stats
Engelleyiciyi kapattım!

Türkiye'nin Askeri Haber Portalı. Tüm, subay, astsubay, uzman jandarma, uzman çavuş, sözleşmeli erbaş/er ile sivil memur haberleri...

73 JANDARMA PERSONELİ HAKİM KARŞISINDA!

73 JANDARMA PERSONELİ HAKİM KARŞISINDA!
  • 25 Ocak 2019, Cuma 20:46

Jandarmanın İstanbul'daki Darbe Faaliyetlerine İlişkin Dava

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimine ilişkin eski İstanbul İl Jandarma Komutanı Kurmay Albay Gürcan Sercan'ın da aralarında bulunduğu 43'ü tutuklu 76 sanığın yargılandığı davanın 28. duruşması başladı.

İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesince, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesinin karşısında bulunan binada yapılan duruşmaya, 41'i tutuklu sanık ve avukatları katıldı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın avukatı da duruşmada hazır bulundu.

Duruşma, tanıkların beyanlarının alınmasıyla devam ediyor.

İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nin karşısında bulunan binada yapılan duruşmada, bazı tanıklar dinlenildi.

Tanık Özgür Beşli sanıklardan eski üsteğmen Mehmet Ali Yaşar ile aynı dönem İzmir ve Ankara'da subaylık kursu gördüklerini söyledi.

Kursların 2009-2010'da olduğunu ifade eden Beşli, "Ben Kars'ta görev yaparken 2009 yılında, sözde abi dediğimiz şahısla görüştüm. Evde bir muhabbet esnasında Mehmet Ali Yaşar'ın da subaylık sınavını kazandığını söyledi. İzmir'e giderken birlikte gidebileceğimizi söyledi bu FETÖ'ye ait şahıs. Mehmet Ali sonrasında FETÖ'ye ait olduğunu değerlendirdiğim, Ankara'da bir ev tuttu. Sivil giyimli kişiler görüyordum, beni de çağırdı ama fazla gitmedim." diye konuştu.

Duruşmada tanık olarak dinlenilen eski Arnavutköy İlçe Jandarma Komutanı emekli binbaşı Faruk Kılıç ise darbe girişimi sırasında ailesiyle sinemaya olduğunu, filmin arasında gelen mesajlarda kalkışma olduğunu öğrendiğini ve ilçe komutanlığına gittiğini söyledi.

Komutanlığa gittiğinde, nöbetçi subayları arayarak dışarıdaki araçların ve birliklerin geri dönmelerini istediğini anlatan Kılıç, "Bölüğe geldikten sonrada emniyeti aldım. Bizde yoklama almayı ve haberleri seyretmeye başladık. Sanıklardan Müştak uzman aradı ve görevde olduğunu söyledi. Nerede görevli olduğunu sorduğumda Mahmutbey Gişeler olduğunu söyledi. Hemen geri dönmesini istedim. Teğmen Müjdat Aybey'in (tutuklu sanık) kendisine görev olduğunu söyleyerek gişelere götürdüğünü söyledi. Müjdat teğmenin gelmemesi durumunda ne yapacağını sordu. Gelmezse onu bırak dedim." ifadelerini kullandı.

Tutuklu sanık Müjdat Aybek'in Hadımköy lojmanlarda indiğini belirten Kılıç, "Uzman çavuş Müştak gelmişti sadece bölüğe. Müjdat teğmen ise 03.00 sıralarında ancak geldi. İdari tahkikat heyetiyle bunu karşımıza aldık. Telefonla kendisini birisinin görev adı altında aradığını iddia etti. Bunu bana niye söylemediğini sordum. Devrelerinden birinin şaka yaptığını zannettiğini söyledi. Şaka yapıyorsa yanına niye uzman çavuşu ve malzemeleri olduğunu sordum. ya gerçekse diye aldığını söyledi bu sefer. Beni hat düşmediği için arayamadığını söylüyor. Ama o sırada bütün devreleriyle konuşmuş." şeklinde beyanda bulundu.

Sanık teğmende "arama kaydı silme" hastalığı

Tutuklu sanık eski yarbay Nurettin Çakmak'ı aradığını ve teğmenlerden birinin dışarıda olduğunu söylediğini ifade eden Kılıç, beyanlarına şöyle devam etti:

"Bana, bildiğini ve teğmene kızdığını söyledi. Böyle deyince benim nevrim döndü. Teğmeni göreve Çakmak'ın çağırdığını tahmin ettim. Normalde bir bağları yok, çünkü kendi personeli değil. Bunun da aynı gruptan olduğunu anladım. Müjdat'a telefonu vermesini ve arayan numaraya bakacağımızı söyledim. Kimin aradığını, kimin çağırdığını kontrol etmek istedim. Bana 'Komutanım bende hastalık var, ben telefonlarımı durmadan siliyorum. Her 15 dakikada bir arama kayıtlarını siliyorum' dedi. Whatsapp, arama kayıtları ve mesajları temizdi. Telefonu temizlemiş gelmiş. Bazen cezai işlemi uyguluyorlar. Bunların hepsini saklıyormuş. Ama darbe girişimi gecesi bana temizlik hastalığı olduğunu söyledi."

Sanık Aybey ise eşinin telefonunda ölü fotoğrafları ve cinsel içerikli fotoğraflar gördüğünü, bu nedenle telefonda silme işlemini alışkanlık haline getirdiğini iddia etti.

Tanık olarak beyanda bulunan bazı kişiler de sanıklara ilişkin beyanda bulundu.

Tanık Ali Osman eski subay olduğunu, şu anda özel sektörde çalıştığını, davanın sanıklarından eski Yüzbaşı Özkan Özen ile askeri lise ve harp okulunu beraber okuduklarını söyledi.

Ortaokulun sonlarında tanıştıklarını ve FETÖ'ye ait evlerde ders çalıştıklarını kaydeden Osman, "2004 yılından sonra kendisini hiç görmedim. Öncesinde birlikte bu yapıya ait evlerde beraber ders çalıştığımız oldu. Askeri lisede okuduğumuz zaman İzmir'de, harp okulunda okuduğumuz zaman da Ankara'da bu yapıya ait evlerde buluştuğumuz oldu. Çok fazla gitmedik, 3-4 defa gittik. Bu evlerde bizlere 'Oruç tutmayın' şeklinde telkinlerde bulunuyorlardı." diye konuştu.

Sanık Özen ise tanığı tanıdığını, ancak iddiaları kabul etmediğini, tanığın etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandığını ve sadece kendisinin ismini vermesi nedeniyle sanığa güvenilemeyeceğini iddia etti.

Tanık uzman çavuş Oğuz Kılıç da darbe girişiminde Sabiha Gökçen Havalimanı'nda uzman çavuş olarak görev yaptığını söyledi.

Gündüz saatlerinde makam inişinin olduğunu belirten Kılıç, "Makam inişlerinde bizim asker sayımız az olduğu için Alemdağ'dan bir tim daha geliyordu. Normalde iniş gerçekleştikten sonra tim birliğine geri dönerdi. Akşam tekrar faaliyet olacağı belirtilerek, tim bekletildi. Silahlara bakım yapıldı. Çelik yelek ve çelik başlıkların bekletilmesi söylendi. Devlet büyüklerimizin geleceğini söylendi. Daha önce devlet büyükleri kullandı bu havalimanını ama daha önce böyle bir talimat olmamıştı." ifadelerini kullandı.

Tanık Serdar Şahiner de sanıklardan Astsubay Bekir Çakmak'ı tanıdığını, birlikte FETÖ'ye ait bazı evlere gittiklerini, kendilerine farklı isimler verildiğini söyledi.

Sanık Çakmak ise tanığın beyanlarını reddettiğini dile getirdi.

"Tank girerse havalimanı düşer"

Tanık Erdal Özkan da 15 Temmuz darbe girişiminde Sabiha Gökçen Havalimanı'nda er olarak görev yaptığını ifade etti.

Havalimanında 2016 Şubat'ta göreve başladığını aktaran Özkan, şunları kaydetti:

"Askerlik sürem boyunca sadece 15 Temmuz'da G3 piyade tüfeği temizliğini yaptık. Çelik yeleklerin sadece o gün yıkandığını gördüm. Akşam 19.00-20.00 sıralarında sıkıyönetim olduğu söylendi. Tanımadığımız 7-8 rütbeli asker vardı. Daha önce görmediğim bu rütbelilerde çelik yelek ve silah vardı. Bizden silahlığa inip mermi basmamızı söylediler. Yaklaşık 150-200 mermi bastık. Bir rütbelinin telefon konuşmasına şahit oldum. 'Komutanım tank girerse havalimanı düşer. Tankların vatandaşlarının arasından geçerek havalimanına girmesi lazım.' şeklinde telefonda görüşmesi oldu."

Bazı tanıklar da 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin sanıklarla ilgili beyanda bulundu.

Duruşma, tanıkların dinlenilmesine devam edilmek üzere yarına ertelendi.

 

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, eski İstanbul İl Jandarma Komutanı Gürcan Sercan ve yardımcılarının bulunduğu 73 jandarma personelinin darbe girişimi akşamı yaptığı faaliyetler anlatılıyor.

İddianamede, aralarında FETÖ'nün jandarma yapılanmasının sözde "manevi abisi" Şemsi Zafer Yalçın ile sözde "Marmara Bölge Temsilcisi" Nihat Keskin'in de bulunduğu 19 sanığın, örgütteki yerleri ve jandarmayla ilişkilerine vurgu yapılıyor.

Darbe giris¸imi günü Harp Akademilerinden subayların I·l Jandarma Komutanlıgˆı'na gelerek Albay Gürcan Sercan ve yardımcısı Yarbay Birol Abbas'la görüs¸tükleri, sanıkların darbe giris¸imine hazırlık olarak degˆerlendirilen bu faaliyetlerini "tez çalıs¸ması" şeklinde adlandırarak gizledikleri belirtilen iddianamede, İl Jandarma Komutanlığındaki kamera kayıtlarının bulunduğu 2 harddiski teslim alan Sercan'ın bunları sanık Albay Haydar Yalın'a verdigˆi ve bu görüntüleri birlikte imha ettiklerinin değerlendirildiği aktarılıyor.

İddianamede, Sercan'ın darbe girişimi gecesi gittiği 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nden kendisine tahsis edilen botla ayrıldığı, dönemin I·stanbul Valisi Vasip Şahin ve İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan'ın bot talebinin ise yerine getirilmediği anlatılıyor.

İddianamede, aralarında Sercan ve yardımcılarının da bulunduğu albay, yarbay, yüzbaşı, üsteğmen, astsubay ve uzman çavuş rütbesindeki 73 sanığın "TBMM'yi ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek", "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek" ve "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek" suçlarından üçer kez ağırlaştırılmış müebbet, "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan da 7,5 yıldan on beşer yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Aralarında terör örgütünün "manevi abisi" Şemsi Zafer Yalçın ve "Marmara Bölge Temsilcisi" Nihat Keskin'in de bulunduğu sözde "abi" konumundaki 12 sanığın da aynı suçlardan üçer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması talep edilen iddianamede, bu sanıkların "silahlı terör örgütü yöneticiliği" suçundan da 15 yıldan 22,5 yıla kadar hapisle cezalandırılması öngörülüyor.

İddianamede, örgütün sözde "abi"lerinden 5 sanık hakkında "silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek" suçundan 22,5 yıla kadar, 2 sanık hakkında ise "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan 15 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.




HABERE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

BASINDA BUGÜN
TÜM GAZETELER
  • S.Lig
  • 1.Lig
  • 2.Lig Kırmızı
  • 2.Lig Beyaz
    Takımlar O G B M Av P
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
    Takımlar O G B M Av P
    Takımlar O G B M Av P
    Takımlar O G B M Av P
NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık