stats
Engelleyiciyi kapattım!

Türkiye'nin Askeri Haber Portalı. Tüm, subay, astsubay, uzman jandarma, uzman çavuş ve sözleşmeli erbaş/er, ile sivil memur haberleri

TSK'DAKİ SON SAVAŞIN PERDE ARKASI!

TSK'DAKİ SON SAVAŞIN PERDE ARKASI!
  • 25 Ocak 2020, Cumartesi 8:00

Oda Tv. Yazarlarından Müyesser YILDIZ, yine çok tartışılacak iddialar içeren bir yazı kaleme aldı.

İŞTE O YAZI

TSK'daki son “savaşın” perde arkası

Ne denir ki?.. İnşallah devleti yönetenler başarı kadar başarısızlığı üstlenmede de böylesi mücadele verirler!..

TSK'da uzun bir süredir iki isim arasında kâh medya üzerinden, kâh kapalı kapılar ardında sessiz bir savaş yaşanıyor.

Savaşın taraflarından birisi TSK üzerinde tam etkili ve yetkili kılınan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar. Diğeri de Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı.

Alışageldiğimiz TSK teamülleri açısından; ister emir-komuta zinciri, ister rütbe, isterse siyasi iradenin üstünlüğü açısından bakın, böyle bir savaş mümkün mü?.. Değil... Anlaşmazlık varsa, medya önünde kavga edilmez, ast rütbedeki istifa eder veya görevinden alınır... Tersi, üst rütbedeki dikkate alınmıyorsa, “Ya o, ya ben” der, gider!..

Ama devam eden bu savaşta öyle olmuyor, özellikle medya aracılığıyla çıta yükseliyor/yükseltiliyor.

İki isim arasındaki sorun ya da sorunların tam sebebi nedir, bilmiyoruz. Medyaya yansıdığı kadarıyla, önce “FETÖ'yle mücadelenin” tümüyle Tümamiral Cihat Yaycı'ya maledilmesi rahatsızlık yarattı. En sonunda Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar TBMM Komisyonu'nda, “Burada mücadeleyi bazı basın organlarımız bilerek veya bilmeyerek bazı kişilerle, bazı kuvvetlerle anıyorlar. Bu doğru değil, bu gerçeği yansıtmıyor” dedi.

İktidar medyası, Yaycı'yı ön plana çıkarmaya devam ederken, Devletin Anadolu Ajansı'nın bu isimle ilgili haberleri MSB'ye sorduğu ve onu görmemeye başladığı ortaya çıkı. 

Yaycı'nın 2019 YAŞ'ında terfi etmesi bekleniyordu. Olmadı. Bu da Akar'la aralarındaki çekişmeye bağlandı, ama iktidar medyası “Şaşkınlığını” ifade etmekle yetindi.

Akar-Yaycı arasındaki mücadelenin yeni sahası ise “Libya” oldu.

Gün gün neler yaşandığını anlatmadan önce, gelinen son durumu bugün Hürriyet'te Nedim Şener'in yazısından aktarayım.

Şener, “Ya emeklilik ya istifa” başlıklı yazısında, Yaycı'nın emeklilik veya istifa noktasına geldiğini duyurdu. Sebebinin de hakkında övgü dolu yazılar yazılması, yaptıkları ve yazdıklarının başta ABD olmak üzere birçok ülkeyi rahatsız etmesi olduğunu vurgulayıp, hakkında inceleme başlatıldığını ve savunmasının istendiğini bildirdi.

Şener'in yazısında, Yaycı'nın savunmasını isteyenin kim olduğu konusunda ise “Orası karışık” ifadesi yer alıyor.

Öncelikle, ortada karışık bir durum yok. Eğer öyleyse, Yaycı hakkında inceleme başlatıp, savunmasını isteyecek makam bellidir; Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nın bağlı olduğu MSB.

İkincisi; Basında çok yer alması, açıklamaları ve yazdıkları nedeniyle inceleme başlatılması ile Libya anlaşmasının emperyalist çevrelerde rahatsızlık yaratması gerekçelerinin yanyana getirilmesinden bir yanlışlık yok mu?

Sebep ilki ise TSK'daki teamüller bir yana, “Askeri vesayeti” bitirmek isteyenler açısından da arzulanan bir durum değil mi? Bugüne kadar Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler veya herhangi bir kuvvet komutanının bile neredeyse sesini duymamışken, bir Tümamiralin konferanslarda konuşup, Ertuğrul Özkök'le Facetime'da görüşmesi normal mi?

Sebep Libya anlaşması ise Yaycı'nın savunmasını isteyen makam yani MSB, “Emperyalistlere hizmet etmek” gibi ağır bir suçlamaya maruz kalmış olmuyor mu?

AKLIM HAFSALAM ALMADI

Sanıyorum son gelinen noktanın bambaşka bir sebebi var.

Ülkemiz birçok cepheye ilave Libya'da da bir mücadele içinde olduğundan, keza konunun muhataplarını sıkıntıya sokmamak için bildiklerimi, duyduklarımı yazmaktan kaçındım.

Ayrıca ben de devlette 10 yıl görev yaptığım, kural-kaidelere az çok vakıf olduğum, başarı veya başarısızlığın tek bir kişiye mal edilemeyeceğini bildiğimden, aklımın hafsalamın almadığı gelişmelere inanamadım.

Ama madem işler bu noktaya geldi, kalemimin döndüğünce anlatmaya çalışayım.

Libya anlaşması imzalandığında, Erdoğan dahil herkes bunun bu dönemin eseri olduğunu söyleme yarışına girdi. Medya da Cihat Yaycı'yı “Anlaşmanın mimarı” ilân etti.

Ben ise 3 Aralık'ta anlaşmanın 10 yıllık geçmişi olduğuna dikkat çekip, buna Yaycı'nın yanısıra başka kimlerin katkı verdiğini ve Kaddafi'nin linç edilmesinden sonra nasıl akim kaldığını aktardım.

Öğrendim ki, işte bu yazıdan sonra ortalık karıştı.

Anlaşmanın geçmişini araştıran Milli Savunma Bakanı Akar, Erdoğan'a bilgi verdi.

Erdoğan sonraki açıklamalarında, 2010 yılına işaret ederek, “Kaddafi'nin ölümüyle tamamlanamadı” dedi.

Cihat Yaycı cephesinde ise bambaşka girişimler, tartışmalar, suçlamalar yaşandı. 

Akar'ın bunlardan da haberi oldu, “Çok üzüldü” ve yine Erdoğan'ı bilgilendirdi.

Ancak Erdoğan, 22 Aralık'ta Gölcük Tersane Komutanlığı'ndaki törende yaptığı konuşmada şu sözleriyle bir anlamda tarafını seçti:

“Bu konudaki çalışmalar bir anda ortaya çıkmış değildir. Türkiye olarak, deniz yetki alanları konusunda Libya ile 10 yıl önce ilk adımları attık. Halen Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızın Kurmay Başkanlığı’nı yürüten Tümamiral Cihat Yaycı’nın bu konuda hazırladığı raporlar, haritalar, yazdığı makaleler ve kitaplar ortadadır.”

Peki, kavga bitti mi?

Sonrasında mesela şu yaşandı:

Saray'da düzenlenen “Libya Mutabakatı Çerçevesinde Doğu Akdeniz’de Stratejik Denklem” konulu çalıştaya bizzat Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın tarafından davet edilen Cihat Yaycı'nın katılmasına Akar'ın izin vermediği duyuruldu.

“Saray çağıracak, ama Akar izin vermeyecek, mümkün mü?” demekle yetinip, devam edeyim.

Başta iktidar medyası, çeşitli medya organlarında, Libya anlaşmasının Yaycı'nın eseri olduğuna ilişkin haber ve yazılar sürdü.

Son olarak Ertuğrul Özkök 22 Aralık'ta Hürriyet'te, “Bana göre 2019 yılının yirmi insanı” başlıklı yazısında, “Libya diplomatik zaferinin arkasındaki gizli kahraman” diyerek, şunları yazdı: 

“Tümamiral Cihat Yaycı: 2019’un son günlerinde Türkiye bütün dünyayı şaşırtan bir diplomatik atak yaptı. Libya ile yaptığı ve herkesi şaşırtan dâhiyane deniz anlaşmasının perde arkasında gizli bir kahramanı var. Bu planın fikri mimarı işte o insan. 2009 yılından beri ısrarla ‘Libya’yla deniz anlaşması yapmamız gerekir’ fikrini savunan, kitaplar yazan, konferanslar veren Yaycı’nın akademik çabası bu yıl sonuç verdi ve Türkiye bu adımı atarak, Akdeniz’de büyük diplomatik koz ve avantaj sağladı.”

O yazıdan sonra ne mi oldu? Bunu da yine Özkök'ün 5 Ocak'taki yazısından öğrendik. Facetime'dan Yaycı'yı arayıp, tanışmış, konuşmuş.

Tanışma, konuşma olabilir. Ancak Yaycı'nın demeç verip, “Cumhurbaşkanı olmasaydı bu rafa kaldırılmış, akademideki bir çalışma olarak kalacaktı. Onun gerçekçiliği ve cesareti sayesinde uygulandı. Şimdi bundan sonra atmamız gereken çok önemli bir adım daha var. Nedir tahmin edin?.. Bundan sonra mutlaka atmamız gereken adım şudur. Libya ile yaptığımız bu deniz anlaşmasının aynısını en kısa sürede İsrail ile de yapmalıyız. Kesinlikle bu adım atılmalı” dediğini de okuduk.

Şimdi soralım; Bu demeç için Deniz Kuvvetleri Komutanı veya MSB'den izin alındı mı?

Alınmadıysa; Yaycı hakkında inceleme başlatılıp, savunma istenmesinin öncelikli sebebi büyük ihtimalle budur.

Ve

Yukarıda Akar'ı “Çok üzdü” dediğim, aslında duyulsa bir çok komutanı üzecek, “Bambaşka tartışmalar, suçlamalar” diye özetlediğim süreçtir.   

Ne denir ki?.. İnşallah devleti yönetenler başarı kadar başarısızlığı üstlenmede de böylesi mücadele verirler!..

Nedim Şener yazısının sonunda, “Bakalım sonu nereye varacak” diye sormuş. 

TSK kulislerinde, Cihat Yaycı'nın bu yıl Donanma Komutanlığına atanacağı veya emekliye ayrılıp, Cumhurbaşkanlığına danışman olacağı konuşuluyor.

Kaynak: ODA TV



HABERE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

  • S.Lig
  • 1.Lig
  • 2.Lig Kırmızı
  • 2.Lig Beyaz
    Takımlar O G B M Av P
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
    Takımlar O G B M Av P
1 Çaykur Rizespor 34 20 9 5 30 69
2 MKE Ankaragücü 34 18 9 7 21 63
3 Boluspor 34 18 6 10 23 60
4 Ümraniyespor 34 17 8 9 14 59
5 Erzurum BB 34 14 11 9 12 53
6 Gazisehir Gaziantep FK 34 15 8 11 19 53
7 Altınordu 34 15 8 11 10 53
8 Balıkesirspor 34 16 7 11 10 52
9 İstanbulspor 34 14 8 12 6 50
10 Vartaş Elazığspor 34 13 9 12 9 48
11 Giresunspor 34 13 8 13 6 47
12 Adanaspor 34 12 7 15 -15 43
13 Adana Demirspor 34 11 8 15 -3 41
14 Eskişehirspor 34 12 8 14 7 41
15 Denizlispor 34 10 8 16 -4 38
16 Samsunspor 34 7 15 12 -14 36
17 Manisaspor 34 7 3 24 -49 12
18 Gaziantepspor 34 2 4 28 -82 1
    Takımlar O G B M Av P
1 Hatayspor 34 23 7 4 48 76
2 Menemen Belediyespor 34 22 8 4 42 74
3 Afjet Afyonspor 34 21 7 6 31 70
4 Sivas Belediyespor 34 19 10 5 28 67
5 Keçiörengücü 34 19 7 8 36 64
6 Sancaktepe Belediyespor 34 16 11 7 26 59
7 İnegölspor 34 17 8 9 12 59
8 Sarıyer 34 13 5 16 -1 44
9 Tokatspor 34 11 10 13 -8 43
10 Etimesgut Belediyespor 34 11 9 14 -3 42
11 Kastamonuspor 34 12 4 18 -3 40
12 Eyüpspor 34 11 6 17 -10 39
13 Tuzlaspor 34 10 8 16 -9 38
14 Bodrumspor 34 10 8 16 -14 38
15 Amed Sportif 34 10 10 14 -4 37
16 Bucaspor 34 10 9 15 -9 36
17 Korfez SK 34 4 4 26 -48 13
18 Mersin İdmanyurdu 34 1 1 32 -114 -17
    Takımlar O G B M Av P
1 Altay 34 19 9 6 30 66
2 Bandırmaspor 34 19 7 8 22 64
3 Gümüşhanespor 34 19 7 8 25 64
4 Sanliurfaspor 34 19 6 9 21 63
5 Sakaryaspor 34 17 10 7 15 61
6 Bugsaşspor 34 15 11 8 20 56
7 Hacettepe Spor 34 15 11 8 16 56
8 Konya Anadolu Selçukspor 34 15 10 9 7 55
9 Niğde Belediyespor 34 14 7 13 -1 49
10 Kırklarelispor 34 11 9 14 -9 42
11 Kahramanmaraşspor 34 9 12 13 -14 39
12 Zonguldak Kömürspor 34 9 11 14 -14 38
13 Pendikspor 34 9 10 15 -13 37
14 Fethiyespor 34 8 12 14 -9 36
15 Fatih Karagümrük 29 9 4 16 -13 31
16 Nazilli Belediyespor 34 7 8 19 -24 29
17 Karşıyaka 34 6 9 19 -22 21
18 Silivrispor 34 2 11 21 -34 17
NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık