stats
Engelleyiciyi kapattım!

Türkiye'nin Askeri Haber Portalı. Tüm, subay, astsubay, uzman jandarma, uzman çavuş, sözleşmeli erbaş/er ile sivil memur haberleri...

TÜMGENERAL BİZZAT TARAFIMDAN ARZ EDİLDİ DEDİ!

TÜMGENERAL BİZZAT TARAFIMDAN ARZ EDİLDİ DEDİ!
  • 17 Mayıs 2019, Cuma 11:03

"Erdoğan'a, Gül'e ve Davutoğlu'na bizzat tarafımdan arz edildi"

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam eden Genelkurmay Çatı Davasının bugünkü celsesinde 15 Temmuz darbe teşebbüsünün kritik ismi Mehmet Dişli esas hakkında mütalaaya karşı savunmasını yaptı.


Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam eden Genelkurmay Çatı Davasının bugünkü celsesinde 15 Temmuz darbe teşebbüsünün kritik ismi Mehmet Dişli esas hakkında mütalaaya karşı savunmasını yaptı. 

34 aydır her türlü insani haktan mahrum, tecrit altında olduğunu ve bu şartlarda savunmasını hazırlamaya çalıştığını belirten Dişli, "Bu durum ülkemizde herhalde ilk kez görülmüyor. Her şeyin farkındayım. Ülkemin içine düştüğü durumu da görüyor ve üzülüyorum. O yüzden rasyonel bir savunma yapacağım ve her şeyi tüm çıplaklığı ile anlatacağım" dedi.

"ERDOĞAN'A, GÜL'E VE DAVUTOĞLU'NA BİZZAT TARAFIMDAN ARZ EDİLDİ"

Burada olmasının nedeninin 15 Temmuz'da yaptıkları veya yapmadıkları değil, TSK'ya ilişkin hayelleri olduğunu öne süren Dişli, mesleki kariyerini anlattıp, şöyle devam etti:

"2002-2003 NATO'da değişim dönüşüm çalışmalarına katıldım. Dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök tarafından ödüllendirildim. Bu çalışmalarım sebebiyle o zamanki adıyla Proje Yönetim Dairesine getirildim. Birileri, 'Mehmet Dişli'yi buraya kim getirdi? Arkasında kim var?' diye soruyor. Mehmet Dişli'nin arkasında kimse yoktur, sadece başarılı kariyeri vardır. Hayatımın son 16 yılı tüm zamanımı, aklımı, fikrimi TSK'nın değişim dönüşüm ve güçlenmesine adadım. Bu projenin adı TSK 2033'tür ve 500 civarında projeyi kapsamaktadır. Bir avuç insanla başarılan bir mucizenin adıdır. Halen bu projenin arkasındayım. Tek dileğim, buradan çıktıktan sonra da aynı projelere devam etmektir. Dairenin adı daha sonra komutanların onayı ile Stratejik Dönüşüm Dairesi olarak değişti. Birileri sağda solda, 'Neye dönüştürmek istedikleri anlaşılıyor' diyor. Tam da bu riyakar zihniyetin sahiplerinin bu karara imza atanların olması utanç vericidir, ama ben hala aynı yerdeyim ve projelerin arkasındayım. Gizli saklı bir şey yapmadım. Erdoğan, Gül, Davutoğlu'na bizzat tarafımdan arz edildi. Bunların içinde bir tek FETÖ projesi yok. Bu projelere laf söyleyenin alnını karşılarım. Bunlar halen uygulanmaya devam ediyor. Daha geçen Temmuz'da Sayın Cumhurbaşkanı'nın açıkladığı projeler arasında TSK 2033 Programı vardı. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın ABD'de, 'Pentagon'a rakip olacak' dediği Ay-Yıldız karargah projesi bizim hazırladığımız projesidir. Ancak Genelkurmay Başkanlığı'nın alçakça hazırladığı idari tahkikat raporu ile bu daire zan altında bırakılmıştır. Bu raporu yazanlar TSK'ya en büyük kötülüğü yapanlardır."

15 Temmuz akşamı Karargaha gidiş sebebinin, Pazartesi günü Erdoğan'a arzını yapacağı TSK 2033 projesiyle ilgili son çalışmaların Akar'a takdimi olduğunu tekrarlayan Dişli, "Kutlu ve özel bir amaçla gittiğimde bu menfur olayla ilgili hiçbir bilgim yoktu. Aklımda Cumhurbaşkanı'na arz vardı. Bu yansılar o takdim için hazırlanmıştı. Neylersin ki, burada takdim ediyorum" dedi. Dişli, Akar'la görüşmek için beklerken ensesine uzun namlulu silah dayandığını, bunu yapanların sivil kıyafetli ve siyah çelik yelekli olduğunu, silah zoruyla yazdırdıklarını arz etmek üzere makama sokulduğunu bildirip, şunları söyledi:

"Bu kişiler ne zaman, nasıl geldiler bilmiyorum. Beni rehin alan bu kişilerin ortaya çıkarılması için hiçbir şey yapılmadı. Kimdir bu adamlar, kime hizmet ediyordu, o gecenin karanlıkta kalan kesitlerinden biridir. Özel Kuvvetler'den mi, özel birimden mi, polis mi, belli değil."

"BUNU BANA DEĞİL, HULUSİ AKAR'A SORMALISINIZ"

Bu şekilde rehin alındıktan sonra öncelikle hayatta kalıp, Akar'ın güvenliğini sağlamak şeklinde bir strateji geliştirdiğini ve bu andan gözaltına alınana kadar sadece Akar'ın emirlerini yerine getirdiğini tekrarlayan Dişli, "O zaman, 'Niye buradasın?' diye sorabilirsiniz. Bunu bana değil, Hulusi Akar'a sormalısınız" diye konuştu. Dişli, Akar'ın makamında yaşananlar hakkında da şunları anlattı:

"Bana yazdırılan notları okudum. Silah sesleri gelince Akar, 'Çık, bak' dedi. Çıktım, kapının önünde komandolar vardı. Sonra birtakım şeyler yaşandı. Koltuklara oturduk. Perdeleri kapattırdım. Her an serseri bir kurşun gelme ihtimaline karşı güvenli bir yere geçmemizi teklif ettim. Kastettiğim eksi 3'teki harekat komuta merkeziydi. Kabul etti. Bu arada namaz kıldı. Bana, 'Sen de kıl' dedi. Ama yalnız kalmaması için, 'Benimki kazaya kalsın' dedim."

"VAY VAY VAY"

Akıncı Üssü'nde de emirleri bire bir Akar'dan aldığını ve titiz şekilde yerine getirdiğini vurgulayan Dişli, o gece filoda sivil imamları görüp görmediği konusunda şu açıklamayı yaptı: 

"Bin yıl geçse aklımın ucundan geçmez, benin havsalam almaz sivil birilerinin askeri tesislere girebeleceği. Evet, sivil kıyafetliler vardı, ama o şahıslarla hiç karşılaşmadım. Öte yandan, uzun saçlı adamı görsem de yadırgamazdım, çünkü jandarmada bir yığın istihbarat elemanı var böyle."

Akar'la Çankaya Köşkü'ne gittikten sonra kriz masasında görev yaptığını, Akın Öztürk helikopterle gelemeyince Başbakanın Akıncı'dan ambulansla getirilmesi talimatı verdiğini tekrarlayan Dişli, orada Akar ve kendisi için kahvaltı hazırlandığını, ayaküstü kahvaltı yaptıklarını, dönemin Milli Savunma Bakanı Fikri Işık'ın kendisine TSK 2033 arzını ne zaman yapacağını sorduğunu, Fuat Oktay'ın da ağabeyi Şaban Dişli'yi arayıp, görüştüğünü anlattı. Dişli, gözaltında "işkence" gördüğünü vurgulayıp, "Anlatmaktan hicap duyuyorum. Yapanlar ve yaptıranları kınıyorum. Bu millet, gözbebeği TSK'ya bunların yapılmasını asla tasvip etmez" deyince, duruşmayı izleyen AKP Milletvekilleri, "Vay, vay, vay" diye tepki gösterdi.

Dişli, hakkında algı operasyonu yürüldüğünü, medyanın yargı rolüme soyunup, kimin FETÖ'cü, darbeci olduğuna TV programlarında karar verildiğini belirtip, isim vermeden Abdülkadir Selvi için, "Bu ahlaksız çıkışın piyonu" ifadesini kullanınca ve bunu yapanların özür dileyeceğini iddia edince de milletvekilleri aynı tepkiyi gösterdi.

Dişli, Akar'ın "Alnıma silah dayadılar. Boynumu kemerle sıktılar" iddiası hakkında ise şöyle konuştu:

"Alnına silah dayayan alçaktır. Ben öyle bir şey yapmadım. Tüm kutsal değerlerim üzerine yemin ederim; İşin gerçeği, kimsenin boynuna ne kemer, ne başka bir şey geçmiş değildir."

 

O gece Mehmet Dişli Hulusi Akar'la ne konuştu

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Genelkurmay Çatı Davasında 15 Temmuz'un kritik ismi eski general Mehmet Dişli, esas hakkında mütalaaya karşı dün başladığı savunmasını bugün tamamladı

Dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ın kendisi hakkındaki beyanlarını cevaplandırmaya devam eden Dişli, Akar'ın, "Dışarıdan alçak uçuş yapan uçak ve silah seslerini işitince tekrar hiddetle bağırmaya başladım" şeklindeki sözlerine ilişkin olarak şunları anlattı: 

"Ankara'da uçaklar saat 22.08'den sonra uçmaya başladı. Ne yaptık? Bir süre TV'ye baktık. Bana ara sıra bir şeyler soruyor, ben de elimdeki notlara bakıp, cevaplamaya çalışıyordum. Malum namaz. 20-25 dakika kaldı. Geldi, yine zaman zaman arkaya gidiyordu. Gitme durumu belli olunca, tekrar abdest tazeledi. Bir süre sonra makamdan çıktık. O sürede yaşananlar bunlar. Bağırma, çağırmayı duyan yok. Saat 22.00'den öncesine bakalım, bağırma çağırma var mı? Yok. 21.30'dan itibaren kamera kayıtları mevcut. Özetle o anlarda şahsıma veya bir başkasına bağırma, haykırma vuku bulmamıştır. Her beyanın ardına bağırma, haykırma eklenmesi, bu uslup, bu yaklaşım Genelkurmay Başkanının inandırıcılıgını yitirmesine yol açıyor." 

Akar'ın, "Akıncı'da zorla tutulduğum bütün zaman zarfında aynı odada kaldım"vurgusuna da anlam veremediğini belirten Dişli, bazı sanıkların Akar'ın o gece arka bahçeye çıktığı ve kameriyede Abidin Ünal'la görüştüğü iddiasında bulunduğunu hatırlatıp, "O koridorda kamera yok. Dolayısıyla bu iddiayı ispatlama imkanı yok. Ancak o saatlerde üçümüzü, Akın Öztürk, Kubilay Selçuk ve beni ısrarla filoya göndermesi manidardır" dedi. 

Dişli, Akar'ın o gece eşiyle zorla görüşebildiği şeklindeki beyanı konusunda ise şunları söyledi:

"Eşini araması, aratmasında bir sorun yaşanmadı. İstediği herkesle görüşürdü. Bende, Akın Öztürk ve koruma astsubayında telefon vardı. Hiç kimseyi aramamasına mazeret olarak, 'Eşimi dahi aratmadılar' beyanını kullanması doğru değildir. Türk Genelkurmay Başkanının her cümlesi, kelimesi doğru olmak zorundadır."

"REZALET..."

Akar'ın, "Bir zaman sonra Dişli tek başına yanıma geldi, 'Beni dinlemiyorlar' dedi" beyanının da eksik ve amacından saptırılmış bir ifade olduğunu iddia eden Mehmet Dişli, şunları anlattı:

"TV izliyorduk. Bir görüntüye çok sinirlendi. Bu, halkla askerin karşı karşıya geldiği, ağlayan askerlerin görüntüleriydi. Ağır tepki gösterdi, 'Rezalet. Silahlı Kuvvetlerin düştüğü duruma bak. Derhal son versinler, kışlaya dönsünler talimatı verin. Bir şey beceremedin zaten' dedi. Bunun üzerine ben de, 'Uygun görürseniz beraber gidelim. Belki sizi dinlerler, sizin söylemeniz daha etkili olur' karşılığını verdim. 'Tamam tamam, geç git' dedi. Filoya gittim, emirlerini ilettim. Tam 7 saat 14 dakika yanındaydım. 'Dışarıdan patlama sesleri gelmeye başladi. En hiddetli şekilde bağırdım. Dişli, Kubilay (Selçuk) sinmiş vaziyetteydi. Bir telefon getirip, Başbakanla görüştürdüler' diyor. Bu sözlerin hiçbirinin muhatabı değilim, reddediyorum. Ceride kayıtları ortada, ilk bombalama saat 07.03'te. Elektrikler kesilmişti, 7.40 civarında geldiğinde TV'de alt yazıda Ümit Dündar'ın Genelkurmay Başkanlığına vekaleten atandığını görünce, 'Bu son şans. İnsiyatif benden de çıkıyor' diyerek, beni yeniden filoya gönderdi. 07.50 civarı emrini ilettim, 'Tamam' dediler. Kamera kayıtları ortada, Akar'ın yanına dönüş saatim 08.06. Ben bombalamayı dönünce öğrendim. Karargaha dönüş ve yapılacaklar hakkında emirlerini verdi ve 'Bak bakalım. Cumhurbaşkanı, Başbakana ulaşabilir miyiz?' dedi. Özetle böyle bir diyalog yaşanmamıştır. Kamera görüntülerinde her hareket var. Çıkış sırasında Akar'ın vücut diline bakın, hiç söyledikleriyle uyuşuyor mu? Kaldı ki, bunları söylemesini gerektiren bir durum da yok. Yalancı TV'lerin algısına mı kapıldı, 'Akar operasyonla kurtarıldı' haberlerin etkisinde mi kaldı acaba?"

Akar'ın, "Başbakana hiçbir pazarlık olmayacağını söyledim" sözünün de gerçeği yansıtmadığını bildiren Dişli, "Başbakanla görüştüren benim. Görüşürken yanında olan benim. 'Karargaha geçip, TSK'ya duyuru yapacağız. Merkez Komutanlığı ve askeri savcılar devreye girecek. Cumhurbaşkanı ve Başbakan polis ve halka çağrı yapıp, geri çekilmelerini sağlayacak. TSK bu işi kendi insitifiyle sonlandırmış olacak' dedi. Bu planı beraber yaptık. Ben filoya ilettim, onlar da uydu. Söyledikleri o rütbe ve makama yakışmıyor. Bu benim devlet edep ve adabımla bağdaşmıyor" dedi.

"KULAĞIMLA DUYDUM, HULUSİ AKAR TARAFINDAN ORAYA ÇAĞRILDI"

Dişli, Akar'ın Akıncı'dan Çankaya Köşkü'ne gidişleri ve Köşk'te yaşananlara dair açıklamalarını ise şu sözlerle reddetti:

"Bana 'Kal' dediği halde telefonla irtibat kuracağım gerekçesiyle helikoptere bindiğimi söylüyor. Kimin gidip, kimin kalacağına oradaki makamdan çıkmadan karar vermiştik. Bu olayda bırakın askerliği, eşyanın tabiatına aykırı bir durum var. Bir orgeneral, üstelik kuvvet komutanlığı yapmış Akın Öztürk, emrini harfiyen yerine getiriyor. Bir tümgenerali dinlemeyecek öyle mi? Arabaya, helikoptere binmesi mümkün mü? Oradan bir Genelkurmay Başkanı olarak uğurlandı. Emir-komuta ondaydı. 'Helikopter havada iken de bir yerlerle irtibat halindeydi' diyor. Bu da kurgu. Helikopterde herhangi bir telefon görüşmesi yapmadım. HTS kayıtları ve Eskişehir cerideleri ortada. Zaten imkansız. Bu VIP helikopteri değil ki, askeri helikopter. Konuşmak imkansız. Bir diğer sözü; 'Müsteşar Beyle başbaşa iken peşimden gelenin kim olduğunu sordu. Ben yaşadığım olayları kısaca özetledim ve Dişli'nin gözaltına alınmasının uygun olacağını değerlendirdim' diyor. Çok talihsiz bir beyan. Pistte Tuğrul Türkeş ve Fuat Beyi (Oktay) hatırlıyorum. Önce ben iniyorum. Odaya geçtiğimizde eski Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz da vardı. Önceden tanıdığım için olanları ilk ona anlatmaya başladım. Fuat Bey de yan koltukta Akar'la konuşuyordu. Yerinden kalkıp, benimle tokalaştı, 'Ya Şaban Dişli'nin asker kardeşi olduğunu bilmiyordum' dedi. Şaban Dişli'yle görüşüp görüşmediğimi sordu. Bende telefonu olmadığını söyleyince, hemen bağlattı. Önce kendisi konuştu, sonra bana verdi. O odada 1 saat birlikteydik. Bu cümle külliyen kurgu. Peşinden gelen kim, adam anlatmış zaten. Şahsımdan övgüyle bahsetmiş olmalı ki, herkes gelip memnuniyetini söyledi. Kahvaltı falan hazırlandı. Başka şeyler de var, ama anlatmayacağım. Gözaltına alınma saatim belli. 7 saat Mehmet Dişli orada ne yaptı peki? Demek ki, gözaltı isteğini Çankaya Köşkü'nde kimse kaale almamış. 'Ben ve peşimden Dişli geldi. Açıkçası arkamdan gelenleri kontrol etmedim' diyor. Görüntüler ortada. Kendisi, ben, pilot ve teknisyen var. İlk ben iniyorum. Pilot ve teknisyen gelmiyor. Bir arkadan gelme var mı? Maddi gerçek ortada. Söyledikleri doğru değil, ama çok düşündürücüdür. İster peşimden geldi, ister önümden gitti desin. Dünya biliyor ki, o helikopterden 2 kişi indi ve söylediklerini maşer-i vicdan kabul etmiyor. Güncel konu bu. Kim bilir bu daha nerelere monte edilecek. Her cümlesini çürütmemin imkanı yok, ama bunlar yeterli kanaate ulaşmanızı sağlayacaktır. Tanık, tutarlı ve doğru olmalı. Söyledikleri rütbesi ve makamına göre değil hukuka göre değerlendirilmeli. Söyledikleri muğlak, tutarsız, maddi gerçeklere aykırı. Bu haliyle bütünsel güvenilirlikten de yoksundur. Asıl mesele Akar'ın neden böyle konuştuğudur. 16 Temmuz saat 16.00'dan sonra ne olmuştur da bu son derece suni, kurgu ifadeyi vermiştir. Algı bitince, bu ifade çöp olur. Akar bu ifadesiyle tarihe geçmiştir. Söylediklerinin ne kadar doğru olduğunu Yüce Türk Milleti'nin vicdanına bırakıyorum."

Savunmasının devamında esas hakkındaki mütalaada yöneltilen suçlamaları cevaplandıran Dişli, Akın Öztürk'ün Akıncı'da olması konusunda, "Kulağımla duydum, Hulusi Akar tarafından oraya çağırıldı" dedi.

Dişli, "Gece boyunca Akıncı'da darbe faaliyetlerini yürüttüğü, bu hususun kameralarla tespit edildiği" suçlaması için şunları söyledi:

"Akıncı'da toplam 9 saat 12 dakika kaldık. Bunun 7 saat 14 dakikasında Akar'ın yanındayım. Çıkıyorum, emirlerini yerine getirip, dönüyorum. Telaş içinde, başım önde koşarak gidip, geliyorum. Kimseyle konuşmam, görüşmem, samimi görüntüm yok. 1 saniyelik bile olsa darbe faaliyetini yürütme olarak yorumlanacak bir hareketim yok. 143. Filo bölgesine bir kez Akın Öztürk, bir kez Kubilay Selçuk'la, 6-7 kez yalnız gittim. İnsanlara Akar'ın talimatlarını iletip, döndüm. Bu kısıtlı sürede bile Akar'la temas halindeyim. Burada Akar'dan çok söz edildi, ama bir özelliğinden bahsedilmedi. Çok tezcanlıdır. Emir veriyor, daha ben oraya gitmeden oradakileri arayıp, 'Dişli beni sabit hattan arasın' diyor. Arıyorum, 'Ya, şunu şunu da söyle' diyor. Diğer generalleri çağırıyor, onlara ayrı emir veriyor. Bu görüntüleri dünyanın neresine gönderirseniz gönderin, bundan darbe faaliyeti çıkmaz. Müebbet istediğiniz bir kişi için bunu yapın, görüntüleri bir uzmana gönderin, 'Darbe faaliyeti mi icra ediyor, karargah subayı gibi mi görev yapıyor?' diye sorun. Akar'ın her yanına giriş, çıkışta topuk selamı verip, kendimi takdim ediyorum. Bu bir darbeci hareketi olabilir mi? Attığım her adımım, onun emridir."

“ÇANKAYA KÖŞKÜNDE KAHRAMANKEN…”

Dişli, son bölümünde gözyaşlarına boğulduğu savunmasını şu sözlerle tamamladı:

"Yaşadıklarımı, gördüklerimi, duyduklarımı, bildiklerimi anlatabileceğim kadarıyla anlattım. 15 Temmuz saat 21:00'den 16 Temmuz saat 16.00'ya kadar Hulusi Akar'ın yanındaydım. Hulusi Akar'ın tavrını hala anlamlandıramıyorum. Çankaya Köşkü'nde insanlara benim hakkımda neler söylediğini anlatmak istemiyorum. Elbet bir gün ortaya çıkacak. Sadece bir bakanla Akın Öztürk için tartışmasını aktarayım. O bakan, Öztürk hakkında bazı şeyler söyleyince Akar bana dönüp, 'Lan bu adam sabaha kadar bizimle değil miydi?' dedikten sonra o bakana döndü ve 'Yapmayın. O bizim kardeşimiz. Sapla samanı karıştırmayın' dedi. Lütfen, Hulusi Akar'ın bu tavrını değerlendirin. Ben askerliğin, rütbemin, vazifemin gereğini yaptım.

Suçsuzum, darbeci değilim. Tam aksine bu ilkel anlayışın tarihe gömülmesi için çalışmalar yaptım. Çankaya Köşkünde kahramanken, bilinmeyen bir şekilde şüpheli, sonra algıyla sanık haline getirildim. Ne FETÖ'cü, ne darbeciyim. Evet, muhafazakar bir ailede doğdum. Milli ve manevi değerlerimi onlardan aldım, ama Harbiyeliyim. Şerefli bir general, aydın bir asker, çağdaş bir insanım. Her şeyimi Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyete borçluyum. Bunu başta buraya getirilmeme sessiz kalanlar ve sessiz bekleyenler de biliyor. Harbiye’ye 18 yaşımda girdim.

Ordu benim hayatım. Tüm zamanımı, tüm yeteneğimi, aklımı, yüreğimi bu orduya, bu ülkeye, bu millete adadım. Kimse bana darbeci diyemez. Ben Harbiye sancağına ihanet etmedim, etmem.

Bir fitneye, vefasızlığa, işkenceye maruz kaldım. Ama ülkemin, milletimin, ordumun selameti her şeyin üzerinde. Derhal, mümkünse bugün tahliyemi talep ediyorum."

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'nda yaşanan eylemlere ilişkin, aralarında sözde yurtta sulh konseyi üyelerinin de yer aldığı davaya devam edildi.

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'ndeki mahkeme salonunda görülen duruşmada, sözde konsey üyesi eski tümgeneral Mehmet Dişli, dün görülen celsede başladığı esasa ilişkin savunmasına bugün de devam etti.

Sanık Dişli, olay gününü Genelkurmay karargahından Akıncı Üssü'ne geçişi ve Çankaya Köşkü'ne dönüşü olmak üzere çoğunlukla dönemin Genelkurmay Başkanı olan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın yanında geçirdiğini söyledi.

Akıncı Üssü'ndeki darbecilerin vazgeçmesi konusunda Akar'ın talimatını 143. Filo'dakilere ilettiğini iddia eden Dişli, Akar'ın ifadesinde geçtiği gibi kendisine, "Komutanım beni dinlemiyorlar." diye bir söz kullanmadığını öne sürdü.

Akar ile bulundukları binada televizyondan gelişmeleri takip ettiklerini anlatan Dişli, Akar'ın darbe karşıtı halk ile karşı karşıya gelen ve içinde ağlayan askerlerin de bulunduğu görüntüler üzerine tepki göstererek kendisine, "Rezalet, Silahlı Kuvvetlerin düştüğü duruma bak. Bir haltı beceremedin." ifadelerini kullandığını dile getirdi.

Akıncı'da bulundukları yaklaşık 9 saatin 8'inde Akar'ın yanında bulunduğunu ileri süren Dişli, bunun dışındaki zamanlarda da Akar'ın kendisine verdiği emirleri filolardaki askerlere ilettiğini iddia etti.

Darbe girişiminin bastırılmasından sonra Akar ile aynı helikopterle Çankaya Köşkü'ne geçtiklerini, bu konuda talimatı Akar'ın verdiğini öne süren Dişli, gözaltına alındığı 16 Temmuz 2016 saat 16.30 sularına kadar kurulan kriz merkezinde Akar'ın emirleri doğrultusunda faaliyette bulunduğunu savundu.

"Sekreterya görevi yaptım"

Eski tümgeneral Dişli, iddianamede yer alan, "darbenin başına geçmesi" teklifini kabul etmemesi üzerine "Akar'ın Akıncı Üssü'ne tahliyesi" yönünde talimat verdiği suçlamasını da kabul etmedi.

Söz konusu hususun Akar'ın ifadesinde dahi yer almadığını savunan Dişli, Akar'ın helikoptere bindirilmesine ilişkin görüntüleri izleterek burada bulunan kimseye emir verir bir hal tarzının bulunmadığını beyan etti.

Olay günü Akıncı'ya geçtikten sonra sözde konseyin diğer üyeleri Orhan Yıkılkan, Levent Türkkan ve Ramazan Gözel ile telefon irtibatını sürdürmesiyle de suçlandığını anımsatan Dişli, yaptığı telefon görüşmelerinde Akar'ın emirlerini ilettiğini ileri sürdü.

Dişli, "7 saat 14 dakika boyunca üs karargahında Akar'ın bulunduğu odadaydım. Komutanın yanından ayrılıyorum, telefon görüşmesi yapıyorum, emirlerini yerine getiriyorum, geri dönüyorum. Her ne kadar bu telefon görüşmeleri esnasında, filo binasına gittiğim sırada hiçbir kimseyle temasım yok. Bu darbe faaliyetlerini yerine getirme olabilecek kamera kaydı yok." ifadelerini kullandı.

Darbeci olmadığını ve suçlamaları kabul etmediğini savunan Dişli, "Ben olay günü tamamıyla bir karargah subayı gibi hareket ettim. Genelkurmay Başkanına sekreterya görevi yaptım. Başkanın emri doğrultusunda telefon görüşmesi yapmak, emirlerini iletmek darbe faaliyeti kapsamında değerlendirilemez. Her seferinde odasına girerken topuk selamı veriyorum, bunu orada bulunan astsubaylar da söylüyor. Bu nasıl bir darbeci profilidir?" iddiasında bulundu.

"Buna kargalar bile güler"

15 Temmuz'un askeri kanadındaki planlayıcı ve icracılardan oluşan sözde yurtta sulh konseyi hakkında da ifade veren Dişli, "konsey üyesi olmadığını" ileri sürdü.

İddianamede de konseyin kimlerden oluştuğu yönünde kesin bir tespit olmadığını öne süren Dişli, "Bu oluşturulmuş bir listedir. Bu listenin hiçbir anlamı yok. Evet ortada bir konsey var ancak bu 38 kişi konsey üyesi olamaz. Hele hele bu 38 kişi ülkeyi yönetecek derseniz buna kargalar bile güler." savunması yaptı.

Dişli, "Ben darbeci değilim, kimse bana darbeci diyemez. Orduya girdiğimde daha 18 yaşındaydım, bugün 57 yaşındayım. Ben Mektebi Harbiyeliyim. Ettiğim askerlik yeminine ve sancağa ihanet etmedim, etmem." ifadelerini kullanarak mahkeme heyetinden beraat talebinde bulundu.

 

"HULUSİ AMCA DİYE BİLDİĞİMİZ, YENİ SİYASETÇİ HULUSİ AKAR"

Dişli'den sonra kızı olan avukatı savunma yapmaya başladı. Ancak sesi titreyince, Başkan Oğuz Dik, "İstersen Barış başlasın" diyerek, diğer avukata söz verdi. Kızı savunma yaptığında ise yine sesi titreyerek, "Müvekkilim babam 3 yıldır tutuklu" dedi. Hulusi Akar için de, "Hulusi amca diye bildiğimiz, yeni siyasetçi Hulusi Akar" ifadelerini kullanan avukat, babasının Akar yüzünden tutuklu olduğunu ima etti.

Savunmaların tamamlanmasından sonra bugünkü celse sonlandırıldı.

Kaynak: ODA TV

TÜMGENERAL MEHMET DİŞLİ'NİN İFADESİ ORTAYA ÇIKTI! TÜMGENERAL MEHMET DİŞLİ'NİN İFADESİ ORTAYA ÇIKTI!

ESKİ TÜMGENERAL DİŞLİ MAHKEMEDE KENDİNİ SAVUNDU! ESKİ TÜMGENERAL DİŞLİ MAHKEMEDE KENDİNİ SAVUNDU!




HABERE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

  • S.Lig
  • 1.Lig
  • 2.Lig Kırmızı
  • 2.Lig Beyaz
    Takımlar O G B M Av P
1 İstanbul Başakşehir 13 9 3 1 14 30
2 Kasımpaşa 13 8 1 4 10 25
3 Galatasaray 13 7 3 3 8 24
4 Beşiktaş 13 6 3 4 7 21
5 Yeni Malatyaspor 13 6 3 4 6 21
6 Atiker Konyaspor 14 5 6 3 5 21
7 MKE Ankaragücü 14 6 2 6 -1 20
8 Antalyaspor 13 6 2 5 -3 20
9 Trabzonspor 13 5 4 4 2 19
10 Göztepe 13 6 0 7 -1 18
11 Bursaspor 13 3 7 3 1 16
12 Demir Grup Sivasspor 13 3 6 4 -4 15
13 Aytemiz Alanyaspor 14 5 0 9 -9 15
14 Erzurum BB 13 3 5 5 -3 14
15 Fenerbahçe 13 3 4 6 -5 13
16 Akhisarspor 13 3 3 7 -9 12
17 Kayserispor 13 3 3 7 -12 12
18 Çaykur Rizespor 14 1 7 6 -6 10
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
    Takımlar O G B M Av P
1 Çaykur Rizespor 34 20 9 5 30 69
2 MKE Ankaragücü 34 18 9 7 21 63
3 Boluspor 34 18 6 10 23 60
4 Ümraniyespor 34 17 8 9 14 59
5 Erzurum BB 34 14 11 9 12 53
6 Gazisehir Gaziantep FK 34 15 8 11 19 53
7 Altınordu 34 15 8 11 10 53
8 Balıkesirspor 34 16 7 11 10 52
9 İstanbulspor 34 14 8 12 6 50
10 Vartaş Elazığspor 34 13 9 12 9 48
11 Giresunspor 34 13 8 13 6 47
12 Adanaspor 34 12 7 15 -15 43
13 Adana Demirspor 34 11 8 15 -3 41
14 Eskişehirspor 34 12 8 14 7 41
15 Denizlispor 34 10 8 16 -4 38
16 Samsunspor 34 7 15 12 -14 36
17 Manisaspor 34 7 3 24 -49 12
18 Gaziantepspor 34 2 4 28 -82 1
    Takımlar O G B M Av P
1 Hatayspor 34 23 7 4 48 76
2 Menemen Belediyespor 34 22 8 4 42 74
3 Afjet Afyonspor 34 21 7 6 31 70
4 Sivas Belediyespor 34 19 10 5 28 67
5 Keçiörengücü 34 19 7 8 36 64
6 Sancaktepe Belediyespor 34 16 11 7 26 59
7 İnegölspor 34 17 8 9 12 59
8 Sarıyer 34 13 5 16 -1 44
9 Tokatspor 34 11 10 13 -8 43
10 Etimesgut Belediyespor 34 11 9 14 -3 42
11 Kastamonuspor 34 12 4 18 -3 40
12 Eyüpspor 34 11 6 17 -10 39
13 Tuzlaspor 34 10 8 16 -9 38
14 Bodrumspor 34 10 8 16 -14 38
15 Amed Sportif 34 10 10 14 -4 37
16 Bucaspor 34 10 9 15 -9 36
17 Korfez SK 34 4 4 26 -48 13
18 Mersin İdmanyurdu 34 1 1 32 -114 -17
    Takımlar O G B M Av P
1 Altay 34 19 9 6 30 66
2 Bandırmaspor 34 19 7 8 22 64
3 Gümüşhanespor 34 19 7 8 25 64
4 Sanliurfaspor 34 19 6 9 21 63
5 Sakaryaspor 34 17 10 7 15 61
6 Bugsaşspor 34 15 11 8 20 56
7 Hacettepe Spor 34 15 11 8 16 56
8 Konya Anadolu Selçukspor 34 15 10 9 7 55
9 Niğde Belediyespor 34 14 7 13 -1 49
10 Kırklarelispor 34 11 9 14 -9 42
11 Kahramanmaraşspor 34 9 12 13 -14 39
12 Zonguldak Kömürspor 34 9 11 14 -14 38
13 Pendikspor 34 9 10 15 -13 37
14 Fethiyespor 34 8 12 14 -9 36
15 Fatih Karagümrük 29 9 4 16 -13 31
16 Nazilli Belediyespor 34 7 8 19 -24 29
17 Karşıyaka 34 6 9 19 -22 21
18 Silivrispor 34 2 11 21 -34 17
NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık