyüş düzenlendi. Bin dolayında astsubay eşi ve çocukları TSK personel kanununda astsubaylara tanınan hakları protesto etti. Yürüyüş Atatürk Anıtına bir siyah çelenk konulmasıyla sona erdi. Çelenk üzerinde şunlar yazıyordu: ‘Sayın Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız ve Parlamento üyeleri, Türk ordusunun ağır yükünü omuzlarında taşıyan astsubaylarla ilgili çıkacak personel kanunu ve diğer kanunların yetersizliği dolayısıyla üzüntü içerisindeyiz. Alakanızı bekleriz.’

Polatlı’daki astsubay eşleri ve çocukları, astsubayların personel kanununun mali hükümlerinden istifade etmesini sağlamak amacıyla 20 Mayıs 1970 günü bir sessiz yürüyüş yaptılar ve Atatürk Anıtına bir çelenk koydular.


‘BİNA TEMELİ GİBİ...’

21 Mayıs 1970 tarihinde İslahiye’de yapılan astsubay eşleri yürüyüşünde ise askeri şuraya bir astsubay temsilcisinin alınması istendi. İki yüzün üstünde astsubayların eş ve çocuklarının katıldığı yürüyüşte ‘Astsubay ordunun temelidir’, ‘Bina temel üzerine, ordu astsubay üzerine kurulur’, ‘Ordu bir bütündür, bölünemez’ yazılı pankartlar taşıdılar.

‘DURDURUN’ TALİMATI

25 Mayıs 1970 Urla’da bulunan astsubay eşleri TEMAY’a gönderdikleri telgrafta askeri personel kanununun taban ve tavan ücretlerinin astsubayları mağdur ettiğini ileri sürdüler. TEMAY Genel Başkanı Kemal Kerim Kalkan ise 25 Mayıs 1970 günü yaptığı açıklamada, Milli Savunma Bakanı Ahmet Topaloğlu, 22 Mayıs 1970 günü TEMAY yöneticilerini çağırarak astsubay eşlerinin ve çocuklarının yürüyüşlerini durdurmaları için emir vermiştir.

25 Mayıs 1970 günü Konya’da beş yüzün üstünde astsubay eş ve çocuğu, sessiz yürüyüş yaptılar. Astsubay eşleri dilekleri yerine getirilmediği takdirde Ankara’ya kadar yürüyeceklerini, bu da yetmezse Meclis önünde yatıp kalkacaklarını açıkladılar. Astsubay eşlerinin Ankara’da bir yürüyüş hazırlığı içinde olduklarını öğrenen Milli Savunma Bakanı ve Kuvvet Komutanları, yürüyüşü önlemek için harekete geçtiler. Kuvvet Komutanları çok sert bir emir yayınladılar.

‘KOCALARIMIZDAN ZİYADE BİZİM DAVAMIZ’

26 Mayıs 1970 günü Eskişehir’de görevli Hava Astsubaylarının eş ve çocukları şehir merkezinden başlayan sessiz bir yürüyüş yaptılar ve orduevinin önünde Atatürk Anıtına bir çelenk koydular. Taşınan pankartlarda şunlar yazıyordu; ‘Anayasa Anayasa, analara vermez tasa’, ‘Her yerde var alın terimiz, personel kanununda yok yerimiz’. TEMAY Başkanı, Eskişehir yürüyüşünü önlemeye çalıştı ancak astsubay eşleri protestolarını sürdürdüler. Kamuoyuna açıklama yapan astsubay eşleri şunları söylüyordu: "MSB bizim yürüyüşlerimizi istemiyor. Bu dava kocalarımızdan ziyade, bin bir zorlukla evde savaşan bizlerin davasıdır. Bu tepki kocalarımızın komutanlarına olan tepkisi değildir, bizim tepkimiz kanun yapıcılarına karşıdır. Tepkimiz hakkımız verilene kadar devam edecektir."

28 Mayıs 1970 günü Diyarbakır’da yapılan yürüyüşe Malatya, Adana ve Kayseri’den gelen astsubay eşleri de katıldı. Yürüyüş Diyarbakır halkı tarafından da desteklendi.

28 Mayıs 1970 günü Gölcük’te düzenlenen yürüyüşe ise İzmit ve Karamürsel’den gelen astsubay eşleri de katıldı.

 

BATUR’DAN TALİHSİZ AÇIKLAMA

Bu arada Hava Kuvvetleri’ndeki yetmiş üç astsubay diğer kuvvetlere tayinlerini istediler. Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Muhsin Batur bu gelişmeler üzerine 28 Mayıs 1970 günü şöyle bir açıklama yaptı: "Türk ananesi ve Medeni Kanun’a göre erkek ailenin reisidir. Buna ilaveten Hava Kuvvetlerimizin şerefli üniformasını taşıyan kişiler olarak askeri usul ve adap dahilinde fikir ve dileklerini mertçe ifade etmek varken, eşlerinin ve çocuklarının himayesine sığınmak, bizim camiamızdaki bir kimseye yakışmaz. İnsanlar eşittir fakat askerler eşit değildir. Askerlikte kanunla düzenlenmiş hak ve vecibeleri gösterir hiyerarşik bir düzen ve disiplin kuralları vardır. Pankartlarda istenen düzen, Türkiye’de değil Mao’nun Kızıl Çininde aranmalıdır."

Hava Kuvvetleri’nden Kara Kuvvetleri’ne geçenlerden birisi de benim dayım. Havacı astsubaydı, Karacı astsubay olarak emekli oldu.

BİR TEHDİT DE BAKANDAN

Olayların ve yürüyüşlerin devam etme eğilimi göstermesi üzerine Milli Savunma Bakanı Ahmet Topaloğlu, 28 Mayıs 1970 günü TEMAY Genel Başkanı Kemal Kerim Kalkan’a bir açıklama gönderdi. Topaloğlu, TSK personel kanununda astsubayların durumu üzerinde durulduğunu, astsubayların tasarıya göre yüzde otuz beş-altmış beş oranında zam alacaklarını belirtti ve protesto yürüyüşlerinin durmasını istedi. Topaloğlu şunları söyledi: "Ordu mensupları katiyen baskı unsuru olamaz. Meseleler sokağa dökülerek halledilemez. Bundan hem sizler hem de astsubaylar büyük ölçüde zarar görür. Bu hareketlere karşı bir takım tedbirlerin alındığını bilmenizi isterim."

İZMİR’DE ÇATIŞMA

29 Mayıs 1970 günü yukarıdaki açıklamalara, alınan tavırlara karşı yürüyüşler devam etti. Çanakkale’de, Hadımköy’de, Edremit’te astsubay eş ve çocukları sessiz yürüyüş düzenleyerek kanun tasarısını protesto ettiler.

30 Mayıs 1970 günü İzmir’de başlattıkları izinsiz yürüyüşe bin dolayında astsubay eşi katıldı. Toplum polisi yürüyüşçülerin önünü kesti. Emniyet Müdür vekilinin izni ile yürüyüş Atatürk Anıtına devam etti. Toplum polisi yürüyüşçülerin Atatürk Anıtı önünden dağılmalarını istedi ancak çatışma oldu. Emniyet Müdür vekilinin barikatları kaldırması üzerine astsubay eşleri konak meydanına kadar yürüdüler.

30 Mayıs 1970 günü Erzurum’daki eyleme iki yüzü aşkın astsubay eşi katıldı. Yürüyüş toplum polisinin kordonu altında gerçekleştirildi. Hükümet alanında Atatürk Anıtına kadar süren yürüyüşün ardından konuşmalar yapıldı ve yürüyüşçüler dağıldı. 2 Haziran 1970 günü Anamur Hava Radar Mevzii Komutanlığı’na bağlı astsubayların eşleri protesto yürüyüşü yaptılar. Aynı gün Sakarya’da yapılan eylemde astsubay eşlerine halk da destek verdi.

‘ANAYASAL HAKKIMIZ!’

5 Haziran 1970 günü TEMAY Eskişehir Şubesi Kadın Kolları Başkanı ve yöneticileri bir basın toplantısı düzenlediler, eşlerinin haklarını Anayasa’nın kendilerine tanıdığı hakları kullanarak savunduklarını söylediler. Yapılan açıklamada şunlar belirtildi: "Biz kara, hava ve deniz diye ayrım yapmıyoruz. Tüm astsubaylar adına konuşuyoruz. Kanunsuz hiçbir davranışın yanında değiliz. Ancak bugünkü Anayasamızın tanıdığı özgürlükten yararlanarak eşlerimizin haklarını istemeye devam edeceğiz. Taleplerimiz, kanunların bize tanıdığı en masumane haklardır. Yürüyüşlerimize kimse engel olamayacaktır. Gerekirse daha kuvvetli eylemlere girişecek ve açık hava toplantıları düzenlemek suretiyle haklarımızı almak için sonuna kadar mücadele edeceğiz. Bizim eylemlerimiz yalnız askeri personel kanununa veya yüzde kırk uçuş tazminatına karşı yapılan bir tepki değildir. Eylemlerimiz yıllardan beri birikmiş bir sürü dertlerin ve bunların doğurmuş olduğu aile içi huzursuzluğun bir yansımasıdır. Tepkimiz, astsubay olan eşlerimizi yıllardan beri manen ve toplumsal yönden yıpratan ve halen yürürlükte bulunan anti-demokratik tüm kanunlara karşıdır. Kanun yapıcıların ve parlamenterlerin dert ve dileklerimize yakın ilgi göstereceğine inanıyoruz."

Eylemler bazı sorunların çözülmesiyle 15-16 Haziran olaylarının ardından bazı bölgelerde sıkıyönetim ilan edilmesi ve 12 Mart darbesiyle (geçici olarak) kesildi.

‘KURŞUN YAĞDIRSANIZ DA VAZGEÇMEYECEĞİZ’

1974 yılında Kıbrıs Harekatı sonrası ortaya çıkan enflasyon nedeniyle memur maaşlarına zam yapıldı. Genelkurmay Ecevit hükümetine, (maaşlara yapılan zam dışında) Kıbrıs Harekatındaki başarı sadece subaylara aitmiş gibi kendilerine yan ödeme ve tazminatlarda büyük artış yaptırttılar. Yetmezmiş gibi orduda hiyerarşi var, maaşlarda da hiyerarşi olacak dediler. Binbaşı maaşına denk gelen kıdemli başçavuş maaşını yüzbaşı maaşına çektiler.

5 Temmuz 1975 tarihinde, altı yüze yakın astsubay ve altmışa yakın astsubay eşi, Ankara Ulus’tan Kızılay’a eksi beş derecede yürüdüler. Kızılay’a altmış metre kala panzerlerle gelen polis ve inzibat güçleri tarafından bozguna uğratıldılar. Bir astsubay eşinin panzerin önünden kaçmayıp "Değil su, kurşun yağdırsanız davamızdan vazgeçmeyeceğiz" sözleri hafızalara kazınmıştır. Polis kardeşlerimizin o gün tutukladıkları astsubayları merkeze götürmek yerine serbest bıraktılar. Daha sonraki günlerde pek çok abimiz, meslektaşımız, üstlerde mesaiye gitmedi. Ordudan atılanlar, hapis yatanlar oldu.

Not: Yazıya yaptığı katkılardan ve desteğinden dolayı Yıldırım Koç hocamıza teşekkürü borç bilirim.

80 darbesi sanki astsubaylara karşıydı

1980 ihtilali sonrası mecburi hizmet dokuz yıldan on beş yıla çıkarıldı. Rütbe aralarına kıdem kelimesi konularak tenzili rütbeye gidildi. Maaşlarda ise hiyerarşi gerçekleştirmeye hızla devam edildi. Astsubayların asteğmen maaşının da altına getirilmesi hedeflendi. Şu anda kıdemli başçavuş, üsteğmen kadar maaş alıyor mu?

Sanki 1980 ihtilalini yapanların hedeflerinde olanlar biz astsubaylardık. Bugüne kadar haklarımız konusunda Genelkurmay ‘biz istiyoruz hükümet vermiyor’ dedi. Ama subaylar için ne istedi de olmadı? Savunma Bakanlığı’na gönderdikleri hangi istekleri kabul görmedi? Söz konusu astsubaylar olunca ‘cin çarpmış kedi’ gibi fırlayarak ‘kaynak yok, başkaları da ister’ palavrasını, masalını anlatıyorlar. Subaylara gelince nasıl veriyorsanız biz de aynısını istiyoruz. (Metin Kaynak : AYDINLIK )

 

 

  

 

 




HABERE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

BASINDA BUGÜN
TÜM GAZETELER
  • S.Lig
  • 1.Lig
  • 2.Lig Kırmızı
  • 2.Lig Beyaz
    Takımlar O G B M Av P
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
    Takımlar O G B M Av P
    Takımlar O G B M Av P
    Takımlar O G B M Av P
NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık